NASİPSE GİDİLİYOR KALBE

Hakan Bahçeci

Vakti ve imkânı olanlar geciktirmeden niyet etsinler tavaf için… Bir başka mekân var mıdır bir koyup yüz bin karşılık bulmak?

            Gidenlerin neden tekrar gitmek istediğini ancak gidip dönünce anlayabilir bir insan sanırım. Üzerine yemin edilen kutsal ve mübarek belde; Mekke…

            Rabbimin takdiri ve izniyle Mekke’yi görmek ve Umre ibadetimi yapmak nasip oldu. Geçtiğimiz yirmi gün kadar kutsal topraklarda bulunduk. Medine ile başlayan yolculuğumuz Mekke ve ardından Cidde ile son buldu. Yakın zamana kadar Umre ziyareti belki bu kadar çok tercih edilir ve pratik değildi. Hac ve Umre için teveccühün artması inşallah hayra tebdil olur.

            Şartları tutan her Müslüman için İslam’ın beş şartından biri ve farz olan Hac ibadeti, kendi özel şartları ve rükunlarıyla tam bir prova ve tahayyül alanı. Umre ise Haccın hazırlığı ve ilk adımı olarak görülebilir. Özellikle genç yaşta tüm Müslümanlara şiddetle tavsiye edilmesi boşuna değil.

            İnsanlık tarihinin başladığı yer; yeryüzündeki ilk mabet, peygamberlerin mücadele sahası ve son nebinin son mesajın ilelebet baki kalacağı yer; bu yüzden olsa gerek arzın kalbi deniyor ve hak ediyor. Yüzyıllar boyu her mevsim her gün ve her saat çevresi tavaf edilen Kâbe, hayatiyetini ve kıymetini hiç kaybetmeden bir mıknatıs gibi insanları kendine çekmeye devam ediyor.

            Hac ve Umre ibadeti semboller, hatırlamalar ve tarihsel yolculuklarla dolu. Her bir rüknün her bir merhalenin kendince bir derinliği ve içsel anlamı var. Bunların mana ve derinliğini bilip idrak ederek rükünleri yerine getirmek gerekiyor ki anlamını ve lezzetini tadabilelim. Kabe’nin merkezde kalıp ziyaretçilerin belirli bir hızda ve hiç durmadan etrafında dönmelerinin daha ilk bakışta güneş sistemini ve yıldızları akla getirmesi boşuna değil.

            Hac ve Umre aynı zamanda mahşeri bir buluşma ve toplumsal bir yöneliş… Farklı milletlerden farklı coğrafyalardan farklı dilleri ve renkleri ile insanlar bir araya geliyorlar. Başka hangi niyet ve amaç, hangi eder ve davet bunca kemiyeti bir araya getirebilir?

            Üzerine yazılacak hiçbir sözün kifayet etmeyeceği bir yeri anlatmaya çalışıyoruz, anlatmalıyız da nitekim anlatışımızdan da ecir ve sevap bekliyoruz. Kâbe, tavaf edilince, orada namaz kılınınca, bakınca sadece orada bulunmak bile ecir vaat edilen mekansa onu yazmaya devam etmeliyiz elbette.

            O beldelere gitmek nasip gerçekten. Kıymetli babam çok arzu etmişti umre edebilmeyi. Ömrü yetmedi, adına gitmek bize nasip oldu. Annemle birlikte Umre için kutsal toprakları ziyaret ettik. Rabbimden kabul etmesini niyaz ediyoruz.

            Bu yolculuk için niyeti olanlar varsa geciktirmesinler diyerek başlamıştım. Rabbim yakın zamanda uluslararası seyahat firmalarının tasallutundan kurtarsın tüm Müslümanları. Umarım bu niyetler sayesinde netice hayrola.

Şu dönemde Türkiye, Diyanet İşleri aracılığı ve turizm firmaları ile organize ediyor bu yolculuğu. Firmaların işi cidden zor. Oldukça büyük ve geniş çaplı, detayları fazla bir organize gerektiriyor. İnsanları memnun etmek kolay değil. Bu yolculuğa turistik bir gezi için çıkılmadığını kabul ve idrak ederek çıkması gereken Müslümanlar bazen bu inceliği göz ardı edebiliyor.

Bu vesile ile tercih ettiğimiz Nasip Turizme ve firma yetkililerine çok teşekkür ediyorum. Ömer ve Mustafa Beylere, Mustafa Topal ve İbrahim Şenol Hocalarıma müteşekkirim. Mühim olan iyi niyetin gösterilmiş olması, çözüm üretme çabası ve dahası samimiyet… Bunları şahsım adına gördüm diyebilirim. Bereketli ve hayırlı kazançlar dilerim.