“Ne cemaati, örgüt örgüt!”

Dr. Ramazan Tuzla

Başlığımız Türkiye’nin Başbakanı’na ait. Düzce’de Başbakanı dinlemeye gelen halkın, “Başbakan burada, cemaat nerede?” şeklindeki tezâhüratına Sayın Başbakan’ın verdiği karşılıktır bu başlık.

Bu satırlarda 14 Ocak tarihli yazımızda ‘cemaat câmiye geri dönmelidir artık’ başlıklı yazımızı sizlerle paylaşmış ve demiştik ki: “Cemaat, Allah’ın emirlerinden olan namazı kılmak için bir araya gelmiş olan inananların oluşturduğu topluluğa verilen isimdir.

Dünya durdukça devam edecek olan, nice gönüllere sürur ve sakinlik veren ve mü’minin miracı olan namazın edâ mekânı olan câmilerin gerçek sâkinleridir cemaat. Rabbim, câmileri doldurup boşaltan bu med-cezirlerden Türk milletini ilelebet mahrum bırakmasın.”

Günümüz medyasının yaptığı en iyi işlerden biri de algı yönetimidir. Bu ifademle algı yönetiminin iyi olduğunu söylemiyorum. Medyanın bu işi iyi becerdiğinden bahsediyorum. Cemaat kavramı, her ne kadar malum grup için kullanılan bir kavram olsa da, hâlen mâsumiyetini kaybetmediği için,  bu gruba yönelik hitap kavramı olarak kullanılıyor olması, tam bir algı yönetimidir ve bilerek ya da bilmeyerek bu kavramı kullanan herkes, bu mâsumiyet algısına katkı sağlamaktadır.

Mâlum grup ile en çetin mücadeleyi verdiğini söyleyen birçok yazar hâlen bu kavramı kullanmaktadır ve bunların değirmenlerine su taşımaktadırlar. Cemaat kavramı maalesef mâlum grup için kullanılan ve kirletilen bir kavramdır. Cemaatin yeri câmiler ve sohbet meclisleridir. Mahremiyetin ihlali cemaatin içinde olmaz. Müslüman’ın ayıbı cemaat içinde ifşa edilmez. Cemaatin niyeti bellidir ve Allah’ın rahmeti de cemaat üzerinedir. Cemaat kavramı ne talihsiz bir kavrammış ki, ihânetle, kasetle, yatak odalarıyla, şantajla, montajla, ananasla anılır olmuş durumdadır. Buna bir son verecek olan insanlar, eli kalem tutan insanlardır ve cemaat kavramını, düştüğü bu bataklıktan kurtarmak zorundadırlar.

Haykırışımız şu olsun: Allah aşkına, cemaat kavramını şu mâlum grup için kullanmayalım! Mâdem istiklal mücadelesi veriliyor; mâdem ülkemizi yeniden geri alıyoruz; mâdem devletin her tarafına yayılmış habis bir urdan kurtulmaya çalışıyoruz; o zaman bu düşmanı cemaat kavramı ile mâsumlaştırmanın vebâli büyüktür. Kullanılan her bir cemaat kavramı, bile isteye bu gruba destek niteliğine bürünmektedir. Kullananın niyeti, belki karşı tarafı belli etmektir ama bu, cemaat kavramından başka bir tanımlama ile yapılmalıdır. Türkiye’nin Başbakanı’nın meseleye nasıl baktığını yazımızın başında vermiştik. Tekrar etmeyelim. Bu satırların sahibi olarak, bu zamana kadar malum grup için hiç cemaat kavramını kullanmadım ve kullanmayacağım.

Hakan Albayrak Ağabey’den de bunu istirham etmiştim ve kabul görmüştü. Şöyle bir seferberliğin tam zamanıdır: Gerek bizim gazetemiz, gerek Yeni Şafak, gerek Star, gerek Sabah, gerekse Yeni Akit, bu saatten sonra cemaat kavramının mâlum grup için kullanılmayacağını ve cemaatin yerinin camiler olduğunu, bu kavramın esaretine son verilmesi gerektiğini deklare etmelidirler. Bu kavram, kirlerinden arındırılmak zorundadır ve bu hepimizin görevidir. Kavram deyip geçmeyelim. Bu zamana kadar kavrayamadığımız kavramlar, koca bir ülkeyi kıvrandırmaya devam ediyor. Hoşgörünün zamanı geçmiştir. Hoşt denecek zağarlara gül atmanın âlemi yok.

Duânızı eksik etmeyin efendim.

 

28 Mart 2014 tarihli yazıdır...