OHAL

Murat Güçlü

15 Temmuz akşamı başlayan cuntacıların darbe girişimi halkın meydanları doldurması, tankı, uçağı, füzeyi bertaraf etmesi ile akim kalmıştır. Darbe girişiminin başarısız kalması üzerine Cumhurbaşkanı başkanlığında hükümet ve devletin tüm kurumları büyük bir mücadeleye başlamıştır. Bu mücadele kapsamında binlerce kamu görevlisi açığa alınmış, yüzlercesi ise soruşturma kapsamında tutuklanmıştır.

Darbe sonrası mağduriyet oluşmasın kampanyası başlatıldı. Bu kadar masum bir isteğe kim hayır diyebilir. Doğru hiçbirimiz masum insanların mağduriyet yaşamasını istemeyiz. ancak bu kampanyanın iyi niyetle yapıldığına da kimse inanmaz. Zira 15 Temmuzda yaşananlar ortada, Allah esirgesin darbenin başarıya ulaşması halinde halkın kahir ekseriyetinin nasıl bir zulümle karşı karşıya kalacağını düşünmek bile tüylerimizi diken diken etmeye yeter.

Mücadele edilen örgüt neredeye 50 yıllık geçmiş olan, yabancı istihbarat servisleri tarafından desteklenmiş, ülkenin başta güvenlikle ilgili olmak üzere tüm önemli kurumlarının kilit noktalarını ele geçirmiş, kamu hiyerarşisi dışında paralel bir hiyerarşik yapılanmayla kurumları yönetmiş veya yönetilemez hale getirmiş bir örgüt.

Bağlılarının verilen emirleri Allah katından gelmiş kabul ettikleri yahut ona eş eşdeğer şekilde hiçbir sorgu suale tabi tutmadan uyguladıkları bu sebeple en vahşice, en adice eylemleri dahi rahatlıkla yapabildikleri ortaya çıkmıştır. Şimdi TSK’dan Yargıya, Emniyetten istihbarata tüm önemli kurumları sarmış bu yapıyla nasıl mücadele edilecek?

Devlet mecburen ve hızla elindeki istihbari bilgilerle öncelikle bu örgütle bağlantısı olma ihtimali olanları açığa almak zorundaydı. Öncelikle bu örgüt elemanlarının kamu gücünü kullanma imkanları ellerinden alınmalıydı. Ardından bu süreçte görevden alınan, tutuklanan kişilerin yargı yoluyla göreve iade veya tutuksuzluk kararları verilmesinin önüne geçilmesi için başta Yargı içinde bu yapıyla bağlantılı olduğu düşünülen Hakim ve Savcılar açığa alındı. Buna rağmen başta darbe gecesi askeri üste yakalanan ve Hava Kuvvetleri imamı olduğu iddia edilen şahsın salıverilmesi bu tedbirin de ne kadar gerekli olduğunu göstermiştir. Darbe girişiminin başarısız olacağının belli olmasından sonra darbeye destek verenlerden açığa çıkmayanların darbe karşıtı gözüktüğü biliniyor. Bu durumda hızla hareket edilmeseydi yeni bir kalkışmanın yaşanmayacağının garantisi mi vardı? Hiçbirimiz masum insanların mağduriyet yaşamasını istemiyoruz, suçsuz insanların zarar görmesini istemiyoruz. Ancak bu yapıyla mücadelenin aksatılması halinde tüm ülkenin ve milyonlarca masum insanın zulme uğrayacağını, zarar göreceğini unutmayalım.

OHAL devlet kurumlarının bu tasfiyeyi hızlı ve rahat yapabilmeleri için ilan edildi. Vatandaş olarak bizlerin hayatından herhangi bir kısıtlama olmayacak gibi gözüküyor.