Olaylar ve insanlar

Fatma Betül Felhan

Savcı cinayeti ve akabinde başlayan olayın faillerine "terörist mi demeli yoksa devrim kahramanı mı?" tartışmaları... İstanbul Emniyet'inde kadın teröristin eylemi ve öldürülmesi... İzmir de terör eylemi gerçekleştirenlere destek, Türk polisini protesto gösterileri... 7 Haziran genel seçimleri için partilerin yoğun çalışmaları... Dizi oyuncusu Orhan Şimşek'in esrar psikos atağı sonucu babasını katletmesi... Usta sanatçı Kayahan'ın vefatı... Ve son olarak Rize maçı dönüşü, Fenerbahçe kafilesine Trabzon/Sürmene yolunda yapılan pompalı tüfekli saldırı...

 

 Son bir haftada Türkiye'de yoğun ve bir o kadar can sıkıcı olaylar yaşandı. Birbirinden farklı kulvarlarda bu denli tedirgin edici ve hızlı değişen gündem endişe yaratıyor bende. Nereye gittiği belirsiz ve nerede durmasını bilmeyen olaylar zinciri ile vahim sonuçların ortaya çıkma ihtimali dahi nefes alış verişimi hızlandırıyor. İman, fedakarlık, bağlılık, sevgi gibi kutsal değerler ile kurulan ülkemin güzel insanına kin, nefret ve nifak tohumları atan zihniyetin arzuladığı Yaşanılmaz Türkiye yoluna doğru adım adım ilerlediğini görmek, vatanına ve milletine bağlı bir Türk evladı olarak incitiyor beni.

 

Doğruluğu kesin olan kavramların tartışılması, evladın baba katili olması, eğlence sektörünün bir parçası olan sportif eylemlerin holiganlığa dönüşmesi şaşkınlık verici... Devlete hizmet eden biri görev başında kurban ediliyorsa bu bir terör eylemidir. Bu eylemi gerçekleştiren de teröristtir. Net. Eyleme destek verip ölen teröristler için gösteri yapanlar da en az teröristler kadar suçludur. Net. Teröristleri öldürdüğü için yerden yere vurulan polislerin protesto edilmesi akıl noksanlığıdır. Net.

 

 Alman dergisi Focus'un yaptığı araştırmalara göre Türk halkının IQ ortalaması 95 iken nasıl hala cevabı net olan soruları karmaşık hale getiriyoruz; gerçekten hayret! Baba cinayeti olayı ise tam bir vahşet! Yaptığımız işlerle şeytanı bile şaşırttığımıza inanıyorum artık. Büyüklerimiz Rahman'dan uzaklaşan insanın kanında rahmet pınarı kurur der. Doğruymuş. Nasıl bir ruh haline bürünüyoruz ki merhametsiz bakıyoruz etrafımıza... Ata'yı öldürmenin ne İslam kültüründe ne de Türk kültüründe yeri var. Psikolojik rahatsızlığı varmış, ilaçlarını almamış bahanesi ile yapılan kıyım, insanların içinde bulunduğu iman eksikliği, dolayısıyla başı boşluğu en acı şekilde gözler önüne seriyor.

 

Fenerbahçe ve Trabzonspor arasında klüp yöneticilerinin ezeli düşmanlığı neticesinde gerçekleşen pompalı tüfekli saldırı ile haftayı kapattık. Stres atmak ve eğlenmek için yapılması gereken maçların bizi daha çok strese soktuğu ve artık hiç eğlendirmediği kanaatindeyim. Sporsever ya da futbolsever tabiri yerini holiganlık aldıysa bu gidişte de bir sıkıntı var demektir. Gidişi bilinmeyen yolun dönüşünü düşünmek imkansızdır. Şuan emin olduğum tek bir şey var: Gelişen olaylara birileri dur demezse sihirli değnekle dahi düzeltilemez halimiz.

 

Hükümetiyle, muhalefetiyle, milletiyle, ünlüsüyle, ünsüzüyle, klübüyle, sporseveriyle kısaca tüm Türkiye'nin bir olup sirkelenmesi gerek. Kendimize gelmeliyiz artık. Meydana gelebilecek olumsuzlukların acısını yine hep birlikte yaşacayacağız yoksa. Teselli ve tevekküle sığınmalıyız. Gam yok, Allah var, Allah yar demeliyiz mesela...