Ölçü

Fatmanur Bektaş
İfrad: Herhangi bir konuda çok ileri gitme, makul olan sınırı aşma, aşırı davranma, taşkınlık anlamlarına gelir.
 
Tefrid: Bir şeyi gereğince ciddiye almamak, ihmâl etmek, önemsememek, olması gerektiğinden daha az ve daha aşağıda olmak anlamlarına gelir.
 
Her iki kelime de Arapçada "aşırı gitti, ileri gitti" anlamına gelen fartفرط) ) kökünden türemiştir.
 
 Günümüzde aşırılıkların revaçda olduğu, ihtiraslı duyguların moda hâline geldiği bir dönemi yaşıyoruz. İzlediğimiz dizilerden tutun gençler arasında sosyal medyada yaygın olan akımlarda, filmlerde hep bir ölçüsüzlük söz konusu.Kıskançlıkta, sevgide, ilgide, nefrette hep aşırılıkları izliyoruz. Bu da haddi aşmaktan ve taşkınlık yapmaktan sakınmayan laubali bir neslin türemesine neden oluyor.
 
  İkili ilişkilerimizde de en büyük sıkıntılar ölçüyü kaçırmakla başlıyor. Ölçüsüzlüğün ve aşırılığın boy gösterdiği yerde saygı ve sınırlar ihmal edilmeye başlıyor.
Herşeyin aşırısının zararlı olduğunu idrak etmemiz gerekiyor, hatta sevginin bile.
Söyleyen çok güzel söylemiş: "İlaçla zehirin arasındaki fark dozdur. Dozu fazla kaçırırsanız ilaç, zehre dönüşür."
 
  Yüce dinimiz İslam günlük yaşantımızda yeme, içme, uyuma gibi  her türlü eylemimizde ve  ikili ilişkilerimizde hatta ibadet ederken bile aşırılıktan kaçınmayı ve orta yolu tutmayı emretmiş, ifrat ve tefriti yasaklamıştır.
  Peygamber efendimiz; "Söz ve davranışlarında ileri gidip haddi aşanlar helâk oldular" buyurarak bu hususun Allah katındaki önemini bizlere bildirmiştir.
  Kuran'ı Kerim'de  Cenabı Hak "Biz sizi vasat(orta) bir ümmet kıldık." buyuruyor.(Bakara 143)
  Bu nedenle en doğrusu mutedil olmak ve orta yolu bulmaktır.
 
Bununla ilgili efendimiz zamanında geçen bir diğer hadise şöyledir:
"Ebu Derdâ hazretleri , İslam'la şereflendikten sonra Allah'a ibadet dışında hiçbir şeyle meşgul olmamaya karar verir. Ticareti bırakır, hatta ailesini dahi ihmal etmeye başlar. Onun bu durumuna şahit olan Hz. Selmân , kardeşi Ebu Derdâ'yı şu sözlerle uyarır:
'Rabbinin senin üzerinde hakkı vardır. Nefsinin senin üzerinde hakkı vardır.
Ailenin senin üzerinde hakkı vardır.
Şu halde her hak sahibine hakkını ver!'
Ebu Derdâ, Selmân'ın bu sözlerini Peygamber Efendimize aktarınca Allah Resûlü (s.a.s), 'Selmân doğru söylemiş' buyurur."
 
 Gördüğümüz üzere yüce dinimiz  ölçülü olmayı emrediyor hatta ibadette bile aşırılığa müsade etmiyor. Ölçünün sınırı nedir diyecek olursak kıstasımız elbette ki İslâm'dır vesselam.