Ona ‘’Dokun’’ Buna ‘’Dokunma’’

Ömer İnal

Geçtiğimiz hafta, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde PKK’lı teröristleri temizlemeye yönelik Güvenlik güçlerince yapılan operasyonlara karşı halkı yürümeye, ‘’Sokağa çıkmaya’’ davet eden Selahattin Demirtaş hakkında soruşturma açılmıştı.

Son açılan soruşturmayla birlikte ‘’Dokunulmazlıklar’’ konusu yeniden gündeme geldi. Nitekim ‘’özyönetim’’ isteğinden dolayı daha önceki soruşturmalardan dolayı haklarında fezleke hazırlanan 5 HDP’li vekilin dosyaları TBMM’ne geldi.

‘’Dokunulmazlık’’ konusu Selahattin Demirtaş ve diğer HDP’li vekiller olunca ‘’Siyasete müdahale etmeyin’’ diye demeçler veren bir ‘’itidal’’grubu böylelikle ortaya çıkmış oldu.

Söz konusu bu cümleleri söyleyenler, HDP’li vekiller ya da parti tabanından kişiler değil, tahmin ettiğiniz gibi elbette bizim ‘’Beyaz Türkler’’ den başkası değil…

Daha bundan birkaç ay önce, Ak Partili 4 Bakan’ın dokunulmazlıklarının kaldırılması için dünyayı ayağa kaldıran bu zatlar,  HDP söz konusu olduğunda ‘’Siyasi olayların içine mahkeme kararları girerse… Ortaya sadece ve sadece mağduriyet çıkar’’ türü hezeyanları dile getirmekten geri durmuyorlar…

Üstelik bu HDP’li vekiller öyle pahalı kol saatleri, çikolata paketleriyle filan itham edilmiyor, alenen yapılan ‘’Sokağa çıkın’’ çağrısıyla 50 kişinin hayatını kaybettiği bir katliamın 1 numaralı sorumlusu… Özyönetim ilanlarıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bölünmez birliği ve bütünlüğünü hedef alan tehditkâr girişimler… Güneydoğu’da hendek siyasetini destekleyen, Onbinlerce kişinin evini terk etmesine, bölgenin harap olmasına, Askerimizin Polisimizin şehit olmasına neden olan, PKK’nın sivil katliamlarına göz yuman bir anlayıştan bahsediyoruz.

Tüm bu bahsedilen işleri yapan ve/ya destek olan yani teröre yardım ve yataklık eden kişileri, siyaset yapıyor diye görmezden mi geleceğiz? Siyaset yapıyorlar diye, yapılan bunca hukuksuzluğa göz yumup daha da cüretkâr hale gelmesini koskoca bir ülke olarak çaresizce izlemekle mi yetineceğiz?

Bu ülkede, pahalı kol saati takmak, 50’den fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermekten daha ağır bir suç olduğu için mi o kişilere dokunulmazlığı kaldırılsın derken, iş Demirtaş’a gelince ‘’Siyasi kişilerle mücadele sadece ve sadece siyasetle yapılır, Mahkeme kararlarıyla, hapis tehditleriyle, ‘dokunuruz ha’ diye parmak sallamalarla değil’’ şeklinde konuşuyorsunuz?

Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan nefreti gözlerinizi o kadar kör etmiş ki, Suç makinesi haline gelen birinin ‘’özyönetim’’ ilanıyla Anayasa’yı çiğnemesine, 50’den fazla kişinin ölmesine sebep olmasına ve hendek siyasetiyle Askerimizin, polisimizin şehit olmasına göz yuman birinin hala siyasi olduğunu ve ‘’dokunulmamasını’’ ısrarla istiyor ve savunuyorsunuz…

Son Ankara saldırısını kınamaktan bile geri duran, hatta o 29 masumun hayatını yitirdiği saldırıdaki canlı bombanın taziyesine katılan HDP’nin siyasetini koruyup kollamak, onların bu kanlı siyasetine cevaz vermek değil de başka nedir?

Küresel güçler, Orta Doğu’nun sınırlarını yeniden dizayn etmek isterken, Güneydoğu cephemizde bu güçlere karşı açıktan savaş veriyoruz. ABD, Rusya ve İran, PYD’ye başta silah olmak üzere her türlü desteği alenen veriyorlar…  ‘’PYD’ye sırtına yaslayan’’ içerdeki ‘’işbirlikçiler’’ ise bizi sırtımızdan vuruyor, bölgedeki etkinliğimizi kırmak için ABD ve Rusya ziyaretleri sonrası kendilerine sufle edilenleri Türkiye aleyhinde söyleyerek kendilerine biçilen görevlerini yapıyorlar…

Hülasa tüm bunlara rağmen, yine de bu suç makinesi haline gelen sözde ‘’siyasetçilere’’ dokunulmasın istiyorsanız, bu uluslar arası güçlerin piyonlarını siyasetçi olarak görmekte ısrar ediyorsanız, bir şehit ailesinin yanına gidin ve bu düşüncelerinizi onlara açıkça anlatın. Sonra da bir takım dengeleri gözetmek yerine, Vatanı, Milleti ve bu ülkenin bekasını düşünün. Eminim bir şeyler değişecektir…

Rabbim devletimize zeval vermesin, Milletimize birlik ve beraberlik içinde olmayı nasip etsin, Ordumuzu muzaffer eylesin…

Selametle…