Örtün Üstünü

Hatice Bildirici

O geceye kadar sıradan bir insan olan adam

Sabaha karşı nur dağından iniyor

Kızıl gökyüzünün altında hızla yürüyor

Dağdan çölün kızıllığına indiğinde

Asit mi gözyaşı mı iki damla uçuyor gözlerinden

Cübbesinin uçları arkaya doğru seğirtmiş

Rüzgâra meyil vererek

Durmadan da söyleniyor:

Ben mecnun muyum?

Hayır değilim.

Ben mecnun olmalıyım.

Hayır, evet

Ya rabbi

Sığındım sana

Yardım et!

Yalnızlık onun kaderidir.

Şu dağdaki mağarada

Günlerdir

Yalnız olmayanın işi ne

İnsanlardan yana yalnız

Tanrıdan yana…

Yalnızlık onun kaderi ya

Şimdi şu çölde kabarıp kabarıp korku oluyor

Korku da yalnızlığın üst mertebelerinden biri değil midir?

Bu korku insanlardan yana mıdır Tanrıdan yana mı?

İlk önce tanrıdan yanadır elbet

Hiçbir insanoğlu böyle bir sorumluluk almış mıdır?

Bu korkudan kaçmak için koşuyor

Nafile korku yakasını bırakmıyor

Şehre yaklaştıkça yavaşlıyor

Korku şekil değiştiriyor

Duruyor

Koşuyor

Onu bekleyen kadını düşününce

Rahatlıyor biraz

O anlar onu

Kanatlarının altına alır korur, inanır

Mecnun olmadığını bilir

Güneş doğduğunda eve varmıştır artık

Kapıyı hızla açıp eve girer,

Merakla yanına koşan kadına da bulaşmıştır korku

Titreyen adama gözleriyle sorar ne sorulabilecekse

Kadına bir şey anlatacak halde değildir.

Tek bir cümle dökülür dudaklarından adamın

Örtün üstümü örtün!

Çile başlamıştır

Örtün üstünü örtün!

8 şubat 2010