Öyküsünü arayan âdem

Hakan Bahçeci

Kendinizi bulmadığınız bir hikâye var mı ya da hangi hikâyede aramayı tercih edersiniz kendinizi? Öykümüzü arıyoruz belki de… Belki diyerek bitmemeli bu cümle; aramalıyız öykümüzü.

            Yaşamanın bize nasip edilen kısmını yeryüzü denilen bir gezegende ikmal ediyoruz. Ve yeryüzü bizim dert ve gam mekânımız olarak tamamlayacak zamanını. Yaşıyorsak ve her hikâye aslında bizzat bana ve sana ve ona dairse yeryüzü ıstırabın öyküsünü yazıyor. Sanırım bunun şifasını bulmak âdemoğluna nasip olmayacak.

            Yeryüzü dediğimiz bu geçici ikametgâha aslında sahibi olarak değil misafir olarak geldiğimizi daha eşikten adım atar atmaz unutuyoruz. Sahip olmakla ait olmak arasında anlamını arayan birer kahraman olarak yaşıyoruz öykümüzü.

            Dert yükü şu yeryüzü, biraz ürkek, acıya dönük bir tarafımız ve endişeli olmaktan kaçamıyor âdemoğlu. Haksız da değiliz. Hep natamam olduğumuzu salık veriyor kulağımıza gelen sesler. Öyküler anlatıyor hep anlatıcılar ve bizim öykümüz nedense hep sona kalıyor. Daha söze konu olmadan dönüyoruz yine kendi hikâyemize.

            Eksik olduğumuza inandırdıktan sonra “tamam” olmak için kendi yolumuzu değil gösterilen yolu yürümek zorunda olduğumuzu söyleyenler kimler peki? Aradığım şey aslında olduğum şey ise öykümün yanlışlığına kim karar verdi o halde?

            Hastalıklı bir ruh halinde olduğumuzu ön kabulle başlıyor hekimler. Bedenimiz zaten sıradan bir makine muamelesi görmeye başladı. Ne gözümüzün renginden memnunuz ne tenimizin renginden. Ne boyumuz yerinde ne kilomuz. Sağlıklı olmayı kim kime göre tarif etti ve hangi tahlil sonuçları beni matematiğin konusu yaptı?

Mesut ve bahtiyar olmak neden hep heyula bir uzak diyarın kavramları? Yeryüzünün bu haliyle beni mesut ve bahtiyar etmesini bekliyor değilim. Yaşatılan hayatın bana ait olmadığını bu hayatı inşa edenler çok iyi biliyor. Dert ve gam çekmek gerektiğini ben biliyorum lakin kendi öykümün kendi kahramanı olarak derdimin şekvası olamam.

Her hikâyede kendimizden bir parça buluyoruz. Bulduğumuz parçalar bir araya gelip kendi hikâyemizi yazacak kadar bütün olmuyor belki olamıyor. Ait olduğumuzu hissettiğimiz bir anlam ve derinlik olmalı. Öykümün beni kâmilen ifade edebilmesine dünden daha çok muhtacım.

            Öykümüzün başkahramanı olarak bizler sayfalarımız arasına almak istediklerimizi yalın ve bozulmamış olarak kabul edelim telaşındayız. Telaşlı olmak dünyanın gam dolu yüküne hafiflik getirmiyor. Nasıl olmam gerektiğini ve yaşadığım hayatın aslında bu olmaması gerektiğini söyleyenler beni kendi öykülerine almaya gerçekten hevesli mi? Ruhumun ve bedenimin hasta olduğunu peşinen kabul eden çağın devlerine, kendi özgül hikâyemi dayatacak kadar güçlü olduğumu bilmekle başlamalı hikâyem.

            İnsanın hikâyesinde bir eksiklik yok. Bahar gelecek, çiçekler açacaktır. O yüzden çizdiğin bahar resimlerinde çiçeklerin kokusunu duyuyormuş gibi çizmeli her bir çiçeği. Dokunabilmek cesaretini göster bir masum yüreğe, bir mekânı yaşanabilir kılmak için mekânın hikâyesine yol ver. Kendi kalbimiz kendi hikâyemizi bulacağımız yerdir paşam.