PAPA, AP ve ERMENİLER

Murat Güçlü

2015 senesi iki önemli olayın yüzüncü yılı, birincisi Çanakkale zaferinin diğeri de Ermeni tehcirinin.  Çanakkale zaferi bu milletin şerefidir, daha önce de ifade ettiğim gibi farklı bir açıdan da bir milletin şan ve şerefle son nefesini vermesidir. Biz Çanakkale zaferini hala anlamadık ve gençlerimize anlatamadık. Çanakkale'yi anladığımızda inanın daha güzel bir gelecek bizi bekleyecek.

1915'de meydana gelen diğer önemli vakıa ise Ermeni tehciri. Diaspora Ermenileri tarafından Yüzüncü yılda Türkiye aleyhtarı büyük bir kampanya başlatılacağı bekleniyordu. Beklendiği gibi de oldu ve 2015 senesi uluslararası arenada Türkiye için zor geçmeye başladı. Önce Papa Ermeni olaylarını soykırım olarak ifade ederek, Yüzyılın ilk soykırımına Ermenilerin maruz kaldığını beyan etti. Ardından Avrupa parlamentosu tarafından soykırım kararı alındı. Sırada 24 Nisan’da Obama tarafında soykırım ifadesinin kullanılıp kullanılmayacağı var. Bana sorarsanız soykırım desin de kurtulalım. Her sene 24 Nisan öncesi ABD başkanı zat soykırım diyecek mi demeyecek mi sıkıntısından ve ABD lobilerinin şantajından kurtuluruz.

Meşhur hikâyedir, yemek yiyen iki körden biri diğerine çıkışır "köfteleri ikişer ikişer yeme" diye, diğeri sorar "nereden bildin?" ilki cevap verir, "ben ikişer ikişer yiyorum da kendimden pay biçtim".

Papa ve Avrupa parlamentosunun soykırım iddiaları bana bu hikayeyi hatırlattı nedense. Tarihleri kan, gözyaşı ve soykırımdan geçilmeyen Papalık ve Avrupa bizi soykırım yapmakla itham ediyorlar. Onlar kendilerinden pay biçerek soykırım yaptığımızı ifade ediyorlar ancak biz soykırım yapmadığımızı biliyoruz, dünyanın da bilmesine çalışmalıyız.

Türkiye'nin iktisadi ve siyasi göstergeleri son yıllarda hep iyiyi gösteriyor. Hepimiz bunu konuşuyoruz, ülkenin ne kadar geliştiğinden dem vuruyoruz. Haklı bir gurur da yaşıyoruz. Buna karşı ülkede entelektüel manada büyük bir gerileme mevcut. Entelektüel alanda ilerleme sağlanamaması bir yana gerileme içinde olmamız bugün çok hissedilmese de gelecek açısından endişe verici. Bugün dünya çapında Türkiye'nin tezlerini anlatacak bilimadamı, sanatkar, edebiyatçı, yönetmen, tarihçi yetiştiremedik. Millet ve devlet olarak lobi faaliyetleri yapamıyoruz. Bu biraz da büyük devlet olmanın verdiği bir özellik olsa gerek. Ne ABD’de ne de başta Almanya olmak üzere Avrupa Devletlerinde ülkemiz yararına ve ülkemiz tezleri doğrultusunda kamuoylarını ve karar vericileri etkileme hususunda herhangi başarılı ve organize bir faaliyetimiz bulunmamakta. Yurtdışında başta Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türk’ün bulunması, Türklerin yanında diğer Müslüman halkların da Türkiye lehinde faaliyetlerde bulanacağı hesaba katılarak tüm önemli devletlerde Türkiye lehine her konuda son derece ciddi bir lobi faaliyeti yürütülebilir, yürütülmelidir.

Devlet büyüklerimizin soykırım kararlarını tanımıyoruz demeleri tabi ki önemli ancak iş bununla bitmiyor, dünya ülkeleri ve kamuoylarını da ikna etmemiz gerekir. Son üç yüz yılın en güçlü Dönemi'ni yaşayan Türkiye Allah'ın izniyle bu tip baskılara boyun eğmeyecektir. Hangi devlet, hangi parlamento soykırım yalanını kabul ederse etsin Türkiye’ye  diz çöktüremeyeceklerdir. Ama millet olarak da dünyaya bu yalanı haykırmak bizim boynumuzun borcudur.