Peki bu ahlak tüccarlığını kim yapıyor ?

Hazel Pekacar

Konuşalım konuşalım. Her konuyu inceleyelim incelemesine ama bizim konuştuklarımız menziline ulaşmadıktan sonra ne anlamı var? Velev ki ulaştı şahsiyetler üstüne kondurmadıktan sonra ehemmiyet nerde anlam görevi yaptı? Herkes bir şeyden şikayetçi. Herkesin çok iyi bildiği şeyler mutlaka var. Laf üstüne laf yok ! Mesela ülkemizin üç meşhur mesleği vardır bilirsiniz : 1. Herkes politikacıdır, herkes konuşarak ülke kurtarır, devlet yönetir. 2. Herkes öğretmendir. Altın günlerinden gelmeyen teyzeler bile öğretmene iş öğretir. Oturur hayretle dinler üstüne bir de affedersiniz bir daha ki sefere daha iyi öğrenirim mesleğimi demediğiniz kalır. Çünkü karşılığında bir de onay beklerler yanlış bildiğinize dair. Neyse bu konuyla ilgili çok kıymet verdiğim idareci bir hocamın yaşadığı olayı anlatayım. Bir gün velinin biri gelir müdür yardımcısına, çocuğunun öğretmenini yerer Allah yerer. Hoca büyük bir sabırla kadını uzun uzun dinler. Kadın en sonunda der ki ben bu öğretmenden şikâyetçiyim, gereğini yapmıyor çocuğumun psikolojisi bozuldu diye hayıflanır. ( Hocanın ifade ettiği  kadarıyla da veli konuşurken gayet özgüvenli ve kendinden emindir). Müdür yardımcısı bu son cümle karşısında dayanamaz ve sorar: Hanımefendi siz ne mezunusuz? Veli, ilkokul diye cevaplar. Müdür yardımcısı hemen arkasına: Hanımefendi, ben neredeyse 25 yıldır eğitimciyim, bu işin hem bölümünü okudum hem de çeşitli yerlerde eğitimcilik yaptım ayrıca bir çok insan tanıdım ve yetiştirdim. Ama ben bile bir insanın psikolojisinin bozulup bozulmadığına dair bir teşhis koyamıyorum. Siz nasıl anladınız hemen bu durumu? Kadın ayni özgüvenle cevaplar: Ben anlarım !

    Hocam bunu anlatınca bir yan andan acınası diğer yandan sinirlerin bozulduğu bir gülme koptu aramızda. Yani kelimeler kifayetsiz kalıyor.  Herkes her şeyi biliyor ama kimse hiç bir şey bilmiyor ! Nitelikli insanlar dağ gibi mütevazı hala bilgiye aç bir şekilde, nerden ne öğrenebilirim, diye susup dinlerken olurda bildiğim yanlıştır mahcup olmayayım diye sükut ederken, bildim zannedenlerin bu kadar çene çaldığı üstüne bir de bilene ders verdiği bir toplumdayız !  Geçiyorum burayı. Laf yerinde söylenir deyip konunun üstüne bu örneği vermeden geçmek istemedim.

    Gel gelelim üçüncü meşhur mesleğimize. Ahlak ticaretciligi ! Din-ci misin dindar mı? Dini kendi ağzında, şeytanın yuva yaptığı uzun cümlelerinle,  konuştukça köpürttüğün köpürttükçe koltuklarının kabarıp " Bugün de ne güzel kendimi dindar gösterdim konuştukça ne kadar  dini yaşadığımı anladılar deyip günlerce övündün mu? Sahi sen ne dini kitaplar yuttun yahu ne sohbetler ettin, ne Kur’anlar okudun. Tabii sen yaşamayacaksın da kim yaşayacak doğru ya !  Dur be kardeşim sinirlenme hemen. Bak sana ne anlatacağım şimdi. Çok vardır senin de çevrende bu tüccarlardan. Bilirsin işte ya hu ! Herkes aynı şeyi okur ama başkası niyetine alır. Herkes aynı şeyi konuşur ama başkası niyetine ah ah haklisin çekerler. Okuduğun, dinlediğin şeyi üstüne al be kardeşim önce kendi üstüne al. Merak etme sen bir düzel bir bakmışsın kollektif bilinçle dünya düzelir zaten. Korkma bilinç düzeyinde yayılma hızı ışık hızından da kuvvetli. Orasını dert etme sen. Anlaştıysak başlıyorum.

   Ne diyorduk ? Ha şu ahlak tüccarları. Dinciliği ve dindarlığı birbirine karıştıran güruhlar. Paso konuşanlar. Ders verenler, dersten geçirenler... Karını günah diye evden çıkartmazsın, haram diye akrabana yüzünü gostermezsin, akraban daha karını tanımamıştır ama gider okumuş meslek sahibi olmuş kızlara huzur tacizliği yaparsın. Evde karısı bekliyordur ama adam sosyal medyada orda burada başka kızları takip ediyordur, eşinden gizli başka kızlarla buluşma ayarlamaya muhabbet kurmaya çalışıyordur. Peşini bırakmıyordur, rahatsız ediyordur, orda burada sözlü ve eylemsel huzur tacizliginde bulunuyordur. Sorsan bunlar için kadını okutmak, hatta bir kadının dışarda zaruri minimum sosyal ilişkilerini devam ettirmesi dahi sakıncalıdır. Çünkü biliyordur dışardaki hem cinslerini kendi gibi biliyordur ! Zihni bulanmış, dili otomatik vaaz veren bu cinsler ne kadar itici olduklarının farkında bile değillerdir. Çünkü bunlar için ahlak dersi verilir, alınmaz arkadaşım. Kendini bir şekilde güvence altına aldığını zannedip ( buradaki güvenceden kastım kendi ne yaparsa yapsın ailesini ve kendini garantiye alır yani karısının hiç bir zaman anlamayacağından ve bilmeyeceğinden emindir) huzur tacizligine bu şekilde devam eder. Takıntılıdır. Ciddi şekilde psikolojik sorunları vardır. Zarar vermekten ve huzur bozmaktan beslenir. İstenmediğini ve huzursuzluk verdiğini bildiği halde bundan muazzam keyif alır. Çünkü kendi içinde mutsuzdur ve herkesi mutsuz etmek ister.  Sorsan dindardır ve islama göre(!) yaşar. Tam islama uygun bir yuva kurmuştur. Karısına güvenir o evdedir, ve gözü arkada değildir. Ama kendi gözü hep başka yerlerdedir, takiptedir. Bulaşıcı hastalık gibidir bunlar. Kurtulamazsınız. Din bilgisi ile ahlak bilgisi yer değiştirmiştir bu güruhta. Ahlak bilgisi yoktur. Ahlak eksikliğinden acı çekerler ve bunu din bilgisi ile yamamaya çalışırlar. Zihniyet beyindedir çünkü sen ne yaparsan yap istersen çarşafa bürün zihni bulanmış birinin topluma vereceği zarardan kurtulamayacaksındır. Niye konuştuk bunları? Son zamanlarda artan kadın cinayetleri ve boşanmalar, olayların altındaki sebepleri incelemeye götürdü tüm sosyolog ve psikologlari. İlim ilim demek kendini bilmek demekti. Zihnini egitmek, değerlerini eğitmek, neyin ne olduğunu bilerek yaşamak...

    İkra ! Demiş Allah, yaratanın adıyla İkra! Önce ilim sahibi ol, ol ki dinini de gerçek anlamıyla öğren. Tabansız çamurdan inşa ettiğin binayla insanların gözünü boyamaya çalışma. Önce dinin ahlaki boyutunu öğren sonra dinin teorik kısmini üstüne koy. Ahlak eğitimi olmadan alınan din eğitimi ' anlamlandırılmaz'  çöker. Örneğin sen hırsızlık yapmanın ne kadar yanlış bir davranış olduğunu öğrenmeden günah olduğunu anlamaya kalkışırsan, bu kez de en temelde günahın ne demek olduğuyla uğraşır durursun. Eğit kardeşim lütfen önce kendi zihnini eğit. Oku kardeşim ama iyi oku. Tabiri caizse önce gözünün önündeki çapağı gör. Onu temizle. Sen değişirsen dünya değişir. Başkasıyla uğraşıp durma. Okuyup okuyup ne olacak bu insanların hali diyeceğine, ne olacak benim bu halim de mesela. Bizim insanimiz dini yaşayışla kafayı bozmuştur mesela. Herkesin bir din anlayışı vardır. Heyhat ! Dinde algılayış mi olurmuş, e olurmuş bakalım. Mesela kapalıdır ama muazzam gıybet yapar. Gıybetin hak katındaki günah derecesinden habersizdir ama evde komşularıyla otururken akrabasının kızının mimar olmasına takmıştır. Yorum net tabi : Ne günah canim otursun evinde !. Başka biri, namazında niyazındadır. Ama fitne huyu vardır. Çok güzel ara bozar, yuva yıkar. Akıl bulandırır. Atar ortaya bir laf mahveder insanların hayatlarını. İnsani insana kırdırır. Geçen gün haberlerde rast geldim. Adam deli gibi sevdiği karısını bıçaklamış. Neden yaptın diye soruyorlar, adam kendi bile şokta cevaplıyor: Abi inan bak dolduruşa geldim. Ben karımı çok seviyorum ne yaptım ben diyor! Fitne; ara bozmak, bozgunculuk yapmak, olmayan laflar çıkartmak, akıl bulandırmak, insanları doldurmak, insanları birbirine düşürmek en büyük günahlardan sayılıyor.

(Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür.) [Bekara 191]

Birkaç hadis-i şerif meali:

(Fitne uykudadır. Fitneyi uyandırana Allah lanet etsin!) [İ.Rafii]

Onlara, (Fitnenizi [azabınızı] tadın) denecektir. (Zariyat 14)

(Ahir zamanda, âlim [geçinen]ler fitne unsuru olur, camiler ve hâfızlar çoğalır, ama, içlerinde [hakiki] âlim hiç bulunmaz.) [Ebu Nuaym]

 

(Onların, sadece “vallahi, biz müşrik değildik” sözlerinden başka fitneleri olmayacaktır.) [Enam 23]

 

(2/BAKARA-11: Kendilerine: 'Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın' dendiği zaman, 'Bizler sadece ıslah edicileriz' derler.)

Ne kadar tehlikeli değil mi? Allah’ın en büyük günahlar arasında saydığı şeyleri, günlük hayatta insanların yapıp geçmesi. Burada şuna açıklık getirelim ki anlatmaya çalıştığımız şey, kimin dini konuda eksik olduğu ya da bunun eleştirisi değil. Zaten bu bizim haddimiz de değil ama ahlaki konulardaki bu eksiklik  insanlara karşı zarara sebep oluyorsa önce insan bu konuda kendini düzeltmeli sonra dini hükümleri konuşma hakkına sahip olmalı. Bir insan hakkında giybet etmek, kötü konuşmak, hırsızlık yapmak ahlaki değerlerine ve sınırlarına girdiği için daha tehlikelidir ve suçtur. Kendi ilimsizliklerini, dine malzeme yapıyorlar. İslamin, insanların başka insanların haklarına girdikleri konularda daha hassas olduğunu ve buna çok önem verdiğini, islamdaki günah derecelerini bilmeden yaşıyorlar. Her şeyden önce, bunlara dikkat etmek kişinin kendisine olan saygısından gelir. Kendisine saygısı olanın herkese saygısı olur. Erdem demiş Aristoteles, erdem insani kendi özüne yaklaştıran yegane şeydir. Erdem insanın kendini uygun bir duruma sokmasıdır. Her konuda ölçüyü yakalamaktır.

      Ben onu bunu bilmem. Eğer bir şeyin ya da kişinin mayasında ve vicdanında doğruluk, salt niyet ve dürüstlük varsa bırakın herkes ne yaparsa yapsın. ! Çünkü her şey bir gün ASLINA RÜCU EDER.

 

Ne demiş Mesnevide, 

      İyi şeyler iyilere, kötü şeyler de kötülere doğru giderler. Acı hiç şüphe yok ki acıya katılır. Bâtıl hakka nasıl yakın olur? Sen cennetin bir parçası isen aklını başına al! Çünkü parça, bütününe doğru gider ve onda karar kılar. Ey mutlu insan! eğer sen cennet parçası isen, senin ayş ve nuşun da cennet gibi ebedi olur.

     Attarın önündeki tablalara bak, her cinsi kendi cinsiyle yakınlaştırmış ve cinsler cinsleriyle karışmış, bu tecanüsten bir süs meydana gelmiş. Eğer onu öd ağacı ve şekerine karıştırırlarsa hepsini birer birer ayırır. Tablalar kırıldı ve canlar döküldü, iyi ve kötü de birbirine karıştı.

      Allah, cinsi cinse sevk eden bir hükümdardır. Her şeyi eninde sonunda bir gün layık bulduğu yere koyar.

     Aylar geçer, yıllar geçer belki ama mutlaka su kendi yatağını bulur. O taş atıldığında halka halka yayılan su tekrar durulur ve o su kavuşur. Su ile yağı birbirine karıştıramayacağınız  gibi, yanlış yolla da doğruya varamazsınız. Sadece engel olmaya çalıştığınız her şey, o mübah gördüğünüz her yöntem, olacak olanları biraz daha erteler o kadar.

    Gel gelelim konuya, dediğim gibi bizim dini hükümleri konuşmaya elbet haddimiz yok. Herkes istediği gibi yaşar da hesabını verir de. Amma velakin toplumu ve başkasını etkileyen evrensel ahlak yasalarını bileceğiz kardeşim.  Başkasının ahlaki değerlerine, çizgisine, kişilik değerlerine yönelik her lafa, söze, harekete dikkat etmek zorundasın. Bu konuda size Kant'ın ahlak yasasını okumanızı tavsiye edebilirim. Ya da Mevlana’nın o güzel ahlak yasalarını.

     E ne diyorduk?  Ahlak ticaretçiligi de var mıymış? Varmış. Yapılırmış. Kim daha güzel pazarlarsa... Tezgâhın arkasını göster desen çürükler oradadır, saklamıştır. Akşam olunca çıkar ortaya bir bir.. Fiyatı mi?( yani kendisine gelince)  E başlar artık "e ama şimdi şöyle de, böyle. O yüzden böyle oldu..."