Puslu Kıtalar Atlası

Fatmanur Bektaş
"Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı."
 
  Puslu Kıtalar Atlası 17. Yüzyıl Osmanlısında İstanbul'da, namı diğer Kostantiniyye'de  yaşayan Uzun İhsan Efendi ve oğlu Bünyamin'in hikayesidir. Yazarı İhsan Oktay Anar'ın ilk kitabıdır.
 
 Kitap tarih ve felsefeyle harmanlanarak yazılmış ve fantastik öğelerden oluşuyor. Benim gibi fantastik kitaplara ilgisi olmayanların bile severek okuyacağı bir kitap olduğunu söylemek isterim. Hele ki kara mizah seviyorsanız muhakkak okumanız gereken bir eser Puslu Kıtalar Atlası.
 
 Yazar Descartes'in  "Düşünüyorum, öyleyse varım" felsefesine atfen "ben düşündüğüm için siz varsınız" felsefesi üzerine hikâyeyi kurguluyor:
 
"Rendekâr yanılıyor: Düşünüyorum ama sadece ben var değilim. Düşündüğüm için asıl sizler varsınız; sizler ve içinde yaşadığınız dünya."
 
 İçeriği fantastik bir kurgu da olsa Osmanlı istihbarat sistemi ve lağımcı ocağı gibi dönemi anlatan birçok şeye değinmiş ve payitahtdaki günlük yaşantıyı çok güzel bir şekilde yansıtmış.
 
  20'den fazla dile çevrilmiş olan kitapta eski Türkçe'ye ait kelimelere fazlaca yer verilmesine karşın kitabın dili gayet akıcı. Kelimelerin bazılarının anlamı bilinmese de olayların akışından cümlenin ne anlattığı ve olayların gidişatı rahat bir şekilde anlaşılıyor. Aslında kelime haznemizi geliştirmek için güzel bir fırsat diyebiliriz.
 
 Kitabın içeriği rengarenk. Çok fazla olay ve çok fazla karakter var . Her biri bize tek tek tanıtılıyor ve  karakterin az sonra karşımıza nerede çıkacağını , hikâyeye nerede dahil olacağını bilemiyorsunuz. Ancak her seferinde olaylar birbirine mükemmel bir şekilde bağlanıyor ve karakterler hikâyeye en güzel şekilde müdahil oluyorlar.
 
 Olaylar Uzun İhsan Efendi'nin oğlu Bünyamin'in etrafında gelişse de, kitapta işlenen diğer karakterlerin her biri hikayenin akışı için bir o kadar kıymetli.
 
 İhtihbaratın başında bulunan ve ömrünü kara bir parayı bulmaya adamış olan Ebrehe'nin, yıllarca afyonla uyutulduğu için artık uyuyamayan ve yaramazlıkları boyunu aşmış Alibaz ile kurduğu çocuk çetesinin,  hırsız maymunun, defalarca yıldırım çarptığı için uğursuz sayılan ve İstanbul'da dolaşması yasaklanan Dertli'nin, Bağdat'ın  en ünlü hırsızı iken Osmanlı'da dilenciler kethüdası olan Hınzıryedi'nin, insan anatomisine merak salıp kaçırdığı cesetleri keserek inceleyen Kubelik'in, içtiği uyku şurubu ile rüyalara yatan Uzun İhsan Efendi'nin ve Bünyamin'in hikayesi okunmaya değer.
 
Naçizane tavsiye ederim.