RTÜK aile yapısını bozuyor(!)

Ömer Kocabaş

Ülkemizde yıllardır özel kanalların içeriği, bu içeriğin denetlenmesi, denetimin her geçen yıl daha da sıkı hâle getirilmesine rağmen içeriğin istenildiği kadar düzeltilememesi en büyük sorundur. Bu noktada yetkili merci olan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, bazen iyi niyetli çoğu zamanda artık günümüzde çağdışı kalan uygulamalarıyla sınıfta kalmıştır, acilen toparlanması gerekmektedir.

Bir dizi veya filmde biraz olumsuz bir içerik olduğu zaman hemen klasik bir söylem devreye girip, “Bu proje Türk aile yapısına zarar veriyor, RTÜK gereğini yapmalı” deniyor ya RTÜK’ün yapması gereken ilk şey yerli dizilerin sürelerinin kısaltılmasını sağlamak olmalı. Yerli dizilerimiz 2000’lerin ilk yarısına kadar 45 dakika ile bir saat arasındaydı. Daha sonra 70 dakika, ardından 90 dakikaya çıkmıştı. Günümüzde ise o günleri mumla arıyoruz. Ortalama yerli dizinin süresi 140 dakika ile 150 dakika arasında değişiyor. Bu sadece yeni bölümü, özeti dâhil değil. Yerli filmlerimiz bile daha kısa, dizilerimiz süre olarak böyle giderse Hint filmlerini de geçecekler.

Akşam saat sekizde özeti başlayan dizinin yeni bölümü dokuzda başlayıp, ortalama 12-12 buçukta bitiyor. Yani internetten dizi izlemeyen, tek eğlencesi TV olan ortalama bir Türk ailesinin sadece akşam dört buçuk saati bir diziyi izlemekle geçiyor. Bu konuda zamanında iyi niyetle hareket etse de bütün günah RTÜK’ün boynunda(!) Şöyle ki dizi sürelerinin nispeten kısa olduğu dönemde reklam süresi 20 dakika dizi, 10 dakika reklam şeklindeydi. Yani kanallar bir saatte 20 dakika reklam yayınlayabiliyorlardı. Günümüzde ise kanallar bir saatte en fazla 12 dakika reklam yayınlayabiliyorlar, reklamın giriş dakikalarına da kendileri karar veriyor. Gösterdikleri reklamın dakikası, sosyal mecraların gelişmesiyle reklam gelirindeki kısmi düşme yüzünden de kanallar dizi sürelerine yüklendiler.

RTÜK’ün aile yapımızı bozduğu kısım tam da buradan başlıyor. Evin annesi, sabahtan akşama kadar ev işleri, yemek vb. ile uğraşıp yoruluyor. Kadının tek eğlencesi akşam oturup izleyeceği dizisi. Evin babasını zaten anlatmaya gerek yok. Adam çalışıyor, dünyanın bütün yükü onun omuzlarında(!) Böyle olunca da çocuklarla gereğince ilgilenemiyorlar. Çocuklar ise o ara 12-13 yaşın altındaysa ya ailesinin izlediği diziyi izliyor ya da telefon ve tabletten oyun oynuyor. 13 yaş ve üzeri çocuklar ise genelde TV izlemeyip, internetten yabancı dizi ve film izliyorlar. Günümüzde 13-14 yaşından başlayıp, 30, hatta 40’lı yaşlardaki insanların büyük bir kısmı klasik anlamda TV izlemiyorlar. İnternetten yayınlanan süreleri kısa, hikâyeleri akıcı yerli dizi ya da doğrudan yabancı dizi izliyorlar. Eski kuşak ebeveynlerin büyük bir kısmı dijital teknolojiye uyum sağlayamadığından çocuklarının ne izlediğinden bihaberler. Yeni kuşak ebeveynler ise aynı Netflix hesabını çocuklarıyla da paylaşıyor(!)

 RTÜK yerli dizilerin sürelerinin kısalmasını sağlarsa ortalama bir dizi dokuz buçuk gibi biteceğinden aile içi iletişim artar. Yerli dizilerin kısaltılması ise aslında çok kolay. RTÜK TV yöneticileri, reklamcılar, yapımcılarla bir toplantı yapıp reklam sürelerini özellikle Prime Time’da yeniden düzenlerse bu iş çözülür. Açıkçası çok ümitli değilim. RTÜK nedense bu konuyu ısrarla görmezden geliyor. Tam tersine Netflix, Puhu TV Blu TV gibi internet üzerinden yayın yapan platformları bile denetimine almaya çalışıyor. Gerekçe ise elbette Türk aile yapısı… Bir sonuca ulaşabilir mi? Elbette hayır. Bu mecralarda da denetim başlarsa gençler yine internetteki Torrent sitelerine dönerler. Orası neresi mi(!) Günümüzde internetin olduğu yerde ne yaparsanız yapın istediğiniz düzeyde bir denetim yapamazsınız. Mutlaka bir açık bulunur. Zamanında Youtube’u kapatma kararı alınırken dönemin hâkim ve savcılarının bu Youtube denen siteyi bir CD’ye yükleyin de inceleyelim dedikleri rivâyet edilir. Eğer günümüzde RTÜK’te aynı mantıkla devam ederse aile yapımız bozulmaya devam eder, günahı da RTÜK yetkililerinin boynuna olur(!)