Sade bir bayram hikayesi…

Selçuk Özkan
Bayramlar çocuklar için...
 
Gerektiği gibi çocuklarımıza bayramları yaşatabiliyor muyuz?
 
Türk aile kültürümüze özellikle çocuklarımızın minik, temiz kalplerine ithaf olunur.
 
***
 
Her akşam olduğu gibi kapı çaldı, anne kızıyla birlikte kapıyı açtı, karşısında babasını görünce sevinçten ne yapacağını şaşırdı çocuk.
 
Annesi o esnada babanın elindeki torbayı aldı, torbanın içinde erzak vardı, özellikle bir renk dikkatini çekti çocuğun.
 
Kucağına atladı babasının boynundan sağ tarafa doğru eğildi, eğildi ve babasını bir anda bıraktı. Bana en sevdiğim çikolatayı almışsın diye bağırdı sevinçle. Anne elinde torba, mutfağa doğru ilerledi. Baba, minik kızı yanında, annenin ardına düşüp mutfağa geçtiler. Tam o esnada evin yaramaz oğlu odasından fırtına gibi koştu geldi. ‘Baba bana ne aldın’ diye yanına sivtindi! Baba gülümseyerek ‘hiç seni unutur muyum’ dedi.
 
Sağ cebini göstererek, oğluna;
 
- Bak bakalım dedi. Oğlan bir hırsla daldırdı elini cebe…
 
Baba, pencereden ufka baktı. Güzel bir yaz akşamına devrederken vakit.
 
Huzur ve dinginlik hakimdi.
 
Baba kafasını önüne eğdi etrafında olan bitenin farkında olarak.
 
İç çekti; “Elhamdülillah” dedi.
 
Eşi ‘ne oldu hayırdır’ diye sordu?
 
Gülümsedi, ‘hayat devam ediyor’ her zaman olduğu gibi sesli ve içten, sonra ‘bismillah’ diyelim akşam yemeğimizi yiyelim dedi.
 
Gece karanlığa, ay dede yüzünü aydınlığa çevirdi, çaylar içildi, baba çocuklarına dönerek ‘yarın ziyaret, öbür gün bayram’ dedi.
 
Çocuklar bir çığlıkla, ger-çek-ten-mi?
 
‘Evet, sabah mezarlık ziyaretine hep birlikte gideriz. Sonra bayramlıklarınızı alırız, ertesi gün sabah da bayram namazına gideceğiz erken yatarsın’ dedi oğluna dönerek.
 
Oğlanın aklına, geçen bayram babasını nasıl ektiği geldi.
Tekrar, geçen bayram öncesi olduğu gibi ‘Hı, hı baba, tamam’ dedi.
 
Babası ‘geçende aynı cevabı vermiştin. Bu sefer ben kaldıracağım seni yoksa bayram başlamaz’ dedi.
Oğlan kafasını öne eğerek ‘tamam’ dedi.
 
Baba; ‘Oğlum bayram namazla başlar, bayram namazı kılmazsan, büyüklerinle bayramlaşamazsın, kurban etinden yiyemezsin ve onlardan harçlık alamazsın’ diyerek küçük bir numara yaptı. Çocuk yerinden fırlayarak ‘benim hemen uyumam lazım’ dedi. Hep birlikte kahkaha attılar…
 
***
 
Bu anlatılan somut bir hikayedir, çeşitlendirilebilir. Aslında anlatılmak istenen ülkemizde genel olarak yaşanan sade, Türk ve Müslüman aile yaşantısının bir örneğidir. Bayram birlikteliğinin ve sevincinin farklı sebeplerden dolayı kısmen azaldığına hepimiz şahit oluyoruz. Özellikle sosyal medya ve ‘akılsız telefonlara’ dikkat çekmek istiyorum.
 
Lütfen anne ve babalar çocuklarımız için, inatla, umutla, yukarıda yaşanan güzel tabloyu yaşatmaya ve öğretmeye çalışalım.
 
Çocukları ellerinde tabletlerle saatlerce kendi haline bırakıp aile kültürümüzün enkaza dönmesine kesinlikle izin vermeyelim.
 
Örf ve ananelerimizden uzaklaşmadan bayramları layığı ile hak etmiş, idrak etmiş olalım ki; ‘Bayramlar, bayram gibi iyi geçsin’
 
***
 
Başta fedakar annem, babam, kardeşim olmak üzere, çocuklarımın ve kıymetli ailemin, ayrıca meslek büyüklerimin ve meslektaşlarımın kısaca tüm İslâm Âlemi’nin Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik ederim. Huzur içinde nice bayramlara güzel ülkemin güzel yürekli insanları.
 
Önce kendime not:
Sonra uygulamak isteyene!
 
Lütfen yakınlarınıza samimiyetsiz, geçiştirilen ‘bayram mesajları’ atmayın, gereksiz sosyal medya paylaşımlarıyla herkesi topluca aradan çıkarmayın!
 
Arayın, gidebiliyorsanız gidin, sesinizi duyurun, seslerini duyun!
 
Onlara bir şekilde temas edin!
 
Hayırlı bayramlar…