SANDIĞA GİDECEĞİZ

Murat Güçlü

 

Seçimin iyiden iyiye yaklaştığı günlerdeyiz. Ne hikmetse halkta bir seçim havası yok. Özellikle Ak Parti’nin yeniden ve yine tek başına iktidar olacağını herkes kabul etmiş gibi. AK Partililerde bunun verdiği bir rehavet, diğer partililerde de sonucun belli olmasından mütevellit bir yılgınlık var gibi geliyor.

Parti teşkilatları çalışmalarını yürütüyorlar. Özellikle Ak Parti, başarısının temelinde yatan unsurlardan biri olan, güçlü teşkilat yapısı ve teşkilatlarının büyük bir gayret ve özveri ile çalışmasını bu seçim döneminde de gösteriyor. Diğer parti teşkilatlarında da bir gayret, çalışma gözlemlenmekte. Benim dikkat çekmek istediğim toplum nazarında bir seçim heyecanının hissedilmediği.

Türkiye hala devlet-millet hususlarında bir mutabakata varmış değil. Egemen kim olacak? İslam bu devlet için ne ifade ediyor? Bugünkü yapılan güzel icraatlar olası iktidar değişimlerinde etkilenmeden devam edebilecek mi? Toplum buna gönül rahatlığıyla evet diyebilir mi?

Türkiye’nin temel değerlerinde ortak bir noktaya gelinceye kadar yüksek tansiyonlu siyaset devam edecek. Bu siyasi çekişmede milletten yana olanların tek bir gücü var, yüksek oy. Yüksek halk desteği olmazsa bürokratik vesayet mevzii kazanır, Tüsiad denilen İstanbul merkezli uluslar arası sermaye ülke yönetiminde söz sahibi olur, Medya yine hükümetler kurar hükümetler yıkar, bunlar arasında halkın sırından, devletin kesesinden büyük bir rant elde ederler, dünyanın hem siyaset hem de finans baronları Türkiye’yi istediklerini yaptırırlar… Bu liste uzar da uzar. Bunlara karşı yapılacak olan halkımızın ülkesine, devletine, siyasete sahip çıkmasıdır.

Bu ülkeyi yöneteceklerin sandıkla gelip sandıkla gideceğini herkesin kabullenmesi lazım. Buna başta siyasi partilerimizin bila istisna destek vermesi gerekir. Siyaset güçlü olacak, siyasi partilerimiz güçlü olacak ki iktidar kendilerine tevdii edildiği zaman ülkeyi yönetme kudretini göstersinler.

Özellikle Ak Parti tabanında bir doygunluk, biraz bunalmışlık, heyecan kaybı göze çarpıyor. Bunun temelinde de yukarıda ifade ettiğim üzere yine tek başına iktidar olunacağına dair güven yatmakta.

Unutulmamalı ki hiçbir zaman rehavet başarı getirmemiştir. Elimizdekilerin kıymetini elimizden gittikten sonra anlamanın bir faydası yok. Bu ülke bugünlere kolay gelmedi ama çok kolay eskiye gidebilir. Maç bitmedi, bilakis tüm heyecanıyla devam ediyor…Son düdüğe kadar mücadeleye devam…

Bu sebeplerle hepimiz sandıklara gitmeli ve ülkemizin yönetimine çorbada tuz mesabesinde de olsa katılmalıyız.