Şarkıların hikâyeleri

Hasan Ukdem

ELFİDA

Elfida’nın hikâyesi çok dokunaklı. Haluk Levent, Beyzanur adında küçük bir kızın yakalandığı amansız hastalıkla mücadelesini hem takip etmiş hem de destek olmaya çalışmış. Süreci yakından takip eden Haluk Levent, sık sık Cerrah Paşa Tıp Fakültesi’ne gidip doktorlarla görüşüyormuş. Bir gün doktorlardan biri “Haluk Bey, bu kızı gözden çıkartın” demiş. Bunun üzerine Haluk Levent, Osmanlıcada “gözden çıkartılan kadın” anlamına gelen “Elfida” adıyla bir şarkı yapmış ve küçük Beyzanur’a atfetmiş. Duygusal bir şarkı demek az kalır; insanın tüylerini diken diken eden bir şarkı.

Yüzün geçmişten kalan, aşka tarif yazdıran
Bir alaturka hüzün, yüzün kıyıma vuran
Anne karnı huzuru, çocukluğumun sesi
Senden bana şimdi zamanı sızdıran

Şımartılmamış aşkın sessizliğe yakın
Kim bilir kaç yüzyıldır sarılmamış kolların
Sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu
Yorulmuşsun, hakkını almış yılların

Elfida, bir belalı başımsın
Elfida, beni fark etme sakın
Omuzumda iz bırakma, yüküm dünyaya yakın
Elfida, hep aklımda kalacaksın

Elfida, sen eski bir şarkısın
Elfida, beni fark etme sakın
Omuzumda iz bırakma, yüküm dünyaya yakın
Elfida, hep aklımda kalacaksın

AYŞE

Şarkı sözlerinde “Ayşe’m” dediği için çoğumuzun aklında bu şarkının adı “Ayşem” olarak kalmış olabilir ama doğrusu “Ayşe” aslında. Şarkının hikâyesi ise şöyle: Savaş Ay’ın programına konuk olarak katılan Kıraç, Ayşe Şule Bilgiç’in oynadığı bir tiyatro oyunu hakkında sert eleştiriler yapıyor. Bunun üzerine Ayşe Şule Bilgiç, oyunu izlemesi için Kıraç’ı tiyatro oyununa davet ediyor. Bu şekilde filizlenmeye başlayan ilişkileri veya birbirlerine karşı olan ilgileri, Kıraç’ın da Ayşe Şule Bilgiç’i kendi konserine davet etmesiyle devam ediyor. Fakat ortada bir sorun vardır. Kıraç, bir türlü sevdiğini itiraf edemez veya açılamaz. Bunun üzerine adeta ilanı aşk yaptığı “Ayşe” şarkısını yazar.

İtiraf ettim kendime, seviyormuşum meğer diye
Sonra da güldüm halime, çocuk musun oğlum diye
Meğer hep çocukmuşum büyümemişim kalmışım
Hiç farkına varmamışım daha sanki on beş yaşım

Ayşe’m Ayşe’m Ayşe’m gül Ayşe’m güldür Ayşe’m
Ayşe’m Ayşe’m Ayşe’m yolun ecelimdir Ayşe’m
Ayşem Ayşe’m Ayşe’m gurbetten dönüşüm Ayşe’m
Ayşe’m Ayşe’m Ayşe’m rüzgârım gönlüm gül Ayşe’m

Ayşe mutlu biten bir masal, madalyonun güzel yüzü
Hem kontes hem köylü kızı, ah ne diyeyim peri kızı
Ben seni sevdim sen beni sevmesen de olur
Zaten aşk budur
Ama yine de
Hadi neyse

DELİKANLIM

Yıldız Tilbe, bir pavyonda şahne alırken 1991 yılında, Sezen Aksu tarafından keşfedilir. Sezen Aksu ile birlikte İstanbul’a giden Yıldız Tilbe, onun evinde kalır ve vokalisti olur. Sezen Aksu bir gün, çok sevdiği Uzay Heparı ile Yıldız Tilbe arasında bir ilişki olduğunu öğrenir ve ikisini de hayatından çıkarır. Uzay Heparı, 1994 yılında geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybedince aynı yıl, Yıldız Tilbe “Delikanlım” isimli şarkıyı yapar.

Açılır sonsuz kere yoluna güllerim
Koparıp atsan da solmaz gönlüm nafile
Yokluğun soğuk tenine susadı tenim
Üşüdüm yorgan misali seril üstüme

Geceler boyu sevişmelerimiz bitmesin
Gölgesi düşsün saçlarına aşk ateşimin
Sakınıp sakla güneşim ol al ısıt beni
Yüzünün sıcak kokusu kalsın ellerimde

Kalbim duraksız haykırışlarda
Ne yapsan ayrılamam senden asla
Hafife alma aşk vurur insana
Bu kadar kolay sanma delikanlım

BENİ AL ONU ALMA

Bir önceki bahsi geçen olaydan sonra Sezen Aksu, Yıldız Tilbe’ye gönderme yaptığı “Onu Alma Beni Al” isimli şarkıyı yapar. Hatta bu şarkı, hikâyesi olan şarkılar denildiğinde akla ilk gelen Türkçe şarkılardan biridir.

Bak atının terkisine de atmış, gözleri şaşı gelini
Mor kaftanlara sarmış, haspam odun gibi belini
Ah verin elime de kırayım, cadının derisi kara elini
Seni gidi dilleri fitne fücur, kıyametin gelsin

Sen o alacası içinde fesatla, hangi günü gün edicen
Ah o kaditin üstüne, bir de atlas yorgan sericen

Amanın amanın, yansın ocağın barkın utansın
Ağan emmin herbir yerine, kırmızı kınalar yaksın
Varsın bize vursun felek, ne çeyiz düzdüm emek emek
Allah bildiği gibi yapsın ahh…

Böyle de nispet olmaz ki, seni gidi zalim yar
E zorla da kısmet olmaz ki, seni gidi hain yar

Bana ne bana ne beni al, onu alma

Bende bu yetim kirazlar al al dururken
Tek başıma kara gecelerde zar zor uyurken
Yar eteğimde çakallar kurtlar ulurken
İçine sinerse senin de kıyametin gelsin

Sevgiyle kalın.