Seni bi’ SP anlamadı Hocam…

Murat Can

Türkiye’nin ikinci çok partili hayata geçiş denemesi olan Serbest Cumhuriyet Fırkası 12 Ağustos 1930 yılında Fethi Bey’in genel başkanlığında kurulmuştu.

 

Fethi Bey parti kurma çalışmalarını tamamladıktan sonra hızla teşkilatlanma faaliyetlerine başladı. Bu kapsamda Fethi Bey ve beraberindekiler Batı Anadolu gezisine çıktılar.

4 Eylül 1930 günü Fethi Bey ve beraberindeki parti heyetini taşıyan vapur İzmir Limanı’na yaklaşırken Serbest Fırka heyetini bir korku sarmıştı.

Fethi Bey limanda toplanmış kalabalığa gözlerini kısarak bakıyor ve yanında bulunan yakın arkadaşı Mehmet Nuri’ye “bizi taşlamaya mı geldiler acaba?” diye endişesini dile getiriyordu.

Vapur limana biraz daha yaklaştığında kendine hakim olamayan ahalinin bir kısmı sandallara binip vapura doğru kürek çekmeye başladı.

Serbest Fırka yöneticilerinin endişesi artıyordu.

Nihayet vapura ulaşmayı başaran birkaç kişi Fethi Bey ve yanındakilere doğru koşarak Fethi Bey’e sarıldı. Arkasından onu izleyen ve vapura çıkan diğer kişiler…

İzmir Limanı’nda bekleyen kalabalığın kendilerini protesto etmek için değil desteklemek için geldiğini gören Fethi Bey ve beraberindekiler hem şaşırmış hem de rahatlamışlardı. Lakin sevgi gösterilerinin giderek yurt çapına yayılması bu sevinci uzun sürdürmeyecekti.

Halkta büyük bir karşılık bulan Serbest Fırka’nın Cumhuriyet Halk Fırkası’nı iktidardan etme riski 17 Kasım 1930 yılında Fethi Bey ve arkadaşlarını partiyi kapatmak zorunda bırakmıştı.

Bu satırları yazmak istedim. Hikâye malum, satırlarsa bana aittir. Alıntı değildir…

Türk siyaset tarihine baktığınızda Fethi Bey’in başına gelen, her adımını Atatürk’e danışarak atmasına rağmen, pek çok siyasetçinin başına gelmiş bir vakadır.

Devrimci güç, halk ne zaman şöyle bir kendine gelmeye kalksa elindekini önderlerin kafasına geçirmiş ve halkı arkasına alan bu cesur yüreklere haddini hep bildirmiştir.

Bu had bildirme vakalarının en önemlisini ise bizler 28 Şubat döneminde Refah Partisi’nin kapatılmasıyla yaşadık.

Cumhuriyet’in kuruluşu sonrası Anadolu halkı ve muhafazakâr damar ciddi bir baskı altına alınmıştı. Öyle ki vatandaş zaten bükük olan belini doğrultamıyor siyaset ise elit bir kesimin insafına bırakılıyordu.

İşte bu ahval içerisinde bu gidişe dur demek üzere Necmettin Erbakan ortaya çıktı. Önce Demirel’in o zamanki partisin AP’nin kapısını çalan Erbakan, Demirel tarafından aday gösterilmeyince 1969 yılında Konya’dan bağımsız aday oldu.

Bağımsız Konya vekili olarak Meclis’e girmeyi başaran Erbakan 1970 yılında Milli Nizam Partisi’ni kurdu.

Bu parti neden önemli?

Daha önce ifade ettiğim gibi alışılageldiğimiz şekilde Türk siyasetine bir grup elit yön veriyordu.

Anadolu halkı ve bugün muhafazakâr diye tanımlanan dindar insanlar siyasetten uzak duruyordu.

Gerek sindirilme gerekse umutsuzluk nedeniyle yönetime talip olmayan bir taban sessizce bekliyordu.

Erbakan Milli Nizam Partisi’ni kurmakla, işte bu insanlarında ülke yönetiminde söz sahibi olması gerektiği iddiasıyla bugün Ak Parti’yi iktidara taşıyan bir uyanışın fitilini ateşlemiş oldu.

Evet, Rahmetli Necmettin Erbakan bugün sahibi olduğumuz Anadolu devriminin ve kimsesi olmayan garibanları iktidara taşıyan siyasal akımın baş mimarıdır.

Ben inançlıyım diyen ve a politik duran ahaliyi siyasallaştırıp bu alanda iddialı kılan Necmettin Erbakan’ın ta kendisidir.

Ak Parti iktidarı için kendisini feda etmiştir.

Hoca pek çoğumuzun fikri altyapısını oluşturmuş ve adeta muhafazakâr aydınlanma çağının önderi olmuştur.

Kendisinden Allah razı olsun. Mekânı cennet olsun…

Temennim o ki bugün hala Saadet safında yer alan bir avuç arkadaşta bir gün Erbakan Hoca’yı anlasın… 

Necmettin Erbakan’ı, Savunan Adam’ı rahmetle anıyorum…