SEVGİDE ÖLÇÜ ÖLÇÜSÜZ SEVMEKTİR

Sıtkı Yonca

                Yahudi asıllı, dinsiz diye sinagogdan da kovulan gözlük tamircisi filozof Spinoza’ya ait bir sözü  taşıdım başlığa.

                ‘’Sevginizde aşırıya gitmeyin bir gün sevdiğinize düşman olabilirsiniz, sevmediğiniz kimseden de nefret etmeyin bir gün dost olabilirsiniz’’ Hadis-i Şerif’inden dolayı Spinoza’nın sözü çok fazla bir anlam ifade etmiyor bizim için.

                Sözünüz, davranışınızla örtüşüyorsa, biz o söz sahibinin samimiyetinden şüphe etmeyiz. Ya söz çığırından çıkmışsa?..

                Nemrut’a karşı Hz.İbrahim’i, Firavun’a karşı Hz. Musa’yı, Ebu Cehil ‘e karşı Hz. Muhammed’i anlamayan Spinoza’nın ‘’sevmek için anlamak gerek’’  sözünden, sevgi adına bir anlam çıkarılacağı düşüncesinde değiliz.

                Öfkemizi  yutmamış olsaydık ‘’Şu tanrının yorumcuları, onun bildirdiklerini kaleme alan peygamberlerin eseri mi? Bu peygamber denen insanlar  ,kendi fikirlerinin yoksulluğunu kuvvetli bir hayal gücüyle örten zavallılardır(!)’’ diyen birinin sevgiyi ağzına alabilmesi için önce insan olması gerekir diyebilirdik

                İnsanlığı karanlıklardan kurtarmak için çekmedikleri çile, katlanmadıkları kahır, görmedikleri eziyet  kalmayan aşkın zirvesindeki  yüce gönüllü peygamberleri  yalancılıkla itham eden birinin ‘’gönüller silahla değil, sevgi ve yüce gönüllülükle fethedilir’’ söylemini  kalıp olarak doğru olsa bile neden ciddiye alalım?

                Zaman zaman tek tanrı kavramına yaklaşır gibi görünse de ‘’tanrı her şeydir ve her şey tanrıdır’’ panteizmine saplanan insanın tanrı sevgisi de, melankolik sayıklamalar gibi geliyor bize

                Bizim gibi basit insanları da unutmuyor sağ olsun.

                Meşhur filozofumuz insanları sevdiği için olacak(!) ’’insanlar da hep kendilerini, kendi geçici görünüşlerini, itiyatlarını, zaaflarını, kusurlarını, kabahatlerini almışlar ve saçma bir hayal oyunuyla kendi suretlerinde bir tanrı yaratmışlar’’ nezaketiyle (!)ödüllendiriyor bizi. Ne büyük armağan(!)Ancak bu büyük armağandan(!) kendisini mahrum bırakıyor. Cömertliğin bu derecesi. Hayret.

                 Bazı Spinoza hayranları da, zamanında anlaşılmadığından hareketle onu nerdeyse bize bir ermiş gibi sunmaya çalışır. Tırnak içine aldığım kalın ifadelerde bir Müslümanın anlamayacağı ne varsa?..

                Şu hakkını teslim edelim. Filozofumuz bize olan yüce şefkat ve merhametinden dolayı(!) saadetin yolunu göstermeyi de ihmal etmiyor. Dinlerin çeşitli şekillerde tasavvur ettiği cenneti bırakın şimdi.(!) ‘’Gerçek saadet hakikatin olduğu yerdedir.’’ Nasıl yani? Üniversel kanunlara uyacaksınız ve bunu kendi hayatınızda yaşadığınızın şuurunda olacaksınız. İşte size cennet. Filozofumuz böyle yaptığı için ruhu sükuna ermiş. Zavallı Spinoza, yaşarken ölmüş ruhun sükunetine inanmak isterdim; Kur’an-Kerim’i tanımamış olsaydım.

                Akılı adeta tanrılaştıran rasyonalizm, başlangıçta Hristiyanlığa destek  veriyor gibi göründü ama sonuçta en büyük darbeyi Hristiyanlığa indirdi. En önemli temsilcisi Descartes’dan etkilendiği  söylenen  Spinoza’ya ise, önce inkar sonra  panteist güzellemeler  hakim.

                İnkarın inkarı. Adı felsefe. Almak isterseniz.  

                Felsefe Ansiklopedisinde Orhan Hançerlioğlu İmam-ı Gazali için ‘’felsefeyi doğudan söküp çıkaran adamdır’’ ifadesini kullanır. Bu hizmetinden dolayı O büyük alim ve Allah dostuna engin rahmet diliyorum. Rasyonalistlere inat gerçek aşk eri mutasavvufları seviyorum. Selamlar.