SON MODEL MİLLİYETÇİLİK

Hayrettin Atak

Son iki yüzyıla damgasını vuran koskoca “milliyetçilik” benim için “birlikte yaşamak, yaşayabilmek” kelimelerine hapsolmuştur. Birlikte yaşayabileceğim kadar “milliyetçiyim”…

“Suriyeliler bir kez daha gösterdi bize bunu. Kardeşiz diyoruz belki ama yaşayışımız, anlayışımız, tavrımız pek de aynı değil” diyerek başladığım fikir fırtınasında hemen duruluyorum;

Ama kardeşler de birbirine çok benzemez değil mi?

Kardeşler birbirine benzeyecek diye bir kuralda yok tabi hayatta.

Ayrılıklarımız, farklılıklarımız olabilir, olmalı da…

Onların doğruları bizim yanlışımız olabilir…

“Birbirimizi tanıyalım diye kavim kavim yaratılmışız” birbirimize muhalif hayatlarımızı bahane edip çatışmalar çıkaralım diye değil… Konya bunu başarabilen şehirlerden biri. Türkiye’nin farklılıkları zenginliğimizdir diye avunan bir şehir değil Konya. Farklılıklarına rağmen kardeşlerini bağrına basmayı başarabilmiş bir şehir. Küçük bahanelere kurban vermeyelim “ bu kardeşliği”…   Birlikte yaşamak zorundaysak bundan her iki tarafında zevk almayı bilmesi şart…

Kardeşlik de tam anlamıyla budur zaten... 

Kendi içimizde de farklılıklarımız o kadar çok ki… Ancak Allah’ın bir kuralı hepimiz hep kendimize benzer kişilerle yakın temas içinde oluyoruz. Hal böyle olunca da içinde yaşadığımız toplumun her bireyini “kendimiz” gibi sanıyoruz. Haberlerde karşılaştığımız kişilerin “gerçek” bir kişi olduğunu bile unutuyoruz yada umursamıyoruz. Halbuki içinde yaşadığımız ve bir parçası olduğumuz toplumumuz dada tepki gösterdiğimiz Suriyeliler kadar “birlikte yaşayamayacağımız” insanlarla dolu.  

Biraz sabır, biraz hoşgörüyle bu günleri de aşacağız… Aşmak zorundayız…

 

 

AHKAM KOKAN HAREKETLER

Reklamlar konusunda ahkam kesmeyi sevmiyorum. Uzak bi konu bizden…

Adamlar biliyor ki yapıyor ve satışları artıyor. Ama mantık hatalarını da görmezden gelemeyiz…

O kadar ısrarla yayınlıyorlar ki dayanılacak gibi değil… Bir baba yeni evlendirdiği kızına duygusal bir sesle elinde telefonla öğütler veriyor. “ Küçükken baba diye her çağırdığında koşuyordum ya yanına” diyor ve bombayı patlatıyor “ ara yine gelirim”…

Kız babası olmak zor, O duygusal sesi her babanın çıkarabilmesini beklemek haksızlık…

Kızını seven her babanın başvurabileceği yol da bu reklamdaki babanın yolu aslına bakarsanız…

Ama bu yol bir aileyi en kolay dinamitlemenin yoludur ayrıca…

Kızanlar olacak her kesimden bu cümleme ama, derinlemesine bir araştırma yapılsa haklı çıkarım...

Bir ebeveynin kızlarının arkasında olması gereken tek zaman, ailenin çökeceği zaman olmalı…

Onun dışındaki tüm destekler zamansız ve toplumu içten içe kemiren çözümler olacaktır…    

“Aslında tamamen çekilmeli, mümkünse numaralar bile silinmeli diyecem,” korkumdan diyemiyorum…

 

 

BEKLENMEDİK YENİLGİ

 Dünya’nın en gereksiz işi bence maç sonrası röportajları…

Kim niye icat etti bunu bilmiyorum ama her şey sloganik, ezbere, tekdüze…

İyi oynadık… Bu maç kırılma noktasıydı… Aynı başarıyı bundan sonrada devam ettirecezzzz….

Kötü oynadık , önümüzdeki maçlara bakıcazzzzz…..

Hepsini anlıyorum ama, o kadar gol yedikten sonra “böyle bir sonuç beklemiyoruz” u anlayamadım.  O sonucu tüm Türkiye bekliyordu siz niye beklemiyordunuz. Bizim bilmediğimiz bir şey mi var yoksa?  

 

MEGAZİN!

Google görsellere “Basın” yazınca, küvet klozet ve lavabo çıkıyor. Kimse üzerine alınmayacaktır belki ama en azından Magazin medyası üzerine alsın… Onlarda kendilerini bu kadar güzel anlatamazdı…