Söz bitti şimdi icraat zamanı

Ömer Kocabaş

İsrail’in Filistin’deki katliamı devam ederken ülkeler bir yandan da kendi gündemlerine dönmeye başladı. BM İklim Zirvesi’nde küresel ısınma ve iklim değişikliği konuşuldu. İsrail’in Filistin’e attığı bombaların ne kadar karbon salınımına yol açtığı, bu saldırıların küresel ısınmayı tetikleyip tetiklemeyeceği tartışıldı mı bilmiyoruz(!) Bildiğimiz bu küresel ısınma hikâyesinin başımıza çok iş açacağı…

Gerçek gündem ve haberler çoğu zaman gazetelerin satır aralarında yer alır. İlk başta fazla ilgi çekmez, zamanla kapladıkları yer artar. Bir süre sonra insanlar bu haberlerin doğruluğuna ikna edilmiş olur. Geçtiğimiz hafta böyle küçük bir haber gazetelerimiz de yer aldı. AB’nin yayınladığı rapor, kirli havanın ölümcül olduğunu bir kez daha kanıtlamış. 2021’de Avrupa’da 400 bin kişi hava kirliliğinden dolayı ölmüş. Hava kirliliği küresel ısınmaya ve iklim değişikliğine yol açıyormuş falan. Korona döneminde insanları rakamlarla korkutmaya alışmışlardı. Bir yılda 400 bin kişinin sadece Avrupa’da ölmesi insanları elbette tedirgin eder. Fakat sıradan insan hava kirliliğine karşı kişisel olarak ne yapabilir? Büyük şirketler, devletler kendi bildiklerini okumaya devam ettiği sürece kişisel önlemler kendimizi kandırmaktan öteye geçemez, en fazla vicdanımızı rahatlatmış oluruz.

Önümüzdeki yıllar da hava durumu gibi falanca şehrin bu hafta hava kirlilik durumu şu değer de, kirliliğin daha fazla artmaması, insanların şehrin kirliliğine maruz kalıp hastalanmamaları için alınacak önlemler tarzı haberlerle karşılaşabiliriz. Alınacak önlem elbette insan hareketliliğini en aza indirmek. Bilmek kaç yaş üstüne sokağa çıkma yasağı getirilir. Sırf onların sağlığı düşünüldüğü için. Aynı şekilde okullarda uzaktan eğitime geçirilir olur biter. Milyonlarca öğrenci ve öğretmenin gün içerisindeki hareketliliğinin neden olduğu hava kirliliği bunun da küresel ısınma ve iklim değişikliğine olan etkisi hemen bilimsel olarak ortaya konulabilir. Esnek mesai, evden çalışma vb. önlemlerle küresel ısınmanın önüne geçebiliriz.

Evet, dalga geçiyorum ama bu saydıklarımın büyük bölümüne korona döneminde maruz kaldık. Sesimizi de çıkaramadık. Çıkaranlar cahil olarak adlandırıldı. Devlet ceza sopasıyla bizi bir şekilde kurallara uydurdu. Biz vizyoner bir ülke olduğumuz için iklim değişikliği bakanlığımız bile var. Millî Eğitim Bakanlığı ile bir protokol imzalanır, aile ve sağlık bakanlıkları da buna destek oldu mu tamamdır bu iş. Kurulan oyunu görüyoruz. Sonuçlarını tahmin edebiliyoruz. Lakin bu oyunu bozamıyoruz. Devletimiz de nedense bu küresel saçmalığa dünden teşne.

Oyun basit, bir yandan dünya nüfusu azaltılmaya çalışılıyor, diğer yandan aile yapısı bozuluyor. Zaten bu ikisi birbirine paralel. Aile yapısının bozulduğu bir yerde nüfus artışı da olmaz. İşin sonun da özellikle ulus devletleri bitirip, dünyayı tek bir merkezden yönetecekler. Salgın hastalıklar, LGBT, veganlık, iklim değişikliği safsatası vb. şeyler birbirinden bağımsız gibi görünse de özünde beraber. Amaç klasik anlamda insanlığı bitirip, yeni güncelleme ile değerlerinden uzaklaştırılmış daha az sayıda ve kontrol edilebilir bir nesil inşa etmek.

Nüfusumuzun yaşlanmasından, aile yapımızın bozulmasından, insanlar arasındaki iletişimin azalmasından şikâyetçiyiz. Yetkililerimiz de durumun farkında. Yalnız onlar da sadece şikâyet etmekle, durum tespiti yapmakla yetiniyor. Önlem alma notasında atılan adımların çoğu dostlar alışverişte görsün mantığında. Nüfusumuz artsın ama bir yandan da kadınların çalışmalarını teşvik için kırk takla atılıyor. Ev hanımlığını özendirecek bir şey yok. Aile yapımız bozulmasın ama devlet eliyle iki artı bir ev yapmaya devam. Dört çocuklu bir aile bu eve nasıl sığacak. Dede, neneler zaten kendi kaderlerine terk edildi. Yerli dizilerimizin senaryolarını geçtim süresi iki buçuk saat oldu. Özeti, reklamıyla akşam sekiz de başlayan dizinin bitişi gece yarısını geçiyor. Anne baba TV başında, çocuklar telefon, tablette. RTÜK kaç yıldır dizi sürelerini dünya standartlarına indirmeyi beceremiyor. Onlara sorsanız da ailenin geleceği, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi için kâğıt üstünde neler yapıyorlardır neler…

Söz biteli çok oldu. Artık icraata geçme zamanı. Hükümetimiz gerek içerde gerekse de dış dünya da birilerine şirin görünmeyi bir kenara bırakıp insanımızın, ailemizin, ülkemizin geleceği için kararlı adımlar atmalı. Küreselcilerin oyunları çok açık. Çeşitli bakanlıklar eliyle atılan küçük adımlar onların oyununa hizmet ediyor. Küçük adımlar zamanla büyüyünce işler içinden çıkılmaz bir hâle gelecek. O gün gelmeden önlem almak şart. Slogan değil, icraat zamanı geldi.