Suçlu biziz…

Hatice Dursun

Hani hep trafikten şikayet ediyorsunuz ya! Sizin, bizim hiç mi suçunuz yok peki? Hep yetersiz yatırımlar yüzünden mi bu şehir içi trafik sorunu… İstiyoruz ki biri gelsin, tüm şehri yıksın ve yerine yeniden 50’şer metrelik yollar, 50’şer metrelik kaldırımlar ve onbinlerce metrekarelik otoparklar yasın istiyoruz.

Mümkün değil.

Öyle parklar yapılsa bile yine bizim yapacağımız şey yine işimize evimize en yakın kaldırıma park etmek. Değil mi? Trafiğin çekilmez bir hale gelmesinde bizim hiç mi suçumuz yok yani?

Park ettiğimiz kaldırım, attığınız dirift yada makas, ihlal ettiğiniz ışık… Başkasının hakkını hiç mi gasbetmediğinizi mi sanıyorsunuz? Başkasından beklediğiniz saygıyı siz ondan esirgemiyor musunuz?  Yoksa çok mu mükemmelsiniz…

Trafiğin çekilmez olmasında birinci suçlu biziz? Kabul edelim…

Trafik bir ahlaktır. Bir medeniyettir.

Trafiği çekilmez yapan benim, sensin, biziz, sizsiniz…

Şiddete maruz kalınca doktorlar yeri göğü inletiyorlar ya! Doktorların hiç mi suçu yok?

Yada doktor şiddetiyle karşılaşınca yeri göğü inletiyorsunuz ya! Sizin hiç mi suçunuz yok?

Aslında suçlu biziz. Hastasıyla ilgilenmeyen doktor, doktoruna saygı duymayan vatandaş, kendini dünyanın merkezinde sanan insanımız…

Doktor örgütleri, sahip çıktıkları doktorları kadar, doktor şiddetine, aşağılamasına uğramış bir vatandaşa sahip çıkmayı düşünürler mi hiç? Hastalara sahip çıkan bir örgüt yoktur ama vicdanlarda sahip çıkacak kaç kişi vardır ki bu ülkede…

Aslında suçlu ne doktor, ne hasta…

Suçlu, birbirine saygıyı çok gören insanlar, mesleğini benimseyememiş vatandaşlar, çocuğuna edebi öğretmeyi başaramamış ebeveynlerdir…

Yani suçlu biziz…

…  

 

 

Öğretmenin şiddetine maruz kalan öğrencinin, velinin şiddetine maruz kalan öğretmenin, okul idarecisinin zulmüne uğrayan velinin sorumlusu kim? Öğretmen çocuklara çok iyi davransın istiyoruz da, biz kendi çocuklarımıza ne kadar iyi davranıyoruz. Yada başka çocuklara… Öğretmen, yada idareci disiplini nasıl sağlayacak kötü yetişmiş öğrencilerin olduğu bir okulda. Bu sorunun yanıtını veremiyoruz hiç birimiz…

Oysa sorunun yanıtı basit. Ahlakla yetişen çocuklar, ahlakla büyümüş ebeveynler, çocuğu kıymetli bir hazine olarak görecek öğretmenler…

Yani azıcık saygıyla… 

Yani çözüm bizde yine…  

Farkında bile değiliz mesela;

Herhangibir yerdeki sırayı ihmal eden insanları sanki dışarıdan ihlal ediyoruz.

Onlarda biziz. Bizim çocuklarımız, yakınlarımız… Başkası değil ki…

Onları da biz yetiştirdik…

Hatta sırayı niye ihmal ediyorsun diye kavga çıkaran biz, başka bir kurumda sırayı ihmal eden kişiyiz… Biz değilsek te bu toplumun çocuğu…

Ahlaklı bir toplum bugün ihtiyacımız olan en büyük dava olmalı…

Para kazanmak, zaman kazanmak, kendimizi ve çıkarlarımızı dünyanın merkezine koymak bizi sadece kıyamete taşıyacak…

Aslında tüm sorunların çözümü çok basit…

Ne diploma, ne meslek…

Biraz ahlak, biraz saygı, biraz sevgi…

Dünyayı daha yaşanabilir bir yer haline getirmek bizim elimizde…

Başkasının değil…

Yani çözüm sadece ve sadece bizde…