SURİYELİ ÇOCUK OLMAK

Ayşe Atsan

Suriyeli çocuklar; son yüzyılda yaşadığımız en büyük insani krizlerinden birisi.

Toplum olarak bu konuyu sürekli köpürtmek yerine aklı selim davranmalıyız.

Çocuklar kriz karşısında en ağır bedeli ödeyen ve en ağır yükü taşıyor. Eğitimleri, duygusal-fiziksel sağlıkları, hatta yaşamları risk altında.

Suriyeli çocuklara insanca yaşayacakları bir ortam sunmazsak, o çocuklar şiddet sarmalına kapılıp karşımıza daha büyük bir toplumsal fatura ile çıkacaklar.

Dünyanın her yerinde yapılan araştırmalardan ortaya çıkan somut bir sonuç bu.

Suriyeli çocukları, Türkiye’nin bir sorunu olarak ele almak gerekir.

Her 4 çocuktan 3’ünün ailesinden birisini kaybettiği, her 3 çocuktan 1'inin fiziksel şiddete uğradığı ve her üç çocuktan 2'sinin ailesinden 1'isinin fiziksel şiddete uğradığını gördüğü gibi vahim bir tablo var karşımızda.

Bu çocukların rehabilite edilmesine yönelik adımlar atmak

1.3 milyon Suriyeli çocuğun kayıp kuşak olmasının önüne geçmenin tek yolu eğitim!

Göç hareketlerinde çocukların eğitimden geri kalmamasını sağlamak insani bir görevdir.

Ülkelerinde savaş ve ekonomik şartlardan dolayı fiziksel veya psikolojik travma yaşamış, eğitimlerine ara vermiş veya hiç başlayamamış Suriyeli çocukların okullara kayıtlarının yapılması ve eğitim ortamlarına uyumlarının sağlanmasında suçlama, dışlama ve ayrıma maruz kalmamaları için farkındalığının artırılması amacıyla destek sağlanmalı.

Devlet mülteci çocukların eğitim hayatının kesintiye uğramaması için de yoğun çaba sarfediyor ama yetmiyor  toplumun desteği şart.

Bu çocukların büyük bir kısmı temel eğitim çağında.

Çalıştırıldığı için eğitim dışı kalan çocuklar, çocuk işçiliği, çocuk istismarı ve dilencilik, ucuz işgücü, erken evlilikler gibi sorunlar da karşı karşıya oldukları zorluklar arasında.

Maddi yetersizlikler ve çocuk işçiliği gibi durumlar çocukları okul dışında bıraktığını dil, fiziksel altyapı ve öğretmen sorununun Türkiye’deki Suriyelilerin eğitim konusunda yaşadığı sıkıntıların temelinde yer alıyor.

Okullardaki en büyük sorunları dil engeli ve türk veli ve öğretmenlerin aynı ortamı paylaştıkları Suriyeli çocuklara karşı önyargılı davranışları.

Lise çağındaki çocukların sosyoekonomik nedenlerden dolayı okullaşamaması, çocukların aile geçimlerini sağlamak için okullara gönderilemediği, okullara erişimin önündeki en büyük engel ailelerin sosyo-ekonomik durumlarının oldukça düşük olması, ulaşıma kaynak ayıracak durumda olmaması çocukların eğitim dışı kalmasına sebep oluyor.

Ayrıca eğitim dışı kalmış her çocuğun suça ve suça yönelten her türlü örgüte katılma riski taşıdığı dikkate değer bir konu.

Suriyelilere yönelik önyargılar, nefretin ve ırkçılığın içini doldurmak için kullanılıyor.

Zor koşullarda yaşayanlar kendi ülkelerinden kaçar, göç eder, gider kendilerince güvenli buldukları ya da ulaşabildikleri başka ülkelerde yaşarlar. Savaş yaşanan coğrafyalardan kaçmak, göç etmek, başka ülkelere gidip mülteci olmak hiç kuşku yok temel insanlık hakkı.

Kimse Suriye’de yaşayan birine niye savaştan kaçtın, niye ülkemize geldin deme hakkına, haddine ve şansına sahip değil.

Suriye krizinin sona erip, çocukların evlerine dönebilecek güveni hissetmeleri çok uzun sürebilir.  Dolayısıyla bu gerçeği kabullenip, toplumsal entegrasyona yönelik politikalar üretmeliyiz.

Bugün yapılanlara sağır, kör ve lâl olduğumuz zaman, yarın kendi başımıza geldiğinde suriyeli çocuklar gibi ağlayacağımızı unutmayalım. Selam ve sevgi ile...