Talebesi Olana Reçete

Hakan Bahçeci

Okullar açıldı nitekim. Ömür oldukça ne okullar açılıp tatile girecek. Vakit sona ermedikçe öğreten de olacak öğrenen de. Çünkü bu, insanı yaratan gücün sünnetidir.

Talebe varsa iyidir, dinamik tutar toplumu. Talip olana muallim de gerekir. Ülkede herhangi bir eğitim kurumu ile bağlantısı olmayan tek bir aile yoktur sanırım. Ya çocuğumuz ya kendimiz, belki torun, belki kardeşiniz hiç yoksa komşularınızdan biri her sabah alıp okul çantasını yola düşer değil mi?

Her anne baba çocuğu için dertleniyor. Okulu seçiyor, okulun bulunduğu çevreye bakıyor, öğretmene, idareciye, gelen gidene bakıyor. Her kademede çocuğunun başarılı olmasını istiyor. Aslında başarı deyince hemen aklımıza gelen “beş üzerinden beş not almak” olan o istatistiki bilgi midir asıl olan, sorusu hep havada kalıyor.

Çocuklarımız için iyi bir gelecek hayaliyle planlar kurup duruyoruz. İşte soru ve sorun da burada gelip takılmalı zihinlere? Hangi “iyi”?

Kariyer sahibi bir iş adamı, dalında uzman bir doktor, alanında meşhur bir mühendis, yeri sağlam bir bürokrat ve uzayıp giden bir liste… Hangisi sizin iyiniz? Hangi etiket ve hangi maaş sizin “iyiniz” için yeterli olacaktır?

Proje üzerine kurgulanmış bir çocuk, anne babasına ve yaşadığı hayata hangi pencereden bakacaktır? Kendisine okumak konusunda beslenme, barınma ve sair giderler için tüm imkânları sunan ebeveynine karşı nasıl davranmasını bekliyor olacağız? İnsan mı yetiştirmeliyiz kariyerli meslek uzmanları mı?

Haysiyet, onur, şeref, namus, erdem gibi insanı insan yapan değerlerin dünyamızdaki yeri kendini maddeyi madde yapan kazanma-harcama yollarına bıraktı çoktan. Daha çok kazanıp daha çok harcayan ve bu yolda her şeyi ve her gayri meşru girişimi normal görmeye başlayan iyi eğitimli biri iyi bir insan olabilmiş değildir.

Meselenin lafı uzatmak için çok müsait olduğunu biliyoruz. Başlığa bakınca diyet yollu kolay formüllü reçeteler bekleyenlere sadra şifa cümleler kurabilir miyiz bilemiyorum. Sınıfının ilk üçünde, okulunun birincisi, takdirlik bir öğrenciniz olsun istiyorsunuz. Haklısınız. Notların eksik yüksek oluşuna göre bir ödül ceza sistemimiz var. Elimde olsa, mesela; her gördüğü arkadaşına selam ve selamet veren öğrenci kategorisi yapar o öğrenciye takdir verirdim.

Hayata dair verilen derslerin notla bir karşılığı olmadığı için sınavların tamamı da hayata dair olmuyor. Ama o sınavın öğrencileri o sınavla bir hayata atılmış oluyor. Bu durumda hayat dersi büyük oranda anne babaya genelde ise tüm bir topluma kalıyor.

Haydi, yine de birkaç ipucu verelim talebesi olup da tavsiye bekleyenlere. Önce şunu bilmek gerekiyor, hiç kimse bir başkasının hayatını yaşayamaz. Anne babası bile olsak öğrencimizin zayıf aldığında ya da takdir aldığında tattığı şeyi birebir tadamayız. O yüzden çocuğun kendi duygularını yaşamasına imkân ve izin verilmeli.

Bir ipucu daha verelim de reçeteye ağrı kesici eklemiş olalım. Şu ki anne baba olarak kendi hayatımız da erdemli ve değerli “İyilerle” donatılmış olmalı.

Erdemli bir insan tüm takdir belgelerinden daha kıymetlidir.