Tekrar seçim

Ömer İnal

45 günlük hükümet kurma süreci, ortaya bir koalisyon formülünü çıkaramadığı için,
Cumhurbaşkanının tekrar seçim demesiyle son bulmuş oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim hükümetini kurmak için mevcut Başbakan Ahmet Davutoğlu'na bu görevi tevdi etti...

Aldığı bu görev sonrası açıklma yapa Ahmet Davutoğlu'nu diğer iki muhalefet partisinin açıklamaları izledi...

Koalisyon görüşmeleri sırasında gayet olumlu bir dil kullanan CHP, koalisyon umudunun resmen bitmiş olmasıyla birlikte sert uslubuna geri dönmüş oldu...

MHP'de yine aynı şekilde açıklama furyasına katıldı ve koalisyon kurulamamasının tek sorumlusu olarak ''Erdoğan'ı'' gösterdi...

7 Haziran akşamında Bahçeli; 14 Kasım'da seçim olsun diyerek tarihiyle birlikte erken seçimi telaffuz eden ilk lider olmasına rağmen, gelinen süreçte erken seçime gidilmesinin sebebini Erdoğan'a bağlayarak büyük bir çelişkiye imza atmış oldu...

Bahçeli ayrıca seçim hükümetini Ak Parti- HDP hükümeti şeklinde lanse ederek,  ülkenin mevcut terör ortamında Ak partiyi HDP ile işbirliği içinde gösterme algısı için uğraştığını bu açıklamasıyla birlikte aşikar etmiş oldu...

Dikkat çeken bir ayrıntı ise ertesi gün (çarşamba) okyanus medyası gazetelerinin "Ak Parti-HDP Hükümeti" şeklindeki manşetiydi..Yani dünkü söylem ve bugünkü manşet arasında bir fikir benzerliği söz konusuydu..

Zaten bu gibi birçok "paralellik" arz eden başka hususlarda dikkatlari celp etmekteydi... 17-25 Aralık savcısı, firar etmeden önce "gezi olaylarına PKK'nın müdahale etmediği için, hükümetin ayakta kalmasına hayıflanırken", aynı savcının başında olduğu 17-25 Aralık dosyalarını milliyetçilik adına savunmak, koalisyon için kırmızı şart olarak öne sürmek suretiyle paralel yapıdan sonra en çok sahiplenen bir durumda olmak çok manidardı...

Bahçeli'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı devamlı hedef alan ithamları da dikkate alındığında, paralel yapının söylemleriyle aynı kulvarda değerlendirilebilecek tarza yakın olması, bu benzerlikleri düşündürmeye sevk ediyordu...

İktidar ortağı olduğu bir dönemde 26 batık banka nedeniyle 50 milyar dolar zarar milletin sırtına yüklenirken ses etmeyenler, şimdi "yolsuzluk" algsıyla siyaset yapmaya çalışması ancak Türkiye'de rastlanabilecek ender durumlardan biriydi...

Yaşananlara Son noktayı sandıkta halk koyacaktır.

Milletimiz engin ferasetiyle 1 Kasım'da ülkemizin önünü açacak bir sonucu çıkaracaktır inşallah...

selametle...