TÜKETİCİNİZ SİZİ NASIL ALGILIYOR?

Sedat Dönmez

İletişim hayatın her alanında ve her anında bizimle beraber. Gün içerisinde hem bireysel anlamda hem de kitlesel anlamda sürekli bir iletişim halindeyiz. İletişimin kalitesini belirleyen unsurların başında ise iletişim kurduğunuz kitlenin ya da kişinin sizle ilgisi zihnindeki algısıdır. Algıyı tam olarak karşınızdaki kişinin sizin hakkınızdaki düşünce ve duygularının birleşimiyle meydana gelen olgu olarak açıklayabiliriz. Hepimiz hayatımızdaki insanlarla ilgili ya da tükettiğimiz marka ve ürünlerle ilgili zihnimizde belirli bir algıya sahibiz. Bu algıları değiştirmek ise çok zordur. İster kişisel iletişimde olsun ister marka iletişiminde uzun süreli ve sağlıklı bir iletişim kurmanın en temel kurallarından bir tanesi algıyı yönetebilmektir. Algıyı oluşturmak ve yönetmek ise uzun süreli bir iletişim yatırımını beraberinde getirmektedir.

Marka olabilmek ve sürekliliği sağlayabilmek için tüketicilerin beyninde ve kalbinde iyi bir algıya sahip olmalısınız. Bunun için öncelikle ben nasıl algılanmak istiyorum sorusuna cevap vererek hareket etmek gerekiyor. Tabi ki bu kararı verirken sadece kendi penceremizden bakarak karar vermemeliyiz. Hedef kitleyi tanımadan, faaliyet gösterdiği toplumun inanç ve değerlerini bilmeden doğru bir algı yönetimi gerçekleştirmek mümkün değildir. Bu yüzden hedef kitleyi çok iyi tanıyarak, toplumu iyi analiz ederek hareket etmeli, algılanacak değeri iyi belirlemek gerekiyor. Toplumla, hedef kitlenizle çelişen bir algı kararı işletmenize zarardan başka hiçbir şey getirmez. Sizler işletme olarak “Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz” ilkesine karşı çıkarsanız bunun bedeli iflasla sonuçlanabilir. Kısacası “global düşün, yerel davran” felsefesiyle hareket etmek gerekmektedir. Türkiye’de Coca-Cola’nın özellikle Ramazan ayı içerisinde kendi kültürümüzü içeren öğeleri kullanarak reklam yapması bunun en iyi örneklerinden biridir.

Tabi ki algılanacak değeri seçtikten sonra bunun kısa vadede oluşmayacak bir şey olduğunun farkına varmak gerekiyor. Bunun için iletişim bileşenlerinin birbirleriyle eş güdümlü çalışması çok önemlidir. Firmaların iki üç kez reklam vermesiyle bir algı oluşması mümkün değildir. Özellikle halkla ilişkiler algı yönetimi için önemli bir iletişim aracıdır. Bunun yanında reklam, sponsorluk, birebir satış da halkla ilişkilerin en büyük destekçisi olmalıdır. Uzun dönemli yatırımlar planlanmalı, hedef kitle ile temas kurulan mecralar gerçekleştirilecek algı değerine uygun şekilde kullanılmalıdır. Tüm bunlar yapılırken ise mesajların tekrar edilmesi çok önemlidir. Çünkü artık tüketiciler günde binlerce reklam mesajıyla karşılaşmaktadır. Bu iletişim kirliliğinin içerisinde belirgin olabilmek ise hem yaratıcılık hem de sık tekrar gerektirmektedir.

Algı yönetimi sizleri sadece nihai tüketiciler açısından değil, rekabet avantajı sağlamak, satışları arttırmak ve sürekliliğini sağlamak, paydaşlara güven vermek ve kriz dönemlerini çabuk atlatabilmek için işletmelere fayda sağlamaktadır. Bu nedenle öncelikle araştırmalarınızı yaparak “ben nasıl algılanabilirim” sorusuna cevap bulmak ve uzun süreli iletişim yatırımlarıyla bu algıyı oluşturmak gerekiyor.  Unutmamalıyız ki hepimiz duygusal varlıklarız ve zihnimizde negatif ya da nötr bir algıya sahip olan işletmelerden alışveriş bile yapmayız.