Türkiye Geleceğini Arıyor

Hamdi Bağcı

Türkiye çok önemli süreçlerden geçti ve bugüne geldi. Bugün milleti ile devleti, ordusu ile hükümeti, meclisi ile halkı barışık, bir Türkiye kuruluyor.

Cumhurbaşkanımızı halk seçti, Cumhurbaşkanımız bir zamanlar isminin bile telaffuz edilmesinin kargaşa çıkaracağı bir isim Recep Tayyip Erdoğan oldu.

Başbakanımız ise bu ülkeye hizmet etsin, Türkiye’yi büyütsün, milletimize hizmet etsin diye özenle yetiştirilen Konyalı Ahmet Davutoğlu oldu.

Bu önemli bir noktadır, önemli bir kavşaktır. Ve bu noktadan sonra Türkiye, içindeki hainlerin sınırlandırma çabalarını ciddiye almadan Yeni Büyük Türkiye’yi kurmak için gerekli adımları korkusuzca atmalıdır.

Geçen gün Yeni Şafak Gazetesi, yeni dönemi 3 G formülü ile izah etmiş. Bu 3 G; Güçlü Cumhurbaşkanı, Güçlü Başbakan, Güçlü Hükümet olarak ifade edilmiş.

Zannediyorum bu 3 G Formülüne, Yeni Büyük Türkiye’nin kurulması için bir de 5 Ç Formülünü eklememiz gerekiyor.

 

Bunları da şu şekilde ifade edebiliriz, “Çok İyi Yerel Yönetim Modeli, Çok İyi Medya Modeli, Çok İyi Eğitim Modeli, Çok İyi Dış Ülkelerde Türkiye Algısını Yönetecek -Türkiye Açılım Dairesi- ve Çok İyi Finans Sistemi” oluşturmamız gerekiyor.

Elbette bunlara başka alanları da eklemeliyiz ama özellikle bu ismini saydığım alanlarda üst düzeyde önemli değişiklikler ve atılımlar yapılmalıdır.

Yerel Yönetimler tamamen baştan dizayn edilmelidir. Öncelikle Türkiye illere özel kanunlar çıkarabilmelidir, bununla birlikte vilayet sistemi sürdürülse bile eyalet sistemini de kapsayacak yeni bir Yerel Yönetim Modeli oluşturulmalıdır.

Bunu şu şekilde izah edebilirim, Türkiye şu anda il ve büyükşehir yasaları ile yerel yönetim modelini oluşturdu. Burada atılacak önemli adımlar var, ilçe belediye başkanları durmalı ama kaymakamlıklar behemehal kaldırılmalıdır. Büyükşehir Belediye Başkanları makamının adı Büyükşehir Valiliği şeklinde düzenlenmelidir.

Eskiden anladığımız şekliyle de Valilik makamı kaldırılmalıdır.

İki başlılık bitirilmelidir.

Emniyet’i, jandarmayı, eğitim müdürlüğünü, sağlık alanının yerel yönetimlerini Büyükşehir Valilerine bağlamalıyız.  

 

Peki diğer iller ne olacak? Diye sorabilirsiniz, ben o illerinde il ismi kalarak, Büyükşehir Valiliğine bağlanması gerektiğini düşünüyorum. Çok güçlü ve sağlam yerel yönetimler ancak böyle oluşur.

Hadi hiç kimsenin söyleyemediğini de telaffuz edelim; Üniter Devlet yapısını değiştirmeli ve bize özgün bir modelle yeniden yerel yönetim modelimizi yapılandırmalıyız.

Bunlarla birlikte Türkiye’ye ilhak olmak isteyen bölgelere de bu ilhak olma isteklerine uygun yeni bir yasa ile düzenleme yapılmalıdır.

Bir nevi karma bir sistemle Türkiye yönetilmelidir, bir taraftan vilayetler Büyükşehir Valileri ve Büyükşehir Meclisleri ile diğer taraftan ise eyaletler, Valilik Konseyi ile yönetilebilmelidir.

Bir nevi herkesi, Türkiye’yi her kesimi yönetebilecek üst bir iradeye dönüştürmeliyiz.

Büyükşehirlerin üniversite kurmalarına da olanak tanınmalıdır, bu güçlü üniversitelerin oluşmasını da sağlar ve Yerel Yönetimler kadrolarını bu üniversiteler aracılığı ile yetiştirir.

Bu alanda Türkiye bir komisyon kurabilir, bu komisyon Yeni Türkiye’yi haftalarca tartışır ve yeni ve bu dediğimiz şekillerin öncelendiği yerel yönetim modeli oluşturulur ve böylece de o komisyonun önerisi Anayasal ya da yasal düzenlemelerle uygulanmaya başlanır, Yeni Türkiye yerel yönetimlerde kurulmuş olur.

 

Bugün, Çok İyi Medya Sistemini de yazalım.

Türkiye’deki medya algısı çok yanlıştır, bir kere medyanın önemini Türkiye tam olarak anlamış değildir. Türkiye bir nevi medyada bir devrim süreci yaşamalı ve medya yeniden şekillendirilmelidir.

 

Medya milli olmak zorunda, milli medya olsun derken başka ülkelerin medyalarına ülkemizde kısıtlama getirilsin demiyoruz. Türkiye’nin bir medya önerisi ve sistemi olmalıdır, bu milli olmalıdır. Biz Türkiye’nin bir televizyon kanalını izlerken bunun Türkiye’nin olduğunu bilelim, bugün Türkiye menşeli birçok televizyon kanalını izlerken inanınız sanki bir Amerikan kanalını izliyor hissi yaşıyoruz. Medyada devrim bu ülkenin evlatlarını medyada etkili hale getirme yöntemi ile yapılabilir.

Türkiye gibi düşünen, Türkiye ile birlikte ağlayan, Türkiye ile birlikte gülen, Türkiye’nin derdini dert edinen bir medyaya ihtiyacımız var. Bu aynı şekilde sinema ve dizi sektörünü de kapsayacak şekilde yapılmalıdır.

 

Bakın Yezidi’lere Türkiye yardım yapıyor, senin televizyon kanalın bunu vermiyor, ancak Amerika yapmış gibi veriyor, Amerika’nın dağıttığı insani yardım bile senden gidiyor ama bunu Türk medyası ifade edemiyor. Sanki müstemleke medyası…

Böyle şey olmaz, Türkiye’nin medyası gerçekten Türkiye’nin olmalıdır, birisi Amerikan medyası olacaksa olsun ama o zaman da Türkiye medyasıyım demesin.

CNN Amerika’daki kalkışmayı veremiyor, senin medyan Türkiye’deki bir sokak olayını ülkede isyan varmış gibi göstererek Amerika medyasına, Avrupa medyasına gönderiyor.

Türkiye’nin milli hassasiyetlerini anlamayan, medyadan bu ülkeye hayır değil şer gelir. Hayırlı medyanın kurulması kesinlikle elzemdir.

 

Medyadaki değişimi yapmadan Türkiye, finans, eğitim, üretim gibi alanlarda hiçbir adım atamaz, atsa da etkili olmaz, bunu ifade edelim ve gelecek Pazar bu yazımıza devam edeceğimizi belirtelim.

 

Yeni Türkiye için durmak yok, mücadeleye devam…