TÜRKİYE/ABD- RUSYA GÖRÜŞMELERİ ÜZERİNE

Sıtkı Yonca

             Serde saflık var, dış politikadan anlamam. Uzmanların yorumlarıyla idare ediyoruz.

            Dokuz günlük Barış Pınarı Operasyonu sonunda ABD ile Ankara’da ve Rusya ile Soçi’de  imzalanan mutabakatların saha sonuçlarını görmemiz gerekiyor olmamıza rağmen  kağıt üzerinde önemli bir başarı elde ettiğimize  kuşku yok.

            Cehaletimin farkındayım ama uzmanların açıklamaları cehaletimi daha da koyulaştırıyor.

            Mesela önünde prof. titri de olan bir hocamızın yorumundan, ABD’nin Cumhuriyetçi kanadındaki bir grubun, (Yani Neo-Conlar )Demokratların AB ile geniş bir ticaret anlaşması fikrine karşı çıkmasına rağmen Rusya’nın ezilmesi ve Ortadoğu’nun parçalanması fikrini desteklediğini öğreniyoruz. İçinde Trump denen nobran adamın dahil olduğu diğer grubun ise, Neoconların Avrupa’yı dışlamalarının tam tersine Avrasya bloku oluşturarak  ilerlemek isteyip  İsrail ve Arap dünyasını da sonra buna ekleyeceklerini öğrenince Trump’ın, Merkel’in elini sıkmayıp boşlukta bırakarak aşağılamasının demokratları ve Neoconları memnun etmek için dış politikada böyle nazik ve ince nüansların gerekliliğini(!) de anlamış olduk.

            Cahillik işte. Yoksa hocamızın Çin’e karşı  Avrasya bloğunun çekirdeğinde ABD,RUSYA ve TÜRKİYE bulunuyor tezine nerdeyse ‘’  vay canına!.. meğer, Soçi mutabakatının mimarı ABD’ymiş ‘’Haydi  dostlarım, Suriye’nin kuzeyinden  benim göz bebeğim PKK/YPG/PYD unsurlarını da temizleyiverin de, İsrail dostumuz da arz-ı mevud’una kavuşsun. Operasyona İsrail’de çok sevinmişti biliyorsunuz. Türk dostlarımızın S-400 kararı da süper bir karardı doğrusu. Çünkü Rusya’yla yakınlaşmanız bizim dış siyasetimizin merkezini oluşturuyor.  ‘’ demek istemiş diyecektim; bu çirkin Amerikalının Cumhurbaşkanımıza yazdığı çirkin mektubun içeriğini hocamızın da bildiğini bildiğim için vaz geçtim.

             Çekirdek dost olmak için Türkiye ve Rusya’yı dünya kamu oyu önünde yaptırımlarla tehdit etmek ve SDG’nin sözde komutanı Mazlum Kobani’yi general(!) olarak lanse etmek gerektiğini nereden bilecektik ki?

            Üstelik ABD’nin, YPG’yi terör örgütü olarak tanımama hassasiyetinin, içimizdeki Amerikalıların görüşleriyle  bire bir örtüşmesi de çekirdek olduğumuzun kanıtı değil midir?!..

            Barış Pınarı Operasyonu, Ankara ve Soçi mutabakatlarının Netanyahu, M.Bin Selman, M.Bin Zayed, Beşer Esed, Abdülfettah Sisi gibi isimleri bitirip  Golan Tepeleri üzerinden Dicle-Fırat havzasına yönelmeye çalışan İsrail’in  bütün planlarını bozarak yolunu  tamamen kestiğine dair yoruma ABD şimdi çuvalladı ( bir İsrail uçağının Ürdün’de 2 dakika yıkanıp (iz atmak için mola verme) Riyad’a indikten (içinde Netanyahu ya da Mossad  başkanı olduğu iddialarıyla) 35 dakika muhtemelen Selman’la görüşüp  (günahını almayın ABD nin haberi yoktur) tekrar havalandığına bile aldırış etmeden ) diye sevinecektim ki, CHP’li bir üst düzey yöneticisinin bu operasyon ve mutabakatlardan sonra ‘’ABD kazandı, Rusya kazandı, Netanyahu kazandı, Selman kazandı Zayed kazandı, Sisi kazandı vah Mehmedim vah’’ diyen didaktik(!)olduğu kadar lirik şiir parçasını okuyunca ‘’sevincim kursağımda kaldı’’ deyimi yüreğime oturdu.        

            ABD basını da, ‘’Erdoğan sildi süpürdü’’ demez mi?

            Bu cahillik başa bela be kardeşim. Selamlar.