Ulaşılabilir kütüphane

Esra Doğan

Talebe olarak üniversite tecrübesi bambaşka bir tecrübedir. İnsanın hayata bakışı şekillenir. Her gün yeni şeyler öğrenmek, insanı daima diri tutar ve insanın okuma iştiyakını artırır.

Talebe olmak güzeldir de, öğrendiklerimizi unutmamak ve hafızamızı sürekli taze tutmak için başka insanlara aktarmak gerekir. Okuyarak öğrendiğimiz bilgileri anlatırken daha iyi pekiştiririz. Hatta kimi zaman bu bilgileri aktarırken okurken farketmediğimiz bazı noktaları da görmüş oluruz.

Talebeliğin kıymeti bilinmeli, insan hayatı boyunca okumaya, öğrenmeye, gelişime ve yenilenmeye açık olmalıdır. Yaşımız kaç olursa olsun, bilmediğimiz bir konuyu bir bilenin önüne diz çökerek öğrenme gayretimiz hep olmalı ki, bir görüşe sabitlenmeyelim, dediğim dedik çaldığım düdük moduna girmeyelim.

Üniversitelere, ilim talep eden insanların başvurduğu kurumlar olarak baktığımız zaman keyif veriyor. Peki her gelen ilim talep ederek mi geliyor ya da burada aradığını bulabiliyor mu, bu tartışılır.

Kitlelere yön veren hocalarımızı da unutmamak gerekir. Üniversite hayatı boyunca iyi bir hocaya rastlamak herkese nasip olmasa da, böyle hocalarla yolları kesişen öğrenciler her zaman daha başarılı olmuşlar ve olacaklardır.

Tarzını sevmediğimiz ve eleştirdiğimiz hocaların dahi hayatımıza katkıları olmuştur. Nasıl olmamamız gerektiğini öğreniriz onlardan da.

*****

Eğitim yuvaları önemsenmeli, bir ya da birkaç kişinin elinde oyuncak haline getirilmemeli.

2011 yılında Selçuk Üniversitesi İlahiyat, Eğitim ve Tıp Fakülteleri yeni açılan Konya Üniversitesi bünyesine dahil edildi. 2012 yılında üniversitenin adı Necmettin Erbakan Üniversitesi olarak değiştirildi. Şimdi ise İlahiyat Fakültesi’nin adı Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi olarak değiştirildi.

İsimler değişebiliyor, buna müdahale pek de mümkün olmuyor, biliyoruz. Merak ettiğim husus bu çağda eğitim fakültesi bahçesine, okulu yaptıran kişinin heykeli dikilmişti, ilahiyat fakültesine ne dikilecek, fakülteye uygun olması babında türbesi mi yapılacak acaba?

Ahmet Keleşoğlu ile sağlığında fakültemize geldiği esnada tanışmıştık. Kendisinin ismi o yıllarda verilecekti fakültemize ve yeni bina fakültemizin arkasındaki alana yapıldıktan sonra eski binamız yıkılarak o kısma da toplantı salonları ve amfiler yapılacaktı.

Proje hazırdı ve birkaç yıl fakülte girişinde asılı kaldı. Üzerinden beş yıl geçmesine rağmen yeni bina yapımı girişiminde bulunulmadı. Şimdi fakültenin adı değiştiğine göre yeni bina yapımına başlanması yakındır diye ümit ediyorum.

İlahiyat Fakültesi üvey evlat konumundan çıkarılmalı, Köyceğiz Kampüsü’ne taşınma konusunda dayatma yapılmamalı. Fakültemizin diğerlerinin birçoğunda olmayan zengin bir kütüphanesi var ve her mevsim bu kütüphaneye ulaşılması çok kolaydır.  Fakültenin kampüse taşınması demek, bu kütüphaneden istifade eden birçok öğrencinin işini zorlaştırmak demektir. Zira kışın kampüs yolu malumdur.

1962 yılında Konya Yüksek İslam Enstitüsü adıyla kurulan fakültemiz Selçuk Üniversitesi’nden bile daha eski temellere sahiptir. İlahiyat Öğrencileri Platformu’ndaki çalışmalarımız esnasındaki izlenimlerime göre, verilen eğitim konusunda da fakültemiz daha ileridedir.

Bu saygınlığa ve birikime önem verilmesi, bu fakülte hocalarının isteklerinin önemsenmesi gerekir diye düşünüyorum. Neden daha keyifli bir şekilde, ayrıştırma yapılmadan, yenilikler konusunda fikirler alınarak hep birlikte karar verilmesin ki!

Birlik, beraberlik, saygı, sevgi olursa değmeyin keyfimize. İnanın bunu başarmak o kadar kolay ki, denemekten ne çıkar.