Ülkede son moda; Açlık Grevi

Büşra Aksakbağı Ay

‘Üniversiteler terörist yuvası olmaktan kurtarılsın’

Ben her zaman bunu söyledim. Söylemeye de devam edeceğim.

Başta ODTÜ olmak üzere Türkiye’de birçok üniversite, ülkesine hizmet edecek vatansever gençler yetiştirmek bir yana terör yuvasına döndü adeta.

‘Kimsenin terörist olduğunu saklama gereksinimi duymadığı bu ülkenin aşırı demokratlığı canımı sıkıyor.’

Evet, maalesef bir Türkiye gerçeği.. Artık kimse terörist olduğunu bile saklamaya çalışmıyor.

Neden mi?

Çünkü gittiği üniversite de hocası destekliyor, bir eylem yaptığında ülkenin başta ana muhalefeti olmak üzere üst düzey siyasileri sahip çıkıyor.

Bu ülkeye ne kadar ihanet edersen o kadar destek görüyorsun o kadar kahramanlaştırıyorsun.

Yalan mı? Dön bak sana kahraman diye pazarladıkları isimlerin geçmişine..

İbrahim Erkal. Geçtiğimiz günlerde hakka yürüdü. Mekânı cennet olsun.

Peki, cenazesine akın eden ünlüleri gördünüz mü? Medya ne kadar yer verdi?

İbrahim Erkal her daim vatanına askerine destek çıkan bir sanatçıydı. Erkal her fırsatta ülkesine hakaret eden, bu ülkede yaşanmaz diyen ve ülkesini Avrupa’ya şikâyet eden bir sanatçı olsaydı çok fiyakalı, günlerce konuşulan üstüne bir sürü edebiyat parçalanan bir cenaze olurdu.

Türkiye Sol’u yine iki balon kahraman daha edindi.

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça..

Türkiye günlerdir bu iki ismi konuşuyor..

Bu arkadaşlar 79 gündür açlık grevindeler’mişş..

Biliyorsunuz; Türkiye’nin yeni modası açlık grevi.

Kimdir bu arkadaşlar, yakından tanıyalım.

Bu iki isim KHK ile mesleklerinden ihraç edildi.

Mesleklerine geri dönmek için de son zamanların modası açlık grevi akabinde medyaya gülümseyerek verilen pozlar ile gündemimize oturdular.

Nuriye Gülmen; Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde ÖYP kapsamında araştırma görevlisi idi.

Medyanın allayıp pulladığı masum(!) araştırma görevlisinin dosyasına baktığımızda karşımıza çıkanlar ise; basit yaralama, mala zarar verme, araç kaçırma ve alıkoyma, kolluk kuvvetlerine direnme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yürütme, hakaret, Türk milletini, Cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni alenen aşağılama.

Bitmedi, Gülmen DHKP-C terör örgütüne 9 Mayıs 2012'de yapılan operasyonda gözaltına alınmış, 12 Mayıs 2012'de Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce tutuklanmış, 31 Ağustos 2012'de de serbest bırakılmış.

Ama siz bana bakmayın, kendisi haksızlıklar ile görevinden alınmış şimdi de ölümü pahasına işini geri almak için savaşan minik bedenli koca yürekli bir kahraman(!)

Semih Özakça ise Mardin Mazıdağı Cumhuriyet İlkokulu’nda sınıf öğretmeni idi.

Semih Özakça’ya da biraz daha yakından bakacak olursak karşımıza çıkanlar şöyle; Kasten yaralama, basit yaralama, silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandası yapma, kamu malına zarar verme.  Polisin görevini yaptırmamak için direnme. Ve tabii ki Özakça’da daha önce terör örgütü faaliyetlerine katılmak suçundan da gözaltına alınmış.

Anlayacağınız bu arkadaşların tam olarak yaptığı;

Gündüz açlık grevi, akşam terör örgütüne eleman devşirme..

Sahip çıkanlar ise yine aynı isimler.

Unutulmayacak bir insanlık utancı diyor ana muhalefet lideri..

Bakınız, bu ülkede teröristi alır hapse tıkarsın özgürlüklere müdahale diye ortalığı ayağa kaldırırlar, içeri atmazsın bir gün gelir kendisini patlatır bu seferde devlet nasıl önlem alamıyor, nasıl haberi olmuyor derler. Bunu söyleyenler aynı kişilerdir. Bu kısır döngüde sıkışır kalırız.

İşin en ilginç kısmına geliyorum; Açlık grevine 52 kilo ile başlayan Nuriye Gülmen’in güncel kilosu 55.

Bu işte bir terslik var!

Biz artık bu numaraları yemiyoruz!

Ramazan geldi, biz de yemiyoruz..