Üniversitelerde reform şart!

Bu yıl üniversite yerleştirme sonuçlarında dikkat çekici veriler ortaya çıktı. Buna göre toplam 166 programa tek bir tercih bile yapılmazken, birçok programda da taban puan oluşmadı.

Bu yıl üniversite yerleştirme sonuçlarında dikkat çekici veriler ortaya çıktı. Buna göre toplam 166 programa tek bir tercih bile yapılmazken, birçok programda da taban puan oluşmadı. Eğitim-Bir-Sen Konya 2 No’lu Şube Başkanı Şenol Metin, “Kendisine emanet edilen gençlerine bir meslek kazandıramayan yükseköğretim sistemimiz değersizleşmekte, işlevsizleşmekte ve cazibesini kaybetmektedir. Boş kalan kontenjanlar da bizim bu tespitimizi teyit etmektedir. Acilen reform yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Her ilde üniversite olmasının doğru bir politika olduğunu söyleyen Şenol Metin, “‘Her ile üniversite’ stratejisi ile yükseköğretime erişim problemi kalmayan ve çağ nüfusunun tamamının yükseköğretim hizmeti alabildiği ülkemizde, üniversitelerimiz kolay olanı tercih etti ve yatay büyümeyi önceledi. Fakülte ve yüksekokullar açılırken, öğretim programları düzenlenirken, işgücü piyasasının talebini dikkate almadı. Bugün yaşadığımız kriz budur. Öğretim programları hazırlanırken mesleki yeterlilikler dikkate alınmadığı için mezunumuza bir meslek kazandıramıyoruz, bu nedenle de üniversite mezunlarının işsizlik oranı ülke ortalamasının 2 katı. Yükseköğretimin en temel amacı, mesleki bilgi ve beceri transfer etmektir. Yükseköğretim kurumlarımızın öğretim programları ile iş gücü piyasasının yeterlilikleri arasındaki makas ne yazık ki gittikçe açılmaktadır. Bu durum ise yükseköğretimin cazibesini kaybetmesine neden olmaktadır. Bu durum YKS yerleştirme sonuçlarında çok net gözlemlenmektedir” şeklinde konuştu.

‘YÜKSEKÖĞRETİM HERKESİN ERİŞEBİLDİĞİ BİR SİSTEM OLDU’

Yükseköğretimin az sayıda seçkin bir kitlenin yararlandığı bir kamu hizmeti olmaktan çıkarak herkesin erişebildiği bir hizmet olduğunu söyleyen Metin, yükseköğretime erişim ile ilgili bazı sayısal verileri şöyle paylaştı: “1982’de yükseköğretim hizmeti yüzde 6’lık sınırlı sayıda insanımızın ulaşabildiği bir hizmetti. 2002’de de halkımızın ancak yüzde 20’si yükseköğretim hizmeti alabilmekteydi. Yüzde 20’de de sorunlar kriz düzeyinde hissedilmez. Bugün çağ nüfusunun tamamı yükseköğretim hizmeti alabilir duruma geldi ise üniversite eğitimi ile işgücü piyasası arasında senkronizasyonu sağlamanız ve ciddi bir planlama yapmanız gerekir. İşte yükseköğretim sistemimiz bu planlamayı yapamamıştır. Artık yükseköğretim az sayıdaki seçkinin eğitim hizmeti aldığı boyutu aşmıştır. 1982 yılında Türkiye’de 27 üniversite var iken bugün 207 üniversitemiz var. 150 bin öğrencimiz varken bugün 8 milyon öğrencimiz var. 15 bin akademisyenimiz varken bugün 175 bini aşkın akademisyenimiz var. 1982’de çağ nüfusunun ancak yüzde 6’sı yükseköğretim hizmeti alabiliyorken bugün çağ nüfusunun neredeyse tamamı yükseköğretimden yararlanabiliyor.”

‘YÜKSEKÖĞRETİMDEKİ SORUN KONJONKTÜREL DEĞİL, YAPISALDIR’

Yükseköğretimdeki sorunun yapısal olduğunu vurgulayan Metin, “Yükseköğretim sistemimiz kendi iç dinamikleri ile yükseköğretim reformunu başaramaz. Bunda yükseköğretim sistemimizin kapalı sistem olarak kurgulanması en önemli faktördür. Yükseköğretim sistemimizin dış dinamiklere mesafeli tavrı, birlikte çalışma kapasitesini sınırlamakta, ortak aklı tecessüm ettirecek etkileşim süreçlerinin tasarlanmasını zorlaştırmaktadır. Tüm bu yapısal faktörler ise yükseköğretimdeki krizi derinleştirmektedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açık reform çağrılarına rağmen bir reforma imza atamayan YÖK’ün ortak akıl çağrısı yapması tercih boyutunu aşmış, bir mecburiyet olmuştur. Bölgesel çalıştaylar ile katılımcı bir anlayışla yükseköğretimin örgütlenmesinden, insan kaynakları yönetimine, öğretim programlarından tematik üniversitelere ve misyon tanımlamasına kadar geniş bir çerçevede ortak aklı tecessüm ettirecek çalışmalara öncülük edebilir, etmelidir. Türkiye bu fırsatı kaçırmamalıdır” diye aktardı.

‘KONYA PİLOT UYGULAMALARA İMZA ATABİLİR’

Konya’nın birikiminin reformda pilot uygulamalara imza atabileceğini söyleyen Metin, “Üniversite reformunun en önemli boyutunu tematik üniversiteler oluşturuyor. Tematik üniversite stratejisi bu reformun temeli olmalıdır. Konya bu dönüşümde laboratuvar olabilir. Konya’mızdaki tüm meslek yüksek okullarını ‘Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’ olarak yeniden yapılandırmak ve bu yapının mesleki orta öğretim ile etkileşimini yeniden kurmak gerekmektedir. KOBİ Şehri Konya’ya bu üniversite çok katkı sunacaktır. Mühendislik Fakülteleri de bu çerçevede Teknik Üniversite çatısı altında organize edilebilir. Yine Tıp Fakültelerimiz ile Sağlık Bilimleri Fakültelerimiz de Konya Sağlık Bilimleri Üniversitesi çatısı altında birleştirilebilir. İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri, Hukuk Fakülteleri, Edebiyat Sosyal ve Beşeri Bilimler programları Konya Sosyal Bilimler Üniversitesini oluşturabilir, böylelikle program birleştirmeler çok kolaylaşmış olur” diye konuştu.

‘KONYA’YA TARIM ÜNİVERSİTESİ ÇOK YAKIŞACAKTIR’

Üniversite birleştirme programları önerilerine devam eden Metin, “Veterinerlik ve Ziraat Fakülteleri ile tarım şehri Konya’ya Tarım Üniversitesi de yakışacaktır. Son olarak da İlahiyat ve İslami İlimler Fakültesi üzerine inşa edilecek olan uluslararası nitelik taşıyan Uluslararası İslami İlimler Üniversitesi ile Konya kadim tarihindeki rolü tekrar oynayabilir. Konya bu dönüşümde laboratuvar olabilir” diyerek sözlerine son verdi.

SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ

Konya Haberleri