VALİ OLAMAZSIN DEMEDİK Kİ

Bekir Dolu

Daha bir hafta önce başbakan milletin hizmetkârı olun, protokol valisi istemiyorum diye bas bas bağırırken Bartın Valisi arka sıralarda uyuyor muydu?

Adam hükümetin atadığı vali değil de sanki başka bir vali!

Sanki vali ziyarete geldi de başımız göğe erdi.

Gelip parmağını gözümüze sokacak idiysen, keşke gelmez olaydın!

Bu azarlanmaları, efelenmeleri diğer teşkilatlarda da yapabilir misin?

Oradaki partililer belki de yanlışlık yapmış olabilirler. İlk defa vali karşılıyoruz diyor il başkanı, özür de diledi. Daha ne yapsın. Masaya vura vura koca adamlara had bildirme hakkını nereden alıyorsun. Kameraların önünde mektep çocuğu azarlar gibi artislik yapmanın alemi var mı?

Adin ne?  Mülayim.  Adın mülayim, sert olsan ne yazar.

Dua etsin mülayim adamlara çatmış, ben olsam direk kapıyı gösterirdim. O mülayim arkadaşlara da seslenmek istiyorum: Siz valinin personeli değilsiniz, bilakis yasal bir partinin seçilmiş yöneticilerisiniz.

Halkın seçme iradesine güvenilmediği için atanmışlar daima seçilmişlerden bu şekil hesap sora gelmişlerdir. Sistem ve resmi ideoloji; vatandaşı başıboş bırakırsan ya davulcuya kaçar, ya zurnacıya diye düşünmüş hep. Artık bu komediye son vermek gerekir.

Valilerin görev ve yetkilerinin seçilmiş belediye başkanlarına devri hususunun konuşulma zamanı gelmiştir.

Bazı şeyler çabuk değişmiyor maalesef. Mülkiyeliler de öyle. Kendilerini hiçbir zaman vatandaşın hizmetinde görmediler. Kendilerini milletin efendisi gibi gördüler hep. Kendilerini atayanlardan bile üstün gördüler kendilerini. Haliyle değişime direniyorlar.

Son olarak Başbakan’ın geçen hafta, bir salon dolusu valiye yaptığı konuşmasını düşününce bu valinin  merkeze alınma vakti gelmiştir.

TÜY DİKMEK

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne düzenlenen saldırıda sağ gözünü kaybeden gazeteci Didem Tuncay hakkında DHKP-C bir açıklama yayınlayarak özür dilemiş.

Açıklama şöyle "Tüm hassasiyetimize rağmen hiç bir şekilde hedefimiz olmayacak gazeteci olduğu söylenen Didem Tuncay da yaralanmıştır. İstemeyerek neden olduğumuz bu yaralanmadan dolayı kendisinden, ailesinden, halkımızdan ve basın emekçilerinden özür diliyoruz. Didem Tuncay’ın bir an evvel sağlığına kavuşmasını istiyoruz. Didem Tuncay ve ailesi kabul ederlerse hastane masraflarını karşılayacağımızı belirtmek istiyoruz."

Hani “tüy dikmek” derler ya, işte tam da böyle durumlar için söylenir.

İnsanın yanaklarından makas alası geliyor. Baksanıza üzülmüş çocuklar. Yazık. Kıyamam ben onlara.

Valla neredeyse kötü düşünüp günahlarını alacaktık biz de. Allah’tan bu

açıklamayı yaptılar da durduk yerde günahlarını almadık.Bu çocuklar da Hüseyin Aygün’ü dağa kaldıran “iyi çocuklar” gibi, aile terbiyesi almış temiz çocuklar olsa gerek.Hem bakın, değerli fikir adamımız Hüseyin Aygün ve Sayın Kılıçdaroğlu büyüklerimizin bu örgüte arka çıkmaları da boşuna değilmiş. Gördünüz mü!