Ya Tersi Olsaydı

Alev Ayyıldız

 

Dünya’yı yalnızca kendi kısır bakış açısıyla algılayan kişilere dar görüşlü diyoruz ya. İşte bu bencillikle yoğrulmuş cahillik kokan hareketler kadınlarda genelde daha yaygın. Bakın Emine Ayna’ya. Haddine bile düşmeyen bir konuda açıklama yapmış. “O askerler boşuna öldü” diye. Bu söylem üzerinden saatlerce vatan ve millet sevgisi üzerine nutuk atılabilir. Sinirle coşan duygular daha hiddetli dile getirilebilir. Lakin gerek yok. Çünkü eğer bir kişi bir şeye sahip değilse ve ne olduğunu bilmiyorsa, istediğiniz kadar anlatın, köpürün bir şey değişmeyecektir. Emine Hanım’a vatan sevgisini anlatmak hayatı boyunca hiç görmeyen kör bir insana renkleri tarif etmek gibi.

Kısacası onun demeçlerine karşılık vermek bile zaman kaybı. Bu konuya değinme nedenim ise demokrasi ve özgürlük adıyla ulusal ve inançsal değerlere hakaret edebilmenin meşru görülmesi.

Biz cici insanlarız, iyi Müslümanları, şöyle demokratiğiz böyle anlayışlıyız imajına zarar gelmesin diye küstahlıklara seyirci kalmak, ancak basiretsizlikle açıklanabilir.Trafik cezaları ve şiddet olaylarına yaptırımların azlığından şikayet edildiği bir ortamda, bence fikir özgürlüğünün sınırları da belli olmalıdır. Demokratik olmak insanlara sonsuz konuşma hakkı vermez nede olsa. Yoksa toplumda ayrışmaların sonunu getiremezsiniz.

EMPATİ KURALIM

Söz lüzumsuz isimlerin akılsız açıklamalarından açılmışken bir örnekte İclal Aydın’dan gelsin. Üzerindeki kürkün sahtemi yoksa gerçek mi olduğunu soranlara “Kadın olmanın bu kadar ayrıcalığı olsun” demişti ya.

Kanımca kendisi kadın olmakla “dişi” olmak arasındaki farkı anlayamamış. Bende bu vesileyle, onun açıklamaları üzerinden, ya tersi olsaydı deyip, farklı bir empati kurmak istiyorum.

İnsanlarla hayvanların yer değiştirdiğini düşünün. Aynı şuan olduğu gibi ışıklı podyumlarda mankenler sunum yapsınlar gene. Ama biraz farklı olarak. Mankenler hayvan olsun ve insandan yapılmış giysilerle dolaşsınlar. Üzerlerinde, ellerin, ayakların sarktığı deriden kürklerle yürüyüşlerini gerçekleştirsinler. Seyirci olarak oturan diğer hayvanlar bu kişileri alkışlasınlar.

Birde tabi bu giysilerin (?) yapılma süreci var. Kanlı mezbahalar olsun gene şimdiki gibi. Bir taraftan derileri için acımasızca öldürülen hatta öldürülmeyip derileri zarar görmesin diye yarı baygınken yüzülen insanlar olsun. Kafeslerde bu manzarayı seyreden ve titreşerek ölümü bekleyen çıplak erkek ve kadınları hayal edin. Minik bebeklerde olsun kafesin içinde daha küçücük denilmeden hayvanlara kürk yapılmak için korkuyla bekleşsinler.

Diğer bir tarafta da, tüyleri için kazlara yapılan uygulama insanlara gerçekleşsin. Canlı canlı insanlar tüylerinin yolunduğunu, çoğu kişinin bu acı karşısında dayanamayıp öldüğünü düşünün.

Bir anlık canlandırma dahi çoğu kişinin yüreği sızlamıştır. Meşhur bir hayvan hakları derneği aktardığım örnekleri video olarak hazırlamış. Yüreği yetenler varsa seyretsin.

Tuhaf ama insanların başına gelmesini tasavvur dahi edemediğimiz bu manzaraları biz başka canlılara uyguluyoruz. Birkaç kokoş sırf afilli görünsün diye yalnızca derileri ve tüyleri için acımasızca hayvanlar öldürülüyor, zulüm görüyor.

Eğer bayan olmanın ayrıcalığı buysa, hazır tanınmış bir hemcinsimiz erkekliğe adım atmışken yolundan mı gitsek.?.

Benim bildiğim kadınlığın güzelliği anne olmakta gizlidir, evine, eşine ve çocuğun gösterdiği sabır ve sevgide saklıdır. Yalnızca dış görünüşü ve cinsel albenisiyle istediğine sahip olup bencillikte sınır tanımayan bir kadın ancak Bülent Ersoy kadar bayan olabilir. Asla hanım sıfatına layık olmaz.

İnsanların birbirlerine zulmettiği bir ortamda, kürkleri için öldürülen hayvanlar konusu çok ciddiye alınmayabilir. Fakat hem toplumsal bir algının oluşması, hem de kadın ve değer kavramlarının irdelenmesi bakımından bu bakış açısının yakalanması önemli.

Selam ve dua ile