YABANİ OTLARIN FAYDALARI VE ZARARLARI NELERDİR?

Dyt. Büşra Cengiz

Besin olarak tüketilen bitkilerin çıkış kaynağı yabani bitkilerdir. İnsanlar yıllar boyunca deneyimleriyle yararlı ve ekonomik değer taşıyan bitkileri ehlileştirerek üretmeye başlamıştır. Üretilmeyen bazı bitkilerin yaprakları, meyveleri, tohumları yabani ot grubuna girer.

Türkiye’de iklim özelliklerine göre genellikle mart – haziran aylarında tarlalarda yetişen bazı yabani otlar toplanarak yenmektedir. Yenilebilen otların başlıcaları; madımak, yemlik, yarpuz, su teresi, laboda, kuzukulak, hardal, ebegümeci, ısırganotu, hindiba, kazayağı, sirken, soğukluk, tohmaken (yabani semizotu) vb. dir. Yabani semizotu bazı yörelerde ‘pirpirim’ olarak da bilinir. Otların yanında, böğürtlen, kızılcık, kuşburnu gibi yabani meyveler de dere kenarlarında yetişir ve meyveleri toplanarak yenilebilir. Bu otlar ve meyveler uzun yılların deneyimiyle zararsız olarak kabul edilir. İçerik olarak A vitamininin öncüsü karotenoidler, antioksidan özelliğe sahip biyoaktif bileşikler, C vitamini ve bazı B vitaminleri, özellikle riboflavin ve folik asit yönünden zengindirler.

Ulaşım hizmetlerinin yetersiz olduğu eski dönemlerde ülkemizin çoğu bölgesinde kış aylarında C vitamini kaynağı sebze ve meyveler yeterince bulunamamıştır. Bu nedenle ilkbaharda bu otların yenmesiyle insanlar sağlığını korumuştur.

Otlardan en iyi şekilde yararlanmak için temiz alanlardan toplanması, uygun şekilde temizlenmesi ve uygun şekilde tüketilmesi gerekir.

Trafiğin yoğun olduğu karayollarının kenarındaki tarlalardan toplanan otlar sağlıksızdır. Yine, meyve bahçelerinde yetişen yabani otlar tarım ilacı kalıntıları taşıyabilirler. İnsan ve hayvan atıklarıyla kirlenmiş tarla ve bahçelerden toplanan otlar da sağlıksızdır.

Otlar besin olarak yendiği gibi hastalıkların iyileşmesi ya da hastalıklardan korunma amacıyla da kullanılır. Otların ilaç olarak kullanılmaları iki temele dayanır. Bunlar; vitaminler ve antioksidanlardır. Otlar içerikçe vitamin ve antioksidanlardan zenginlerdir.

Otlar çeşitli hastalıklar için geliştirilen ilaçların ham maddelerini oluştururlar. İlaç endüstrisinin gelişmediği dönemlerde belirli etkin madde içeren bitkiler çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır. Herhangi bir ilaç tanısı konmuş bir hastalıkta, uygun şekilde kullanıldığında etkindir ve yararlı olur. Fakat bunun doktor ve diyetisyen kontrolünde olması zorunludur. Aksi takdirde kullanılan bitkinin otu, çiçeği, tohumu, yarardan çok zarar verebilir. Örneğin dağ kavunu sinüzit için kullanılır. Doz ayarlanamadığında; kulak, burun, boğazda şiddetli tahrişe neden olur. Kadın hastalıkları için kullanılan kanarya otunun hayvanlarda zehirlenmeye yol açtığı gözlenmiştir. Sakinleştirici olarak kullanılan papatya çiçeğinin bazı türlerinin zehirli ögeler içerdiği bilinmektedir. Bu örnekler çoğaltılabilir.

Günümüzde otların bilinçli olarak üretilenleri yabani benzerlerine göre güvenilirdir. Bitkileri ve bitki çaylarını tüketirken diyetisyeninize danışmak en doğru yoldur.