ZALİMLİK

Hasan Mutluoğlu

Bayram vesilesi ile “Sıla Ziyaretleri” yaptım. Ziyaretleri değerlendiren bir yazıyı kaleme almak istedim. Mısır’da olup bitenler, böyle bir yazının önüne geçti.

 

Yazının başlığını “Zalimlik” olarak koymak, olanları yeterince anlatabileceğini de zannetmiyorum.

 

Adını yazmaktan tiksinti duyduğum, acımasız, kıyıcı ve zulmeden Mısır zalimi-Modern Firavun- ve onun gibilerine, avanelerine Allah(c.c) "Yoksa onlar 'Biz muzaffer (yenilmez) bir topluluğuz' mu diyorlar? O topluluk hezimete uğrayacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklar." (Kamer Suresi, 44-45) diye buyuruyor.

 

Barışçı darbe karşıtlarına acımasızca saldırıyorlar. “Sözüm ona” dünya demokrasi ve barış havarileri seyrediyor.

 

Unutmayalım “Haksızlık karşısında susan; dilsiz şeytandır." Zalimlerin sonu hüsrandır. Bunun örneklerini tarih derslerinde okuyarak öğrendiğimiz gibi, yakın geçmişte de belirli yaş seviyesinde olanlar yakinen bilirler.

 

Bütün dünya seyirci! Ama; dünyanın seyirci olmasına aldırmıyorum. Söyleyin “Allah Aşkına” Müslüman dünyası nerede!!!?

 

Müslüman dünyası, Hıristiyan dünyası, Musevi dünyası ve diğerleri. Anglosakson dünyası, Germen dünyası, Slav dünyası, Arap dünyası, Zenci dünyası, Türk dünyası (Türkiye Hariç) ve diğerleri, neredeleeer!!!?

 

Geçmişteki Firavunların gücü ile zamanımızın Firavunlarının gücü kıyaslanamaz. Geçmiş Firavunlar; hem kral, hem de Tanrı iddiasında olmanın sağladığı önemli bir güç vardı.

 

Sayın Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi, geçmişte, Firavunu yok eden Musa(A.S)’ ın ekolünde yeni Musa’lar çıkacaktır.

 

Dava hak davası. Batıl mutlaka kaybedecektir. Zalimlerin sonu hüsran olacaklardır. Şimdiki zalimler halk deyimi ile “Üfürükten Teyare”.

 

İhlasla verilen mücadelede karşılık, Allahın vadi olan zaferdir. İman ile idealleri uğruna verilen mücadelenin her iki dünyada da karşılığının mutlaka verileceğine inanıyoruz.

 

Özellikle, özgürlükler ülkesi iddiasında olan ABD nin sesi ne kadar cılız. Üstelik, Mısır Firavunu, kullandığı bütün askeri malzemelerini ABD temin ediyor.

 

Akan Müslüman kanı, ölen Müslüman, kazanan silah tüccarları. Ne yazık ki en büyük destekçiler de, sözde Müslümanlar.

Tarihin bize öğrettiklerinde, zulüm devam etmemiş, zalimler cezalarını er geç çekmiştir. Yenilmez güce ve ordulara sahip zalimler hani neredeler? Kurmak istedikleri imparatorluklar nerede?

 

Haklı/haksız mücadele, ölüm kusarsa, zalimane ve adaletsiz olursa, sonu yıkımdır, hüsrandır. Bu dünya, yaratılanların yaşama alanı olarak Allah(c.c) tarafından yaratıldığı unutuluyor.

 

Unutanlar, başkalarına hayat hakkı tanımıyor. Bu idealleri uğruna, karşı tarafı yok etmek için yaptığı her şeyi mubah görüyor.

 

Dünyayı elinde tutmaya ve egemenliğini kayıtsız/şartsız yürütmeye çalışan güçler, İslam dünyasına kan kusturmakta. Bu işlevi de, ülkenin insanlarını birbirlerine karşı kutuplaştırarak yaptırmakta.

 

Öncelikle, bütün Müslüman ülkeler gerçeği fark etmek zorundadır. Türkiye’nin değerlendirmelerine, çabalarına kulak vermelidir.

 

Türkiye, yeni stratejisini belirlemek için, dünya ülkeleri ile çalışmalarını sürdürmelidir. Yakın ülkelerle olmuyorsa, uzak ülkelerle işbirliğine girebilme imkanları araştırılabilir.

 

Diş işleri Bakanlığının çalışmaları başarısız oluyorsa, “Baştan ayağa” yenilenme/değişme cesareti gösterilebilmelidir.