Sıkıntınız bulaşmasın!
Yapılan bir araştırmaya göre ne kadar canınız sıkılıyorsa hasta olma ihtimaliniz o kadar yüksek. Can sıkıntısı taşikardiden reflüye, ülserden migrene kadar birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Psikolog Cüneyt Kaya, canı sıkılan insanların çevresini de olumsuz yönde etkilediğini söyledi.
Can sıkıntısı hasta olma oranlarını artırıyor. Hedefsizlik, hayalsizlik, depresyon, kaygı, başarısızlık gibi etmenlerin can sıkıntısına neden olduğunu belirten Psikolog Cüneyt Kaya, “Can sıkıntısı birtakım hastalıklara sebebiyet verebilir ama birtakım hastalıklardan dolayı da canımız sıkılabilir. Yani bu esasında birbirini tetikleyen bir durumdur. Tek başına bir şeye bağlıdır diyemeyiz ama can sıkıntısıyla birlikte umudumuzun yitirilmiş olması bizi depresyona sürükleyebilir. Kaygılarımızı, endişelerimizi artırabilir. Buna bağlı olarak birtakım anksiyete bozuklukları yaşayabiliriz. Bununla birlikte korkular ortaya çıkabilir. Özgüvenimizi yitirebiliriz, sosyal içedönüklükle birlikte ilişkilerimiz ve iletişimimiz bozulabilir. Bu da beraberinde hem ev hayatımızda, hem arkadaş ilişkilerimizde, hem de iş hayatımızda farklı birtakım sorunlara yol açabilir” dedi.
‘CAN SIKINTISI HASTALIKLARI YAYABİLİR’
Can sıkıntısının kişinin çevresine de bulaşıcı bir etki yarattığını ifade eden Kaya, “Sadece canım sıkılıyor diyerek kestirip atamayız. Örneğin bir esnaf canı sıkkın olduğu zaman yüzünü astığında bu müşterilerini olumsuz yönde etkileyecektir. Can sıkıntısı dışarıdan baktığınız zaman bireysel bir problem gibi görünse de insan sosyal bir varlık olduğu için birbirimizi etkiliyoruz ve birbirimizden etkileniyoruz. O yüzden sizin canınızın sıkılması beni olumsuz etkileyebilir. Benim mutlu ve pozitif bir ruh halim, davranışlarım, mimiklerim, ses tonum da sizi olumlu etkileyebilir. Bu sebeple insanoğlu birbirini etkileyen bir canlı olduğu için hastalıkları da bu anlamda yayabiliriz. Tam tersi pozitif durumları da birbirimize yayma şansımız var. O yüzden göz ardı edilemeyecek bir durum diyebilirim” şeklinde konuştu.
‘SANAL DÜNYA KENDİMİZİ HAPSETTİĞİMİZ CEZA EVİDİR’
Teknolojinin can sıkıntısını tetikleyebileceğini vurgulayan Kaya, “Can sıkıntısı sadece teknolojiden kaynaklanıyor diyemem. Ama arkadaşları ile sağlıklı bir iletişim kuramayan, depresyona meyilli bir kişilik yapısına sahip bir insanın, hayatını sadece teknoloji üzerine yoğunlaştırması bir süre sonra ona yeterli gelmeyecektir. Doyumsuz hissedecektir. Sadece film izlemesi, sadece oyun oynaması, sadece video izlemesi onu tatmin etmeyecektir. Çünkü doğası gereği insan teknolojik bir canlı değildir. Olağanüstü karmaşık bir canlıdır. Sadece biyolojik bir canlı da değildir, psikolojik bir canlıdır. O yüzden doğamız, tabiatın içinde olmamızı gerektiriyor. Yani o kediyi seveceksin, o köpekle yürüyüş yapacaksın, o arkadaşınla şakalaşacaksın, o ağaca tırmanacaksın, dalından elmayı koparacaksın… Bunların hiçbirini sanal dünyada yapamayız. Sanal dünya kendimizi hapsettiğimiz bir ceza evidir. O ceza evinden çıkmadığımız sürece sağlıklı ve normal bir hayatın içinde olamayız” diye konuştu.
CAN SIKINTISI NASIL GEÇEBİLİR?
Can sıkıntısını geçirmenin yollarını anlatan Kaya, “Normalimize dönerek, kendi hayatımıza dört elle sımsıkı sarılarak, arkadaşlarımıza merhaba diyerek, ailemize tekrar günaydın diyerek can sıkıntımız geçebilir. Bir günlüğüne bütün teknolojik unsurlardan kendimizi uzak tutalım. Bakalım neler hissediyoruz? Kendi normalimize, doğal yaşamımıza sahip çıktıkça can sıkıntımızın geçtiğini göreceğiz. Tabi ki bununla birlikte hayal dünyamızı da yeniden canlandırmamız lazım. Hayallerimiz yeniden canlandıkça hedefler ortaya çıkacak. Hedeflerimiz oluştukça canımızın sıkılmasına bile vakit bulamayacağız. Hayaller ve hedefler can sıkıntısının önündeki en büyük çözümdür” ifadelerine yer verdi.
‘SINIRLARINIZI ZORLAYIN’
Kaya, “Canınız sıkkın olduğu zaman kendinizi düşünmeye zorluyorsunuz. Yani burada insanı yeniliğe iten şey sınırlarını zorlamaktır. Eğer yalnızlık, korkularımız, mecburiyetlerimiz bizi sınırlarımızı zorlamaya itiyorsa bu anlamda can sıkıntısının olumlu tarafı ortaya çıkabilir” diyerek sözlerini tamamladı.
SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme