Sinsi düşman: Şarbon

Veteriner Hekim Ali Kaya, 'Şarbon, ot yiyen hayvanlardan insanlara temas yolu ile geçen ve kimi zaman ölümle sonuçlanabilen bir hastalıktır. Yüksek ateş, sarılık gibi belirtileri vardır. Bu konuda acil önlem alınması gerekiyor' dedi.

Sinsi düşman: Şarbon
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Şarbon hastalığının ölümle sonuçlanabilen tehlikeli bir hastalık olduğunu belirten Uzman Veteriner Hekim Ali Kaya, “Bakteriyel bir hastalık olan şarbon, ot yiyen hayvanlardan insanlara temas yolu ile geçen ve kimi zaman ölümle sonuçlanabilen bir hastalıktır. Şarbon hastalığının mikrobu Bacillus antracis denen bir bakteridir. Toprakta ve meralarda bulunabilen bu bakteri temas durumunda bulaşabileceği gibi solunum yolu ile bulaşması durumunda oldukça tehlikelidir. Şarbonun hastalığı çeşitli yollarla bulaşabilir. Şarbonlu hayvanlarla doğrudan temas ya da dolaylı olarak temas etmek, bu hayvanların etinin yenilmesi, hayvanın kesilmesi sırasında temas edilmesi şarbon hastalığının bulaşmasına neden olabilir. Ayrıca, sanayi ürünlerinde kullanılan hayvan yünleri, derileri ve kılları, hastalığın görüldüğü ülkeden hayvan ve hayvan ürünlerini almak ve şarbonla ilgili laboratuvar çalışmaları yapan kişilerin dikkatsizliği sonucu şarbon mikrobu bulaşabilir” diye konuştu.

ali-kaya-002.jpg

3 ÇEŞİT ŞARBON HASTALIĞI VAR

Şarbon hastalığının belirtilerinin insanlarda ve hayvanlarda birbirine benzediğini ifade eden Kaya, “İnsanlarda akciğer, deri ve sindirim sistemi şarbonu olmak üzere 3 tip şarbon hastalığı vardır. Akciğer şarbonunda; solunum yoluyla alınan mikrop, akciğerlere yerleşir. Burada yara oluşur ve nefes almada problemler ortaya çıkar. Bakteri vücuda girdikten sonra, bir hafta içerisinde belirtiler görülür. Başta soğuk algınlığı gibi görünür. Birkaç gün sonra ateş iyice yükselir. Lenf bezleri şişer ve nefes almada zorluk görülür. Hastada şok ve koma gelişebilir. Akciğer şarbonuna yakalanan kişiler, erken tedavi edilmediği takdirde ölüm kaçınılmazdır. Deri şarbonu; hayvanlardaki bakterilerin deriyle temas etmesi sonucu ortaya çıkan ve en çok görülen şarbon tipidir. Deride bir yara varsa mikrop, vücuda girer. Deride yaralar meydana getirir. Birkaç gün içinde bu yaranın ortasında 1 ila 3 cm çapında siyahlık oluşur. Buna kara çıban ya da çoban çıbanı da denir. Bu yara ağrısızdır. Etrafı tahta gibi sert ve şiştir. Ateş yükselir, bulantı ve kusma görülür. Tedavi edilmezse hastalık ilerler ve ölümle sonuçlanabilir. Sindirim sistemi şarbonu; şarbonlu hayvanların etlerinin yenmesiyle ortaya çıkar. Etlerin iyi pişmemiş olması ya da çiğ tüketilmesi, önemli bir faktördür. En çok öldüren şarbon tipidir. Çünkü sindirim sisteminde kanamalara yol açar. Kan kusma ve kanlı dışkı görülür. Hastalık çok hızlı ve ağır seyreder. Hasta kısa sürede şoka girer, erken tedavi edilse dahi hastaların çoğunu kurtarmak mümkün olmaz.

sarbon-(2).jpg

ŞARBON’DA ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ

Bir canlıya bulaşan şarbon hastalığının ortalama 1 hafta 10 gün içerisinde belirtilerini göstermeye başladığını ifade eden Kaya, “Şarbon hastalığı erken dönemde teşhis edilirse tedavi ile iyileşme şansı vardır. Yöntem ise antibiyotik tedavisidir. Akciğer şarbonu olan hastalarda yüksek dozlarda antibiyotik verilir. Antibiyotik tedavisinin süresi, şarbon mikrobu vücuttan atılana kadar devam eder. Deri şarbonu olan hastalarda ise, yaraların olduğu deri bölgesine pansuman yapılır. Deri şarbonu, hasta olan canlıya çıplak elle dokunulması sonrası bulaşır. Ama burada en büyük ayrıntı, hastalıklı hayvana dokunan insanın elinde yara, bere gibi açık bölge varsa, hastalığın bu bölgeden vücuda girme oranı çok yüksektir. Deri şarbonunun tedavisinde, cerrahi operasyona gerek yoktur. Ayrıca şarbon insandan insana bulaşmadığından hastanın yakınlarına herhangi bir tedavi uygulanmasına gerek yoktur. Şarbon, insandan insana bulaşmaz” dedi.

KONYA’DA DA ŞARBON VAKALARI GÖRÜLÜYOR

Konya’da da ortalama her yıl birkaç şarbon vakası ile karşılaştıklarını söyleyen Kaya, “Kamuoyu her ne kadar ithal kurbanlıklarda tespit edilen şarbon vakasını konuşsa da, Konya’da da ortalama bir iki vakayla karşılaşıyoruz. Özellikle göçmen kuşlar bu hastalığın en büyük taşıyıcısıdır. Göçmen kuşların taşıdığı şarbon mikrobu, meralardan ve diğer yollardan hayvanlara bulaşıyor. Bunun önüne geçmek sanıldığı kadar kolay değildir. Ama önlemleri hep üst seviyede tutmak elzemdir. Veteriner hekim olarak, yüksek ateş rahatsızlığı şikayetiyle başvurulan vakalarda, gerekli tedavilerden sonuç alamadığımızda, hayvanın ateşi düşmediğinde şarbon vakasından şüpheleniyoruz. Eğer bir havyanda sarılık vakası görülüyorsa ve kanlı dışkı meydana geliyorsa şarbondan şüphelenmek gerekir. Şarbon hastası olan bir hayvana otopsi yapmak da yasaktır. Bu canlının ne yazık ki kurtulma şansı yoktur.  Konu ile ilgili olarak, Tarım İl Müdürlüğü’ne bilgi verme zorunluluğumuz var. Şarbon görülen bölgelerde, Tarım Bakanlığı ve İl Müdürlüğü yetkililerince 5 yıl boyunca karantina ve gözetim uygulaması yapılır. 5 yıl boyunca o bölgelerde, hayvanlara aşılama yapılır. Bu canlılar, derin bir çukurun içine, yanmamış kireçle birlikte gömülerek itlaf edilmelidir. Ruhsatsız mezbahalar ve bilinçsiz et kesim yerleri bu konuda büyük risk taşıyor. İyi bir veteriner gözetiminde, sağlıklı ortamda kesilen hayvanlar daha sağlıklıdır.” şeklinde konuştu.

SEYFULLAH KOYUNCU / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme