Siyasi Cinayetlerin Ülkesi Fransa İçin Bu İlk Değil
Çözüm sürecini hedef alan, Paris'te üç PKK'lı kadının öldürüldüğü suikastın üzerinden tam bir yıl geçti.
Savcı aradan geçen bir yıl içinde halen soruşturma dosyasını tamamlayıp mahkemeye sunamadı. Soruşturma dosyası üzerinde gizlilik kararı uygulayan Fransız adaleti, Suikastların 3 failinden biri olarak gözaltına alınan Ömer Güney'i sağlık sorunlarını gerekçe göstererek, 'Hastane Cezaevinde' koruma altına aldı.
BİR ARPA BOYU YOL ALINAMADI
9 Ocak 2013 tarihinde Paris'te üç PKK'lı kadının öldürüldüğü suikastinden bir gün sonra, Cinayetin işlendiği alana gelen Fransız yetkililer, Paris cinayetinin kriminal anlamdaki faillerinin en kısa sürede bulunacağını belirtmişlerdi. Soruşturma dosyasına bakan Paris Cumhuriyet Savcısı François Molins, olayın birinci derece faillerinden biri olarak Ömer Güney'in sorgulandığını belirterek soruşturmanın derinleştirildiğini ve en kısa sürede faillerin mahkeme karşısına çıkarılacağını söylemişti. Olayın arkasındaki gücün Fransız dış istihbarat servisi 'DGSE' ( Direction Generale de Securite Exterieur) olduğunu bilen İçişleri Bakanı Manuel Valls,ise daha temkinli açıklama yaparak, cinayeti 'dayanılmaz' olarak nitelendirirken, sonucun adeta nereye gideceğini tahmin edercesine 'Bırakalım yetkililer gerekli soruşturmalarını tamamlasın' yorumunda bulunmuştu. Ancak o günden bugüne DGSE'nin baskısı ile Paris cinayetinde bir arpa boyu yol alınamadı.
DGSE, GÖRÜNTÜ RAPORU SUNAMADI
Çözüm sürecinin kalbini hedef alan soruşturmanın üzerinden tam bir yıl geçti. Gizlilik kararı nedeniyle Fransız Hukukçularda çok yorum yapamazken, Savcılık, Cinayetin işlendiği adres yakınındaki 6 ayrı kamera görüntüsü ve cinayetin işlendiği binayı her açıdan gören giriş - çıkışların kayıtlı olduğu 2 farklı kamera görüntüsünün 72 saatlik kayıtlarını faillerin yabancı olabileceği şüphesi ile dış istihbarat servisi DGSE'nin kriminal inceleme ve raporlama bölümüne 15 Ocak'ta göndermesine rağmen henüz bir sonuç alınamadı.
POLİS, TESPİT EDEMEMİŞ
Cansız ve arkadaşlarının öldürülmesindeki dikkat çeken bir başka nokta ise, Savcılık önemli görüntülerin içinde olduğu kayıtları asılları ile birlikte İstihbarata yollarken, çözünürlülük ayarları çok düşük olan sokak görüntülerinin kayıtlı olduğu 2 kamera görüntüsünün kopyalarını Polise yolladı. 19 Mart'ta Polisten gelen raporlamada ise binaya giriş çıkışların tespit edilemediği bildirildi. Cinayetin işlendiği sokak bu kadar çok kamera ile izlenirken nasıl oluyor da hala Fransız adaleti hala binaya girenleri tespit edemiyor soru işaretleri ile dolu.
SAVCI, GÜNEY'İN DERNEK REFERANSINI SORMADI
Olayla ilgili bir yıldan buyana gözaltına bulunan Ömer Güney'in Sakine Cansız'ın yakınan kadar nasıl geldiği ve kimin aracı olduğunun araştırılmasını soruşturma konusu yapılmadığı ifade ediyorlar. Zira Fransa'dan önce Almanya'da bulunan Güney'in Fransa'ya geldikten sonra Kürt dernekleri ile nasıl iletişim kurduğu ve Paris'te PKK'ya yakınlığı ile bilinen derneğe girmesinde kimin aracı olduğu ve aidat ve üye kayıt listesinde yer alan referans isimin sorulmadığı kaydedildi.
'DGSE' NEDEN SUSKUN
Savcılık, soruşturması dosyası üzerindeki çalışmalarını sürdürürken Güney'in son beş yılda kimlerle görüştüğünü ve irtibat kurduğunu çözmeye çalışırken çok şaşırtıcı bir detaya ulaştı. Güney'in, Fransız dış istihbarat servisi 'DGSE' kirli işlerinde kullandığı Noel Dubus ile 2 kez görüştüğü belirlendi. Birçok konuda hakkında soruşturma ve suçlama dosyası bununa Dubus'un Güney dışında iki kişiye daha çeşitli dönemlerde ödemler yaptığı belirlendi. Ancak, Savcılık bilgi tehidi için başvurduğu 'DGSE' bilgilerin doğru olmadığını ve bu bilgilere karartma getirilmesi için baskı uyguladığı öğrenildi.
NOEL DUBUS İŞİN NERESİNDE
3 PKK'lı kadının öldürüldüğü adres Noel Dubus için yabancı bir mekan değildi. Zira Dubus, Oslo sürecinin müzakerecileri arasında bulunan ve Çözüme destek verdiğini tüm müzakerelerde ifade eden PKK'nın Fransa sorumlusu Adem Uzun'u yakın takibe alan ve örgüt içine ajan yerleştiren isim olarak kayıtlarda yer alıyor. Oslo sürecini sabote etmek üzere Fransa'daki PKK yöneticilerinin tutuklanmasını sağlayan Dubus ve ekibi Uzun'un Paris'ten Erbil'e silah transferini sağlayan 'siyasi sorumlu' olarak istihbarat birimlerine sunmuş ve operasyonlar başlatılası için önayak olmuştu.
DİĞER 2 FAİL NEREDE VE KİM?
Soruşturma dosyasına bakan savcılık, 13 Ocak'tan buyana Paris Cinayeti ile ilgili 17 kişiyi dinlerken, 2'si İran kökenli olmak üzere 11 kişiyi de soruşturma kapsamında ifadelerine başvurdu. Ancak, Kriminal alan inceleme raporunda olay yerine gelenlerin en az 3 kişi olduğuna değinilmesine rağmen, savcılık diğer iki kişinin izine ulaşamadı. Parmak izleri ile ilgili ise henüz savcılığa eşleştirme raporları ulaştırılmadı.
GÜNEY NEDEN HASTANEDE
Fransız Adaleti, daha soruşturma dosyasını dava dosyasına dahi çevirememişken, olayın 3 failinden biri olarak yakalanan Ömer Güney'i sağlık sorunlarının gerekçe göstererek Paris yakınlarındaki bir hastane cezaevine yatırdı. Güney'in nerede ve hangi koşullarda cezaevinde olduğunu açıklamaktan kaçınan Fransız adalet bakanlığı, Güney'in hastane cezaevinde 4 kez ailesi ile görüştürdü. Ancak aile ile yapılan görüşmede 2 Fransız yetkilinin de görüşmede yer aldığı belirtiliyor.
İSTİHBARAT BİLGİ PAYLAŞMIYOR
Paris cinayetinde yaşamını yitiren ve PKK'nın ilk kurucu listesinde yer alan Sakine Cansız'ın Paris'e geldiği ilk günden öldüğü güne kadar Fransız dış istihbarat servisi 'DGSE'nin takip ettiği belirtiliyor. Dolayısı ile Cansız ve beraberindeki 2 kişinin ölümün arkasındaki sis perdesinin dağılması için savcılığın Özellikle Cansız'ın kimlerle ve nerede görüştüğü ve olayla ilgili istihbarat bilgisi için DGSE'e başvurduğu öğrenilirken, DGSE halen Savcılığa bir rapor göndermediği belirtiliyor. Diğer taraftan Fransız yetkililerin olayla ilgili ve Ömer Güney ile ilgili Türkiye'den istediği bilgilerin mart ayında Fransız makamlarına ulaştığı belirtilirken, Ankara'dan giden belgelerin ulaşmasına rağmen Fransız makamlarının neden halen belgeleri geciktirmek istedikleri soru işaretlerini arttırıyor.
SİYASİ CİNAYETLERİN ÜLKESİ FRANSA İÇİN BU İLK DEĞİL
Mossad'ın, FKÖ Temsilcisi Mahmud El Hamşani'yi öldürmesi. Humeyni'nin İran'da yönetimi ele geçirmesinden sonra Şah yanlılarını Fransa topraklarında infaz etmesi başlangıç ta verilecek örneklerdir. Bunlardan en dikkat çekicisi de eski İran Başbakanı Şapur Bahtiyar'a yapılan infaz edilmesi olayıdır. Fransa bu cinayete göz yumarak, İran'dan TOTAL ve Peugeotfirmaları için ayrıcalıklar almıştı. Tabi Fransanın hala soruşturmasını sonuçlandırmadığı siyasi cinayetlerde var. İspanya Hükümetinin 1980'li yıllarda kurduğu ünlü Anti- Terör Grubunun (GAL) Fransa'da yaptıkları artık inanılmaz boyutlardadır. Adeta Fransa'da insan avına çıkıp 30 Basklı ETA Örgüt üyesini katletmişlerdir. Tamil Komutanlarının da Fransa'da öldürülmesi bunlardan bazılarıdır. Afrika defteri ise işin daha düşündürücü boyutunu oluşturuyor.
FRANSA, ÇÖZÜM SÜRECİNDE BOŞ DURMADI
Fransa'nın Erbil Başkonsolosu Dr. Frédéric Tissot, geride bıraktığımız 1 yıl boyunca, İran ve Suriye'deki Kürt partilerinin yetkilileri ile Erbil'de bir araya gelerek, Kürt siyaseti üzerindeki ağırlığını artırmaya çalıştı. Özellikle İran KDP'si ve Komela hareketi yetkilileri ile 7 kez toplantı gerçekleştiren Fransız diplomatlar ve Fransa istihbarat birimleri PKK'nın yakın bir zamanda İran'a yöneleceğini düşünerek, PKK ve uzantısı konumundaki partileri dışlayarak diğer gruplarla görüşmeler gerçekleştirdiler. Suriye muhalefeti ile de benzer bir ilişki ağı oluşturan Fransa'nın Kürt kartı bununla sınırlı değil; zira, PKK'nın geri çekilmeye başladığı 8 mayıs tarihinden bir hafta önce Çukurca ve Şemdinli ilçelerine 11 kişiden oluşan bir heyet yollayan Fransız yetkiler, bölgede incelemelerde bulunurken, bazı kanaat önderleri ile de bir araya geldiği öğrenildi. Özellikle Çukurca ve Şemdinli ilçelerinin seçilmesi dikkat çekicidir.
Bakmadan Geçme