SOBE Vakfı otizme umut oluyor
En yaygın nörolojik bozukluklar arasında yer alan otizm spektrum bozukluğu 44 çocuktan 1'inde görülüyor. Sebebi tam olarak tespit edilemese de tedavisinde eğitimin önemli olduğu biliniyor. Selçuklu Belediyesi tarafından Konya'ya kazandırılan SOBE, bu noktada otizmli bireyler için umut ışığı olmuş durumda. Vergi Muafiyeti Tanınan Vakıf Statüsü hakkı kazanan SOBE, sağlık ve eğitim alanında dikkat çeken çalışmalara imza atıyor.
Selçuklu Belediyesi ve Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim (SOBE) Vakfı tarafından 2016’da Konya’da kurulan SOBE, büyük bir ihtiyacı karşılıyor. Selçuklu Belediyesi tarafından şehre kazandırılan ve 21 bin metrekare alan üzerine kurulan merkez, Türkiye’nin alanında en kapsamlı ve en büyük merkezi olma özelliğine sahip. Dünyadaki örnekleri incelenerek hazırlanan merkezin içinde eğitim sınıflarının yanı sıra yüzme havuzları, sosyal yaşam alanları, spor ve müzik atölyeleri, binicilik tesisleri gibi öğrencilerin ve ailelerinin yararlanabileceği pek çok bölüm bulunuyor. Hatta mutfak, çamaşırhane gibi ev ortamını sağlayan bölümler de var, burada çocuğun ütü yapma, çamaşır katlama gibi becerilerini geliştirmeye yönelik eğitimler de veriliyor. Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin yaşamsal ihtiyaçlarını bağımsız karşılayabilen, üretken, sosyal hayata entegre bireyler olmalarını sağlayan kurum olma misyonuyla yola çıkan SOBE, Türkiye’nin her ilinden başvurulara yetişmeye çalışıyor.
‘HERHANGİ BİR YAŞ SINIRLAMAMIZ YOK’
SOBE Vakfı hakkında bilgi veren Sürekli Eğitim Birimi Koordinatörü Zeynep Takı Kapıdaş “Sobe Vakfı 2016 yılında otizmli bireyler eğitimi ve otizm farkındalığını oluşturmak amacıyla kurulmuş bir vakıftır. Herhangi bir yaş sınırlamamız yok. 18 aylıkken tanı almış bir öğrencimiz de var, 28 yaşında bir öğrencimiz var. Talep olduğu takdirde daha üst yaşlara da hitap ediyoruz. Öğrencilerimize verilen eğitimlerin temelinde bilimsel dayanaklılık yatıyor. Uygulamalı davranış analizi dediğimiz bir eğitim yöntemi kullanıyoruz. Bilimsel dayanaklı demek; daha öncesinde bu eğitimlerin otizmli bireylerde etkili olduğu kanıtlanmış, o bireylerin gelişimine katkı sunmuş yöntemlerdir. Öğrencilerimiz haftada 4, 6 veya 10 seanslık eğitimler alıyorlar. 1 seans 40 dakika sürüyor ve günde 2 seans veriliyor. Bunun yanı sıra yoğunlaştırılmış programımız var. O da günlük 3 saat sürüyor. Modüllerimiz var ve bunlar yaş gruplarına göre ayrılıyor. Biz bu eğitimlerimizi yaş gruplarına göre veriyoruz. Onlara uygun şekilde materyaller veriyoruz” sözlerine yer verdi.

‘AİLELER DE EĞİTİLİYOR’
Aile atölyesi ile ailelerin eğitimine de katkıda bulunduklarını söyleyen Kapıdaş, “Çocuklar burada belli süre eğitim alıyorlar ve gelişimlerine katkı sağlıyorlar. Ancak evde geçirdikleri süreyi dikkate aldığımız zaman ailenin eğitilmesi de büyük bir önem arz ediyor. Aile, uygulanan metotları birebir sınıfa girerek görüyor. Öğretmenler yönlendirme yapıyor. Egzersiz yapma şansları oluyor ve evde uygulayabiliyorlar. Tabii ki belirli noktalarda eksiklik kalabilir ama biz bunu temelden öğretmek için aile atölyeleri yapmaya karar verdik. Aile atölyelerinde de çocuklarımız derste hangi stratejiyle eğitim alıyorsa biz bu stratejiyi aileye de anlatıyoruz. Daha sonra uygulamalı olarak atölyelerimizde bunları yaptırıyoruz. Çocuğun adına tepki vermesi, eşleme yapması, yönerge sunması, yönerge sunulduğu zaman yerine getirmesi, nesneleri ayırt etmesi gibi temel beceriler var. Bu atölyelerin asıl amacı ailelerin çocuğuna nasıl yaklaşması, nasıl konuşması gerektiği konusunda yönlendirme yapmaktır” dedi.

‘ÖĞRENCİNİN GELİŞİMİ ÇOK SIKI TAKİP EDİLİYOR’
Bir öğrenciden sorumlu birçok öğretmenin olduğunun altını çizen Kapıdaş, “Bir öğrenci geldiğinde bireysel olarak değerlendirirken aslında öğrenciden sorumlu birçok öğretmenimiz var. Hem bireysel eğitiminde yer alan öğretmeni, süpervizörü hem de eğitim direktörü var. Bir öğrencinin tüm programlarından, gelişiminden tüm aşamalarda bu hocalarımız etkili oluyor. Öğretmenin kafasının karıştığı bir noktada ya da uygulamasını daha doğru yapmasını sağlamak için süpervizörlerimiz sürekli destek veriyorlar. Süpervizörlerimizin destek aldığı noktalarda da koordinatörümüz destek veriyor. Revize edilmesi gereken programları gözden geçiriyor. Ve yılsonu çocuğun dersteki gelişim verilerini inceleyip analizini yapıyoruz. Yani öğrencinin bir programı başladıktan sonra bu programa çalışırken ilerleme kaydedip kaydetmediğini anlamak için çocuğun verisini alıyoruz. Örneğin sizin çocuğunuz yüzde 10 düzeyindeyken şimdi yüzde 70 düzeyinde diyoruz. Hedeflediğimiz bir düzey var, o hedef de genellikle yüzde 80 oluyor. O düzeye geldikten sonra çocuk o düzeyi geçerek bir sonraki aşamaya atlıyor” bilgilerini aktardı.

‘HER OTİZMLİ BİREYİN KENDİNE HAS ÖZELLİKLERİ VARDIR’
Her otizmli bireyin farklı olduğunu vurgulayan Kapıdaş, “Toplumun otizm konusunda farkındalığının oluşması için otizmi bilmeleri ve tanımaları gerekiyor. Otizm denilince medyanın bize yansıttığı bazı karakterler oluyor. Mucize Doktor, Rain Man gibi. Özel yetenekleriyle ön plana çıkan otizmli bireylerden yola çıkarak toplum olarak otizmi tanımaya eğilimli olabiliyoruz ancak her otizmli birey birbirinden farklıdır. Otizm bir spektrum ve her bir otizmli birey çok farklı özellikler gösteriyor. Bununla ilgili çok güzel bir söz var. ‘Bir otizmli bireyi tanıyorsanız sadece bir otizmli bireyi tanıyorsunuzdur.’ Bazıları hiç konuşamıyor, ömürleri boyunca tek bir kelime bile çıkaramıyor. Bazıları konuşmayı bilse dahi sizle konuşmayı tercih etmiyor. Bazıları da sizi konuşmalara boğabiliyor.” ifadelerine yer verdi.

‘İKİ ÖĞRENCİMİZ FABRİKADA ÇALIŞIYOR’
Eğitim verdikleri öğrencilerden, büyük aşama kaydedip fabrikada çalışanlar bile olduğunu söyleyen Kapıdaş, “Otizmli bireylerin güçlü yönleri de var. Rutin işleri yerine getirmekten çok fazla keyif alıyorlar. Mesela biz bir şeyi tekrar tekrar yapmaktan sıkılabiliyoruz ama onlar keyif alabiliyorlar. Aslında çocukların bu güçlü yönlerini fark edip o çocuklara gerekli becerileri de kazandırıp onları iş hayatına dahil ederek bağımsız birey olabilmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Bu özel yeteneklerinden yararlanıyoruz ya da onlara yeni beceriler öğretiyoruz. Bunları yaptıktan sonra anlaşmalı olduğumuz bazı iş yerleri var. Oraya çocuklarımızı çalışan olarak başlatabiliyoruz. İki öğrencimiz Konya’daki bir fabrikada çalışıyorlar. Burada belli bir düzeyde eğitim aldılar. Daha sonra onlara eşlik eden bir koçla birlikte çalışıyorlar. Yakın zamanda orada bulunan koçların da yanlarında durmasına gerek kalmayacak seviyeye gelecekler.” diye bahsetti.

‘MADALYA KAZANAN ÇOK FAZLA ÖĞRENCİMİZ VAR’
Öğrencilere spor eğitiminin verildiğini ve birçok başarı gördüklerinin altını çizen Kapıdaş, “Çocuklarımız, bireysel eğitimlerinin yanı sıra spor eğitimleri alıyorlar. Ergoterapi eğitimi, hipoterapi eğitimi gibi eğitimler de sunuyoruz. Hidyoterapi eğitiminde çocuklara yüzmeyi öğretiyoruz. Erfoterapide de çocuklarımızın zaman zaman duyusal entegrasyon problemleri olabiliyor. Kimisi dokunmaktan hiç hoşlanmıyor, kimisi dokunma ihtiyacı hissediyor. Bu gibi durumlarda ergoterapistimize başvuruyoruz. Onunla birlikte çocuğun gelişimi için destek sağlamaya çalışıyoruz. Spor biriminde çocuklar masa başı eğitimde çok başarılı oluyorlar ama koordinasyonu sağlayamıyorlar, engel atlayamıyorlar. Bu gibi durumlarda spor çok büyük bir artı sağlıyor. İlerleyen çocuklarımızı da branşlarda uzmanlaştırıyorlar. Masa tenisi turnuvalarına veya yüzme müsabakalarına katılan öğrencilerimiz var. Madalya kazanan çok fazla öğrencimiz var. Ve birçok öğrencimiz de normal gelişim gösteren yaşıtlarıyla bile müsabakalara katılabiliyor. Vakıf olarak çocuklarımızın spor alanındaki gelişimlerini de desteklemeye çalışıyoruz. Yakın zamanda da Meram’a bir şubemiz açılacak. Orada 0-6 yaş arası otizmli çocuklara eğitim vermeye başlayacağız.” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
BÜŞRA ERKUŞ / YENİ HABER GAZETESİ



Bakmadan Geçme