'Sözleşme Artık İhtiyaç'
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, her ne kadar ülkemizde yaygın ve bilinen bir sözleşme olmasa da, toplum içinde bireylerin birbirlerine giderek yabancılaştığı günümüzde bir ihtiyaç halini aldı.
Peki, mevcut durum nedir? Konu hakkında gazetemize açıklamalarda bulunan Avukat Ümit Olgun; “Evlatlardan biri bakımı üstlenir diğerleri uzak durur. Mirastan kalan malvarlığını da eşit paylaşırlar. Bir problem çıkmaz. Ama derinden derine “anne babaya bakma” isteği ve arzusunda azalma, uzaklaşma meydana geldiğini biliriz de dile dökemeyiz. Ya, kardeşlerden biri bakımı üstlenmez de herkes zevk-ü sefasını düşünür, kimse fedakârlık etmezse, işte bu halde, çirkin acınası bir sahneyle karşı karşıya kalınır. Öyle zaman olur ki, huzur evlerinde sayılar günbegün artmaktadır. Kamunun yani mahşer-i vicdanın; bakımı üstlenenle, üstlenmeyeni ayırması gerekir. İşte böyle durumlarda “ölünceye kadar bakma sözleşmesi” ile bir nebze olsun hakkaniyet ve adalet sağlanmaktadır. Hatta anne-babaya bakma teşvik olmakta 3. kişilere de, çevreye de örnek olmaktadır. Bu anlamda sözleşmenin uygulamadaki yeri azımsanmayacak derecede önemlidir. Ancak sözleşme kanundan doğan önemli geçerlilik şartları taşıdığından, sözleşmedeki bir noksanlık, ciddi mağduriyetlere sebep olabilmektedir” şeklinde konuştu.
“BAKIMA MUHTAÇ KİŞİ, SAĞKEN DEVREDEBİLİR”
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin tanımının TBK’nın 611.maddesinde geçtiğini söyleyen Olgun; “Tanım şöyle, ‘Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir’ Yani ölünceye kadar bakma sözleşmesi, taraflardan birisinin diğerinin kendisine yaşamı boyunca bakıp gözetmesine karşılık olarak, bir malvarlığını devretmeyi üstlendiği sözleşmedir. Malvarlığının devri, sağlararası işlemle yapılabileceği gibi, ölüme bağlı tasarrufla da yapılabilir. Şöyle ki; ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım alacaklısı edimini ölüme bağlı bir tasarrufla yerine getirecekse, ortada miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesi vardır ve bu sözleşmeye miras sözleşmesi hükümleri uygulanacaktır. Bunun dışında, bakım alacaklısı edimini sağlararası bir işlemle ifa edecekse, bu durumda, borçlar hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesi söz konusu olur ve bu sözleşmeye, düzenlenme şekline ilişkin kurallar dışında, borçlar hukuku kuralları uygulanır. Kısacası, bakıma muhtaç kişi, vaat ettiği malvarlığı değerini sağken de devredebilir, ölünce devrinin gerçekleşmesini de isteyebilir. Bakıma muhtaç şahsın sağlığında devredeceği mallarına olan ihtiyacı, bu kişiyi bu tür ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapmaktan alıkoyabilir. Tam da bu noktada Türk Medeni Kanunu’nun 611. Maddesinin 2. Fıkrası devreye girmektedir. Bu hükme göre, bakıma muhtaç kişi, vaat ettiği taşınmazın, kendisi ölünce devredebilmesini isteyebilir. Böylelikle hem bakımının yapılmasını garanti altına almakta, hem de mallarını ölünceye kadar elinde muhafaza etme imkânına sahip olmaktadır” diye konuştu.
“BAKIM ALACAKLISI KORUNMUŞTUR”
Olgun; “Ölünceye kadar bakmayı vaad eden; bakım borçlusu, malvarlığı kendisine devredilen kişi ise, bakım alacaklısıdır. Peki, bakım borçlusunun yükümlülükleri nelerdir? Burada sözleşmenin kurulması ile birlikte bakım borçlusu, bakıma muhtaç kişiye kendi aile ferdiymiş gibi davranmak zorundadır. Bakılan kişinin, beslenmesinden tutunda, giyim, sağlık ve tedavi harcamalarına varana kadar karşılamakla yükümlüdür. Bakım alacaklısı ise buna mukabil; sözleşmede kararlaştırılan malvarlığını vermekle yükümlüdür. Sözleşmenin geçerli olabilmesi ve istenen sonucu doğurabilmesi için kanunda belirtilen şekil şartlarına uyulması gerekmektedir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi resmi şekle tabi kılınmıştır. Bu sözleşmenin miras sözleşmesi şeklinde yapılması gerekir. Miras sözleşmesi ise, resmi vasiyetname şeklinde düzenlenir. Resmi vasiyetnameyi düzenlemeye kimler yetkilidir? TMK’nın 532. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer görevlilerin düzenlemeye yetkisi bulunmaktadır. Bakıma muhtaç kişi, çoğu zaman yaşlı, hasta, kimsesiz ya da kendisi ile yeteri kadar ilgilenecek bir yakını olmayan, bunun yanı sıra aldatılması ve menfaatlerinin zarara uğratılması ihtimal dâhilinde olan kimselerdir. Bu nedenle de resmi şekil şartı öngörülerek, bakım alacaklısı korunmuştur” dedi.
GÜLŞEN YILMAZ/YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme