'Suyun gelmesi bölgeyi canlandırır'
Konya ve Türkiye'nin en önemli tarım havzalarından biri olan Altınekin'e dış havzalardan su transferi olması gerektiğini belirten Tahir Tuncer, 'Bu bölgede suyun bitmesi demek tarımın, sanayinin, ticaretin bitmesi, ekonominin bitmesi demektir' dedi.
Altınekin gerek Konya gerekse Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından birini oluşturuyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanların yer altı suyunda hızla düşme görülüyor. Bunun en önemli sebebi ise tarımsal çeşitliliğin artmış olması gösteriliyor. Havzada suya göre ekim yapılması gerektiği vurgulanırken kesin çözümün dış havzalardan su getirilmesi olarak görünüyor. Uşak Üniversitesi Fiziki Coğrafya Araştırmacısı Tahir Tuncer konuyla ilgili gazetemize açıklamalarda bulundu. Altınekin’in hem Konya hem de Türkiye’nin önemli havzalarından biri olduğunu ifade eden Tuncer, Altınekin’de 1126 kilometre kare alanın 4’te 3 kısmını tarım alanlarının oluşturduğunu söyledi.
ALTINEKİN’DE 1129 SU KUYUSU VAR
Bunun da önemli bir kısmının sulak olduğunu belirten Tuncer, “Altınekin’de tarımın temeli yüzeysel su bulunmadığı için az miktardaki yağışlar dışında tamamıyla yer altı suyuna dayanıyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanlar yer altı suyunu aşırı miktarda çektikleri için yer altı suyunda hızla düşme görülüyor. 1979 DSİ raporuna göre Altınekin çevresinde 400 civarında sulama kuyusu mevcutken 2017 itibariyle DSİ raporu ve kendimin uydu görüntülerinden tespit ettiğim duruma göre 1129 tane su kuyusu bulunuyor. Aradan geçen 40 yılda su kuyuların oranı 10 kat artmış. Su kuyuların aynı zamanda debileri de en az 3 kat artmıştır” diye konuştu.
BİTME NOKTASINA YAKLAŞIYOR
Daha önce güçsüz traktör ve basit makinelerle çekilen suyun günümüzde dev dinamolarla dalgıç pompalarla, elektrikli sistemlerle daha fazla çekildiğini belirten Tuncer, “Ayrıca günlük ve yıllık sarfiyat miktarı da artmaktadır. Traktörlü dönemde günde 8-10 saat çalışan bir kuyu şu anda hem debisi artmış hem de otomatik elektrikli sistemle 24 saat çalışmaktadır. Hatta ürün çeşidinin artması ile birlikte 8-10 ay çalışıyor. Bu da su sarfiyatının aşırı miktarlara ulaştığını göstermektedir. Yer altındaki bu su denizel bir yapıya sahip değildir. Bu sular milyonlarca yıl orada biriken fosil sulardır. Yukardan sızan suların birikmiş halidir.Bu sular insanoğlunun aşırı kullanımıyla bitme noktasına yaklaşır bir eğilim gösteriyor” şeklinde konuştu.
EN ÖNEMLİ SEBEP TARIMSAL ÇEŞİTLİLİĞİN ARTIŞI
Bu durumun en önemli sebebinin tarımsal çeşitliliğin artışı olduğunun altını çizen Tahir Tuncer, “Basınçlı sulama sistemleri, yağmurlama gibi sistemlerle su çıkmayan bölgelere de boru hattıyla su ulaştırılıyor. Buğday, arpa, yulaf gibi az su isteyen ürünlerin yerine ekonomik değerleri göz önüne alınarak artık şeker pancarı, mısır, patates, havuç gibi aşırı su isteyen ürünlerin ekilmesi bu su tüketiminde başlıca faktör görünüyor. Daha önce 1 metre düşen su miktarı günümüzde ortalama 2 metre düşüş seviyesine ulaşmıştır. Bu düşüş yıldan yıla artış gösteriyor” ifadelerini kullandı.
SUYA GÖRE ÜRÜN EKİLMELİ
Suyun tamamen bitme gibi bir durumunun olmadığını vurgulayan Tuncer, “Suyun bir ekonomik çekim alanı var. Bu su lokal olarak bazı bölgelerde 70-80, bazı bölgelerde 150 metreden çekilmektedir. Bu artış hızıyla ortalama 10-15 yılda bu şekilde maksimum idare edeceği, bunun önüne geçilmezse gelecek nesillere böyle bir suyun bırakılamayacağı yönünde. Çözümü için mevcut potansiyeli sınırlı kullanmak gerekiyor. Bu da bölgenin iklim özelliklerini bilerek geleneksel ürünlerin ekimine devam etmektir. Aşırı su tüketen ürünlerin ekiminin kesinlikle yasaklanması gerekmektedir. Bu bireysel bazda çiftçilerle değil devlet eliyle olması gerekiyor. Su kısıtlanmalıdır. Kaçak kuyuların önüne geçilmelidir. Ürüne göre su tüketimi değil suya göre ürün ekilmelidir” dedi.
ÇÖZÜM DIŞ HAVZALARDAN SU GETİRMEK
En önemli çözümün dış havzalardan su getirmek olduğunu ifade eden Tuncer, “Fırat’ın kolu olan Karasu nehrinden su sağlanabilir. Çok uzak olduğu yönünde endişe olabilir. Binlerce kilometre öteden petrol taşınabiliyorsa suyun petrolden daha önemli olduğunu görerek su taşınmalıdır. Çünkü su, bu bölgenin sadece tarımsal ekonomisini değil sanayisini ticaretini hatta toplumsal yapısını, aile yapısını suç oranlarını değiştirecek bir projedir. Bu bölgede suyun bitmesi demek tarımın, sanayinin, ticaretin bitmesi, ekonominin bitmesi demektir. Hatta göçün artmasına neden olacaktır” diye konuştu.
İSMAİL POÇAN / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme