Tabiattan gönüle tezhip sanatı

Yıllardır ülkemizde öğrenimi ve yapımı süren tezhip sanatı, son yirmi yılda en canlı dönemlerini yaşıyor. İlk örneklerini Emevi-Abbasi döneminde gördüğümüz tezhip sanatı, Güzel Sanatlar Fakültelerinde de öğrencilere kapılarını açıyor.

Tabiattan gönüle tezhip sanatı
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Kur’an-ı Kerim sayfalarının ilk defa Hz. Ömer’in teklifi ve Hz. Ebubekir’in kabulü ile iki kapak arasına alınması, Emevi döneminde Kur’an yazısının sistemli olarak geliştirilmesi ve sanat açısından güzelleştirilmesiyle ilk tezyînat örneklerinin geç Emevi erken Abbasi dönemlerinde görülmeye başlandığını söyleyen Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Ersan Perçem, “Selçuklu Devletiyle birlikte Anadolu’ya gelen tezhip sanatı, o zamanlardan günümüze kadar gelişerek gelmiştir. Osmanlı döneminde özellikle 15 ve 16’ıncı yüzyıllarda tezhip sanatının en güzel örnekleri görülmektedir. Zaman içinde unutulmuşluğa terk edilen bu zarif ve zor sanat, son yıllar içinde bu sanata gönül veren çeşitli grup ve kişilerce canlandırılıp sürekliliği sağlanmaya çalışılmaktadır” dedi.

TEZHİP/ MALZEME / KULLANIM ALANLARI

Tezhip sanatını tanımlayan Perçem, “Tezhip, bezeme sanatının kağıt üzerindeki görünüş şeklidir. Tezhip Hat sanatını tamamlayan ve onu ziynetlendiren bir görünüşe sahiptir. Bu sebepten tezhip, hocalarımız tarafından yazının elbisesi olarak kabul edilir ve klasik kitap sanatları içinde yer alır. Tezhip kelimesi adını, en önemli malzemesi olan altından almıştır. Çünkü Arapça altın demek olan zehep kelimesinden türemiştir. Tezhip kelimesi altınlamak anlamındadır. Fakat tezhip sanatında altın ile birlikte kullanılan, geçmişte toprak boyalardan, şimdi ise hazır boyalardan elde edilen, bedahşi lacivert, Türk alı, aşı boyası, Türk mavisi (türkuaz), limon küfü gibi klasik renkler kullanılmıştır. Bu sanatı icra edene müzehhip, eğer hanım ise müzehhibe, yapılan eser ise müzehhep eser denilmiştir” ifadelerini kullandı. Tezhip sanatının kullanım alanlarından bahseden Perçem, “Eskiden kitap sayfalarında olan tezhip artık günümüzde duvar levhalarında ve dekoratif alanlarda da kullanılmaktadır. Kitap sanatlarında en yoğun tezhipler, Mushaflarda, mesnevi gibi dini yazmalarda, bunun yanında edebi eser olan divanlarda, padişaha sunulacak ilmi yazmalarda uygulanmıştır. Günümüzde ise daha çok Hilye-i Şeriflerde ve duvar levhalarındaki yazı kenarlarında veya başlı başına dekoratif bir sanat halinde de duvarlarımızı süslemektedir” dedi.

“TEZHİP GÖNÜL SANATIDIR”

Tezhip sanatının gönül verilmesi gereken sanatlardan biri olduğunun altını çizen Perçem, “Tezhip sanatçısı, bir yazı etrafını bezerken aslında kendi gönlünü de beziyor demektir. Sanatçı tabiattan üsluba çekerek aldığı rengarenk çiçekleri kağıda işlerken birer görüntüsünü de gönlünde oluşturur. Ve bu görüntüler normal yaşantısına da yansır. Güzel gören sanatçı, etrafını da güzel görmeye başlar. Tezyinattaki güzellik artık sanatçıya da yansımış ve hayatını şekillendirmiştir. Tezhip sanatçısı Allah’ın tabiatta yarattığı güzellikleri görüp yine Allah kelamını kağıt üzerinde yansıtır” şeklinde aktardı.

“TEZHİP SANATI YENİDEN CAN BULDU”

Perçem; tezhibin hem yetişmiş sanatkâr yoksunluğu hem de malzeme eksikliği nedeniyle unutulmaya yüz tutmuşken son 30-40 yıl içinde Güzel Sanatlar Fakültelerinin bünyesinde geleneksel Türk sanatları bölümlerinin açılması ve belediyelerin sanat merkezlerinde desteklemesi ile yeniden canlandığını belirtti. Perçem, gelenekli sanatlar yarışmalarının açılmasının da bu sanatlara özellikle de Tezhip sanatına ilgiyi artırdığını belirtti.

“MALZEMELERİN FİYAT YÜKSEKLİĞİ SANATÇILARI ZORLUYOR”

Tezhip malzemelerindeki fiyat yüksekliğinin sanatçıları zorladığını da söyleyen Perçem, “Gelenekli sanatların gelişmesi ve yaygınlaşması ile beraber malzeme temini yönünden hiçbir eksiğimiz olmamasına rağmen fiyat pahalılığı tezhip sanatının tek zor yönü olabilir. Fırçalarımız, kâğıtlarımız, altın gibi daha birçok malzememiz çok pahalı, yaşadığımız tek zorluk bu diye düşünüyorum” dedi.

tabiattan-gonule-2.jpeg

“TEZHİP SANATI USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİ İLE GELİŞİR”

Osmanlı döneminden gönümüze kadar tezhip sanatının asıl öğrenim sisteminin usta-çırak ilişkisi olduğunu söyleyen Perçem, “Sanatımızda usta-çırak ilişkisi çok önemlidir. Hocaya sadakat sanata sadakat demektir. Eskilerin söylediği gibi etiyle kemiğiyle hocasına kendini teslim eden öğrenciler sanatın bereketinden faydalanırlar. Burada önemli hususlardan biri de öğrencinin aynı hoca ile öğrenimini sürdürmesi ve bu sanatın daha sonraki nesillere aktarılması için gayret gösterilmesidir” dedi. Perçem ayrıca şunları ekledi; “Fakültelerdeki eğitim, Osmanlıdaki usta-çırak ilişkisinin aksine bir yön izliyor. Sanatta dört yıl içerisinde öngörülen müfredatın bitirilmesi isteniyor. Bunun yetersiz bir vakit olduğunu düşünüyorum. Bir sanatçı normal şartlarda 5-10 yıl arasında yetişir ve olgunlaşır. Fakültemizde öğrencilere 4 yıl lisans, 2 yıl yüksek lisans olmak üzere 6 yılda batı ve doğu eğitim sistemini sentezleyerek vermeye çalışıyoruz. Her hocamız kendi sanat atölyesinde öğrencilerini 4 yıl boyunca yetiştirmeye gayret ediyor. Usta çırak ilişkisi öğrencinin sadece elini tanımakla kalmayıp, öğrencinin ruh dünyasını, üzüntü ve sevinçlerini bilmesi onu daha iyi yönlendireceği anlamına geliyor. Aynı zamanda hoca tezyînat ile beraber öğrencisine ahlâkî bezemede yapar. Ahlâkî güzelliğin ister istemez tezhibin güzelliğine de yansıması olacaktır.”

“ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMENLERİMİZİN ÇOĞU KADIN”

Tezhip sanatına en çok ilginin kadınlar tarafından gösterildiğinin altını çizen Perçem, “Doksanlı yıllarda başörtülü hanımların okullara alınmama sürecinde gelenekli sanatlara ilgi ve yönelme çoğaldı. Gelenekli sanatlara çok büyük bir ilgi olunca özellikle belediyeler tarafından açılan kurs ve sanat merkezleri doldu taştı. Buralarda ve özel atölyelerde yetişen sanatkârların çoğunluğu böylelikle kadınlar oldu. Erkeklerin bu sanatlara olan yöneliminin az olmasının sebebi ise iş alanlarını az olmasıdır. Fakat yine de asıl mesleklerinin yanında bu sanatları icra eden azımsanmayacak sayıda erkek sanatçı da vardır” şeklinde aktardı.

“İSLAMİ SİMGELERLE BEZENEN SANATLAR, GİTTİKÇE ÖNEM KAZANIYOR”

Hat, tezhip, minyatür ve ebru gibi gelenekli sanatların her geçen gün ön plana çıktığına değinen Perçem, “Özellikle son yıllarda insanlar kendi inanç veya görüşlerini kitap yazarak başkalarına kabul ettirmek yerine dijital ortamlardaki görüntüler ile insanlara ulaşmaya çalışıyor. Bizler de sosyal medyanın ön plana çıktığı bu dönemde; hat, tezhip, minyatür ve ebru gibi gelenekli sanatların daha önemli bir hal aldığını ve bu mecralarda yer almamız gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bu sanatları birer İslami simge olarak düşünürsek, dinimizin güzelliklerini bu alanlarda da anlatmış ve tanıtmış oluruz” ifadelerini kullandı. (26.12.2022 tarihinde gazetemizin 12. sayfasında yayınladığımız haberde, muhabir arkadaşımızın sehven yaptığı hatalar nedeniyle haberimiz yeniden kurgulanıp yayına alınmıştır. Okurlarımızın dikkatine sunarız)

•ZEYNEP SÜEDA KARADENİZ

Bakmadan Geçme