- Haberler
- Kültür Sanat
- Tarihe de sinemaya da uymaz
Tarihe de sinemaya da uymaz
Yarım Kalan Mucize 'Köy Enstitüleri'ni işleyen filmlerden biri. İyi niyetli bir girişim olsa da beklentileri karşılamıyor. Yönetmen Biket İlhan'dan daha fazlasını beklerdik.
Bir sinema eleştirmeni olarak kendi ülke sinemama her zaman daha yumuşak yaklaşmışımdır kritiklerimde. Arkasına büyük bir kültür, sanatsal birikim ve büyük bütçeler almış Hollywood endüstrisinin ürettiği filmlerle Türk sinemasında çekilen filmleri aynı kriterlerle yaklaşmak haksızlık. Sanki yerdeki adama tekme atmak gibi. Ama bir nokta geliyor ki bazı filmler sabrımı taşırıyor. Ülkenin çok önemli kırılma noktalarını anlatan filmlerde böyle yetersizlikler artık ciddiyetsizlik sınırına geliyor. Yarım Kalan Mucize yazık ki böyle bir yapım.
İYİ BİR SAHNE OLABİLİRDİ
Filmin yönetmeni Biket İlhan. Kendisini tanırım ve hayata bakış açısına saygım var. Ondan beklentim böyle bir filmden çok daha fazlası. Hele konu Köy Enstitüleri ise... Senaristi, başrol oyuncusu ve yapımcısı kızı Nihan Belgin. Perdeye çok yakışıyor; hem duygusal hem entelektüel bir auraya sahip. Filme gelince; II. Dünya Savaşı atmosferinde Anadolu’da sefaletin doruğa çıktığı zamanlar... Nahide, cahilliğin karabasan gibi sardığı bir köyde parlak zekalı bir genç kızdır. Hayalleri, sistemin ona zorla kabul ettirmeye çalıştığı yaşamla çatışmaktadır. Ona yardım edecek kişiyse köy okulunun öğretmenidir. Onun Köy Enstitüsü’ne gitmesini ister. Nahide’nin erkek kılığında köyünden kaçıp okumayı seçmesi, aslında Anadolu’daki eğitim seferberliğinin habercisidir.
Şimdi bu kadar önemli bir konu nasıl bir tiyatro oyununa döndürülür? Filmde bunu acı bir şekilde görüyoruz. Nahide ile evlenmeyi kafasına koymuş bir ağa var. Ağa Köy Enstitüsü’nü basıyor. Aslında iyi yorumlanan bir filmde önemli bir sahne olabilir. Köy ağası sistemin temsilcisi ve toplumun aydınlanmasını istemeyen bir adam olarak bu planları yapsaydı filmin derinliğinden bahsedebilirdik. Filmin dili o kadar yavan ki ağa kendi otoritesinin ezilmesini yediremediği için ve kıza olan tutkusu yüzünden enstitüyü basıyor...
Olmuyor işte! Tarihi bir konuyu bu tür senaryo hataları ve klişe oyunculuklarla anlatamıyor hatta batırıyorsunuz. Bu filmi yapan insanların iyi niyetini ve Köy Enstitüleri’ne verdikleri önemi biliyorum. Ama elde olana bakınca ve izleyecek binlerce insanı düşününce, benim bunun farkında olmam ne kadar önemli ki...