Ayağa kalkan bir Türkiye’nin dünya mazlumlarına özgürlüğü de barışı da getireceğini belirten Gazeteci-Yazar Aslan Değirmenci , “Bunun için tek başına güçlü bir iktidar sadece Türkiye’nin değil, dünya mazlumlarının da umududur” dedi.
Gazeteci, Yazar Aslan Değirmenci gündeme dair konular hakkında gazetemize çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ayağa kalkan bir Türkiye’nin dünya mazlumlarına özgürlüğü de barışı da getireceğini belirten Değirmenci, “Bunun için tek başına güçlü bir iktidar sadece Türkiye’nin değil, dünya mazlumlarının da umududur” dedi.
Gazeteci-Yazar Aslan Değirmenci ile yaptığımız söyleşi son dönemde Türkiye’de yaşanan tartışmaların tamamına ‘nokta’ mesabesindeydi. Söyleşimizde “Sadece iktidarı değil, vatanı da düşürmek istiyorlar. Sancak düşerse Ortadoğu halkları yalnız kalır, dünya mazlumları umutsuzluğa kapılır, küresel emperyalizm; kapitalizm üzerine kurguladığı sistemini güçlendirir” diye konuşan Değirmenci, “Vicdan sahiplerinin son süreçte birlikte hareket etmediklerini ve bunun sonucu olarak da sarsıldıklarını, ama bu gelişmeden ders çıkararak insanlığın uyanacağını düşündüğünü belirten Değirmenci bu uyanışla birlikte ayağa kalkan ümmetin sancağın dünyanın tam göbeğine dikene kadar oturmayacağına inandığını ifade etti. Geçmişte toplum mühendislerinin sahada eylemler yaptığını, milletin iradesine sahip çıkmasıyla bu yöntemi değiştirerek milletin yüreğine ve vicdanına operasyonlar yapıldığını belirten Değirmenci, “Millet bir kez daha dik durarak yine bu operasyonlara karşı gereken cevabı en güzel şekilde verecektir ve iradesine sahip çıkacaktır” şeklinde konuştu.
İşte Aslan Değirmenci’nin sorunları ve çözüm önerilerine karşı gösterdiği yerinde tespitlerinin bulunduğu o söyleşimiz;
“MİLLETİN İRADESİNE SAYGI DUYULMALIDIR”
Seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeni Türkiye söyleminin ve 2023 hedefinin akıbeti ne olacak?
Türkiye’yi istikrarsızlığa sürükleyecek bir gelişme görmüyorum. Sonuç itibarı ile sandıktan çıkan karara tüm siyasi partilerin saygı duyması gerekiyor. Türkiye koalisyonlu dönemlerde enerjisini tüketen, geçmişe takılı kalan projelerle hareket eden bir sistem içerisinden çıktı. Özellikle koalisyonlu dönemlerde sadece ekonomik krizler veya istikrarsızlık yaşanmadı zamanında darbelere zemin hazırlandı; Laiklik adı altında insanlara zulüm edildi. Irkçılık adı altında insanlar ötekileştirildi. Sürekli rejim bekçiliği yapanlar Türkiye’de farklı kimliğe sahip olan insanlara yaşam hakkı tanımadı. Koalisyonların geçmişten bu yana bu ülkeye kazandırdığı hiç bir şey yokken, bugün aynı tezi savunmanın doğru olmayacağını düşünüyorum.
Bu süreci aşmak mümkün mü peki?
Elbette mümkün. Bize yılgınlık ve umutsuzluk yakışmaz. Zaten topluma dayatıldığı kadar da kötü bir durum yok. Biz eski Türkiye’yi yaşadık, yaşamasaydık keşke. O günlerden bugüne değişimi, dönüşümü ve uyanışı gördük. Daha iyisini yapacak, sistemin kölesi değil, sistemi değiştirecek güçteyiz. Ayağa kalkan bir Türkiye tüm dünya mazlumlarına özgürlüğü de, barışı da aşılayabilecek bir güçtedir. Türkiye kendi başına, Anadolu kendi başına ayağa kalkmayı başaramadıktan sonra biz Ortadoğu’daki mazlumları da dünyadaki mazlumları da kurtaramayız. Onun için tek başına bir iktidar sadece Türkiye’nin değil, dünya mazlumlarında umudu olduğu için hepimizin gönlünden geçen bir iktidar modeli buydu; halende bu. Son üç yıldır üst akıl toplum mühendisliği ve algı operasyonları yapıyor. Yapılan algı operasyonları süreci buraya taşıdı, ama aşılacak inşllah.
“MİLLETİN VİCDANINA OPERASYON YAPTILAR”
Seçim sonuçlarına ÜST akılın etkisi ne yönde oldu? Ve Üst Akılın esas amacı neydi?
Think thank kuruluşları var… Yurt dışındaki think thank kuruluşları uzun süredir AK Partiyi iktidardan nasıl indirebiliriz projelerini yazan tayfalardır. Bunlar baronlar tarafından idare edilir bunlar kaos üretme merkezleridir, burada kobaylar vardır, bu kobaylar denekler tarafından sahaya sürülür ve sürekli olarak Türkiye’ye karşı bir kaos meydana getirmek için çalışma yaparlar. Hiç vazgeçmezler. Diz çöken bir Türkiye isterler. Biz bu kobayları Gezi Parkında gördük, Cumhuriyet mitinglerinde gördük, biz bu kobayları 17 Aralık operasyonunda gördük,
Kobani provokasyonunda gördük, MİT tırlarına yapılan operasyonlarda gördük, biz bugün bu kobayları Suriye’de, Irak’ta yine işte özellikle Kürt bölgelerinde yapılan zulümlerle de görüyoruz. Bu kobayların içerisinde IŞİD’çiler de var, bu kobayların içerisinde PYD’de var. Bu biraz önce söylediğim Think Thank kuruluşları Cumhuriyet mitinglerinden bu yana yazdıkları hiç bir planın Türkiye’de başarılı olmadığını gördüler. Milletin artık eski millet olmadığını Türkiye’de başlayan sessiz devrimle beraber halkın değişim ve dönüşüme evet diyerek kendilerinin de milleti anlamadıklarını gördüler. O zaman toplum mühendisleri sahada eylemler yerine milletin yüreğine, milletin vicdanına dokunarak operasyon yapmak zorunda olduklarını anladılar. Bir bakıma taktik değiştirerek ajitasyona sarıldılar. Bu aslında çaresizlik ve acziyettir.
AMAÇLARI SANCAĞI DÜŞÜRMEK
Son üç yıldır Türkiye’ye yapılan operasyonların sebebi nedir?
Türkiye sürekli olarak hedef alınıyor, sürekli olarak hedef alınmasının nedeni bir bakıma iktidarı düşürmek olduğu kadar vatanı da düşürmek istiyorlar; nedeni bu ülkede sancak düştüğü zaman bu sancağın sancısı Ortadoğu ve dünya mazlumlarının yüreğinde hissedilir. Türkiye özellikle son on yıllık sessiz devrim sürecinde uluslararası arenada bütün kabuklarını kırmakla beraber salt sınırları da aşmıştır. Bizim kendimizin çizmediği bize dayatılan sınırlar yerle bir olduğu dönemde biz büyük medeniyet buluşmasını yaparken, kardeşlerimizi kucaklayacağımız bir dönemde biraz önce sıraladığımız olaylarla karşı karşıya kalmışızdır.( 7 Şubat MİT Krizi, Gezi Parkı Darbe Girişimi, 17 Aralık darbe girişimi) Bunlarla karşı karşıya kalmanızın sebebi şudur: Biz medeniyet buluşmasını yani Suriye’deki, Iraktaki, Yemen’deki, Filistin’deki kardeşlerimizle kucaklaşıp Selahaddin Eyyübi ruhunu taşıdığımız için Ortadoğu’daki diktatörler kaçacak yer arayacaktır, işgale zemin hazırlayan işbirlikçiler sığınacak delik arayacaktır diğer taraftan Ortadoğu’yu bugünkü haline dönüştüren, kan gölüne çeviren küresel emperyalizmde çökecektir. Bu çöküş kimin işine yaramıyorsa Türkiye’ye karşı bu operasyonları yapanlarda bunlardır.
“KÜRESEL İTTİFAK, EYYÜBİ’SİZ ORTADOĞU İSTİYOR”
Suriye’nin kuzeyinde PYD’nin oluşturmaya çalıştığı Kürdistan koridorunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu PYD’nin kendi başına sahneye koyduğu bir oyun değildir. Biraz önce bahsettiğim küresel ittifakın ABD’den İngiltere’ye İngiltere’den Almanya’ya kadar bir çok ülkeden oluştuğunu görüyoruz. Bu ülkelerin aslında Ortadoğu’da Selahaddin Eyyübi’siz bir model arayışıdır. Yeni Selahaddin Eyyübi kimdir? Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan Selahaddin Eyyübi’nin ruhuyla bölgeye kardeşlik getirme çabası içerisinde elinden gelen mücadeleyi vermektedir. Bu mücadelenin önünü kesmek için sürekli olarak küresel emperyalizm karşımıza yeni oyunlarla çıkmaktadır. Stratejik derinlik ile sistemleri sarsıldı çünkü. Dün IŞİD, bugün PYD birbirlerinden farkları yok. İkisini de yöneten NATO’yu da yöneten üst akıldır. Üst akıl bugün PYD bahanesi ile Türkiye’ye aslında Erdoğan’a senden vazgeçtik mesajı veriyor; Bu o kadar kolay değil. Türkiye kendi sınırlarının yanında ameliyat yapılmasına izin vermez. Biz o sınırları tamamıyla kaldıracak güçteyiz. O bölgede bütün insanları Türk, Kürt, Arap hiçbir etnik, mezhepsel kimliğine bakılmaksızın hepsini kucaklayacağımız günlerde yakındır. Bu imkansız değil zordur! Zor olanı başarmak , sınırları aşmaktır, daimi barış için sorumluluk almaktır.
“DERS ÇIKARTMALIYIZ”
Mısır’ın geldiği noktada Müslüman Kardeşlerin ve ülkenin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Mısır’da yapılan darbe Siyonist bir darbedir. Sisi bazı Körfez ülkelerinin ve Siyonizm’in desteğini alarak Mısır’da ayağa kalkıp oradaki bütün ülkeleri kuşatacak halk devriminin önünü kesen maşadır, tetikçidir, korsandır; fakat hiç kimse milletin iradesini idamlarla kafes altına alamaz. Er ya da geç orada Müslüman Kardeşler (İhvan) ve bölgede zulme karşı direnenler, mazlumların yanında duranlar büyük bir uyanışla Sisi’yi de Siyonist darbeyi de alaşağı edecektir Allah’ın izniyle… Sonuç itibarı ile Müslümanlar son süreçte birlikte hareket etmedikleri için hem Suriye’de hem Mısır’da hatta Tunus’ta yenilgiyi tekrar tatmıştır. Bu yenilgiden artık bir ders çıkarmak zorundayız şu anda yaşadığımız iklim buna müsaittir; yani bugün hepimiz beraber izliyoruz Gazze’ye yardım götüren uluslar arası filo İsrail tarafından illegal bir şekilde alıkonuluyor. Diğer taraftan biraz önce sizinde söylediğiniz gibi Mısır’da halkın seçtiklerine çirkin operasyonlar yapılıyor. İnsanlar sokaklarda katlediliyor, iradesine sahip çıkan ve hayır diyenler idamla cezalandırılıyor. Öte yandan Suriye’de Esed rejimi yanına aldığı katil devletlerle birlikte, illegal örgütlerle birlikte “ben özgürlüğümü istiyorum” diyen kim varsa üzerine bombalar yağdırıyor. Yine Irak’ta benzer bir uygulama var. İran’da bir türlü halkların özgürlüğü tanınmamış durumda. Somali’de, Myanmar’da, Türkistan’da, Bangladeş’te yaşanan hukuksuzluklar ortada. Mısır’dan başlayan Bangladeş’e kadar gündem olan zulümlerin Müslümanların uyanışına vesile olacağını ve bu uyanışla birlikte ayağa kalkan Ümmetin sancağın dünyanın göbeğine dikene kadar oturmayacağına inanıyorum.
Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim hocam.
Ben teşekkür ederim, sağ ol kardeşim.
SAİD BULUT / YENİ HABER
Bakmadan Geçme