Ticaretten çok öte bir rota: İpekyolu!
Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından başlatılan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu hattıyla yeniden gündemimize gelen tarihi İpekyolu'nun dünya dengelerini değiştirecek kadar güçlü bir enstrüman olduğunu söyledi.
İlk seferi geçtiğimiz günlerde yapılan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu hattı ile birlikte tarihi İpekyolu, yeniden gündemimize girdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı törenle yeniden başlayan seferler ile ilgili Yeni Haber Gazetesine özel açıklamada bulunan Yeditepe Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, bu tarihi yolun çağlar boyunca dünyanın doğusu ile batısını birleştiren, küreselleşmeyi sağlayan bir aktör ve en önemli enstürüman olduğunu kaydetti. Tarihi ticaret yolunun coğrafi keşiflerin başladığı 1500’lü yallara kadar dünya üzerindeki en önemli ve en değerli ticari yol olduğunu hatırlatan Taşağıl, bu tarihi yol’un tarihte birkaç defa altın dönem yaşadığını ifade etti.
İPEK YOLU’NDAN SONRA DÜNYA’DA ZENGİNLİK EL DEĞİŞTİRDİ
İpek Yol’unun önemini yitirdiği, durdurulduğu yada başta taraflara aktığı gün Dünya’da zenginliğinde el değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, bunun sonucunda da bölgedeki ulusların ve devletlerin güçlerini yitirdiğini söyledi. İpek Yolu ismini 1876 yılında bir Alman araştırmacı tarafından verildiğini belirten Taşağıl, “Doğu’dan Batı’ya ne kadar ürün gittiyse, Batı’dan Doğu’ya da o denli ürün gelmiştir. Başta cam mesela. Birçok ürün Doğu’ya taşınmıştır. Batı’dan Doğu, Doğu’dan Batı beslenmiştir her zaman. Doğu’nun Batı ülkelerine kazandırdığı en önemli ürün kağıt. Talas savaşından sonra müslümanlar Çinli esirlere bir kağıt fabrikası kurdurmuşlar. Bağdat’a geliyor oradan da Mısır’a… Sonra Endülüs sonrada Batı medeniyeti öğreniyor kağıt yapımını. Ve sonra Rönesansı gerçekleştiriyorlar.” diye konuştu.
TÜRKİYE OLMADAN İPEKYOLU BAŞARILI OLAMAZ
Dünya tarihinin en temel ve önemli parçalarından biri olan bu ticaret yolunun denizyolları keşfedildikten sonra önemini yitirdiğini ve bu nedenle de başta Hintler, Türkler, Afganlar olmak üzere hat ve yol üzerindeki diğer bütün toplulukların fakirleştiğini hatırlatan Taşağıl, son 25-30 yıl içinde bu güzergahın ne denli önemli olunduğunun yeniden farkına varıldığını söyledi. Bu yolun canlanmasını en fazla arzu eden ülkelerin başında özellikle Çin’in geldiğini kaydeden Taşağıl, bunun sebebini de “Çin’in kendi ürünlerini satmak ve kültürünü yaymak istemesi” olarak açıkladı. 1991’de Sovyet’lerin dağılmasıyla Çin’in kendi kontrolünde böyle bir ticaret yoluna ihtiyacının daha da arttığını ifade eden Taşağıl, sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu tarihden sonra Türkiye’yi dışarıda bırakacak birçok İpekyolu denendi. Ama hiçbiri başarılı olamadı. Çin bu noktada özellikle Türkiye’ye odaklanıyor. Çin Türkiye’nin olmasını özellikle istiyor bu ticaret yolunda. Çünkü Türkiye İpekyolu için önemli bir Üs. Ve Hap. Bilgisayar ağlarını dağıtan Hap ne ise Türkiye İpekyolunda odur. Sağlıklı bir dağılım Türkiye olmadan olmaz. Bazı toplantılar yapıldı bu ticari yolun yeniden canlanması için. İpek Yolu ile alakası olmayan Vietnam, Kore bile davet edildi. Türkiye dışlanmaya çalışılmıştı. Ancak sonuçta görüldü ki Türkiye olmadan İpek yolu olmaz. Hangi ipekyolu haritasına bakarsanız bakın Türkiye vardır. Bu tarihsel bir gerçekliktir. Türkiye ipekyolunda etkin bir aktördür”
İPEKYOLU, EKONOMİK İŞBİRLİĞİNİN ÇOK ÖTESİNDE
İpekyoluna sadece ticari ve ekonomik yönden bakılmasının yanlış olacağının altını çizen Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, bu ticari işbirliğinin sosyal, siyasi ve kültürel boyutlarının olduğunu da ifade etti. Tarihtede bu ilişkinin sadece para kazanmaktan ibaret olmadığını söyleyen Taşağıl, bu ilişkinin toplumları birbirine yakınlaştıracak ve kültürel etkileşimi artıracak bir model olduğunu belirtti. Ayrıca İpekyolunun yeniden hayat bulması ile değişen dünya dengelerindeki değişimin hız kazanacağını ve sonuç itibariyle dünyanın ekonomik yoğunluğunun Batı’dan Doğu’ya kaymasının içten bile olmayacağını kaydeden Taşağıl “Dünya’nın geleceği bu yol üzerinde. İnsan kaynağı bakımından bu coğrafya çok önemli. Dinamik nüfusta artık Doğu’da. Batı insan kaynağını yitiriyor. Avrasya denkleminde henüz etkin olmayan Şangay Beşlisi var. Ama onlarında arasında şu an bir çekişme var. Dünyanın zenginliğinin zamanla Batı ülkelerinden Orta Asya’ya ve Avrasya’ya kayacağını düşünüyorum. Avrasya’nın yükselişi sürecek gibi görünüyor ama Çin’in tarihi hedefleri ve Rusya’nın özel politikaları var. Bunlar bu yükselişin kaderini belirleyecek etkenlerdir” diye konuştu. Çin’in tarih boyunca jeopolitik olarak batıya doğru yayılma stratejisinde olduğunu hatırlatan Taşağıl, 20 sene sonra Kafkaslarda Türkiye ile Çin’in komşu olmasının içten bile olmadığını söyledi. Çin’in ilerleyen dönemde kaynaklara ulaşmak ve kültürünü yaymak isteyeceğini ifade eden Taşağıl, bu istemin İpek Yolu’nun kaderini belirleyen faktör olacağını belirtti.
HAYRETTİN ATAK / YENİ HABER

Bakmadan Geçme