Türk Dünyasında Matüridi çalışmaları konuşuldu
Selçuk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi ve Matüridi Araştırmaları Merkezinde 'Türk Dünyasında Matüridi Çalışmaları' konferansı gerçekleştirildi.
Fakülte Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş açılış konuşmasında Matüridi ve Matüridilik çalışmalarının önemi üzerinde durdu ve özetli şunları söyledi:
Günümüz İslam dünyasının devasa sorunlarını Mâtürîdî’ye çözdürmek bir haksızlıktır. Yapılması gereken İmam Mâtürîdî’den yön, zihniyet, yöntem ve sağlıklı dini bilgiyi üretmede bilgi kuramını çıkarmaktır. Mâtürîdî itikat alanında yaşayan ve milyonlarca bağlısı olan güçlü bir mezhebin adıdır. Bir mezhep kendisini yenilediği, ürettiği sürece yaşama imkânı bulur ve tarihsel sürekliliği devam eder.Balkanlardan Kafkaslara, kısaca Türk dünyası başta olmak üzere tüm dünyada bugün Suudlular Vehhabiliği, Yeni Selefliği; İranlılar ise Şiiliği yaymaya çalışıyor ve bu konuda ciddi yatırımlar yapıyor. Bu sebeple Türk Dünyasında ve İslam ülkelerinde istikrar ve güven bozuluyor. Mâtürîdîlik çalışmaları salt bu tip projelerin önünde bir bariyer olsun niyetiyle yapılmamalıdır. Eğer, İslam coğrafyalarında itikat ve düşünce kimliğimiz Hanefi-Mâtürîdî üzerinden şekillendirildiği için yapılırsa, dolaylı olarak bu çalışmaların katma değeri olacaktır.İmam Matüridi sağlam ve güçlü bir şekilde akıl ve vahiy arasında denge kuran, İslam’ı insanın doğasına uygun olarak yorumlayan, uzlaşı kültürünü geliştiren, her türlü aşırılık ve ihmalkârlıktan uzak bir dindarlık anlayışını ortaya koymuştur.Esas olan İmam Mâtürîdî’nin düşüncelerini ve zihniyetini topluma ortak bir payda olarak sunmak önemlidir.

Özbekistan Uluslararası İslam Akademisi Üyesi Doç. Dr. Sayid Muhtar Akilov, bağımsızlık sonrası Türk Dünyası ve özellikle Özbekistan’da, İslam düşüncesi alanındaki çalışmalar hakkında bilgi verdi. Akilov bağımsızlıktan önce, 74 yıllık Sovyet rejimi işgali altında yaşayan Türkistan halklarının din konusunda pek bağımsız davranamadıklarını belirtti. O, dini medreselerin tamamının kapatıldığını ifade ederek dini konularla ilgili çalışmaların o dönemde daha çok gizli şekilde devam ettiğini vurgulamak suretiyle bağımsızlığa kadar yaşanan süreçteki sıkıntılara dikkatleri çekti. Buna göre, 1991 yılında bağımsızlığına kavuştuktan sonra dini ve milli değerlerini yeniden ihya etme konusunda önemli adımlar atmış olan Özbekistan devleti tarafından, İslam düşüncesi, tarihî şahsiyetler ve eserleri üzerinde yapılacak olan araştırmalar için de büyük destekler verilmiştir.
Akilov, bağımsızlıktan sonra 1999 yılına gelindiğinde aşırılıklardan uzak Ehli Sünnetin mutedil çizgisini yeniden ön plana çıkarılması için Özbekistan eski cumhurbaşkanı merhum İslam Karimov’un emriyle kurulan İslam Üniversitesi bünyesinde bu araştırılmaların daha bilimsel bir hüviyete kavuşarak günümüze kadar devam ettiğini belirtti. Bu konuda, İmam Matüridi ve Matüridi mezhebinin önemine dikkat çeken Akilov, özellikle 2005 yılından itibaren yüksek lisans ve doktora düzeyinde birçok çalışmayla bu alana katkı sunulmaya çalışıldığını söyledi. O, bu çalışmaların bir kısmının doğrudan İmam Matüridi ile ilgili olduğunu ve diğer bir kısmının ise Matüridi-Eş’ari karşılaştırması niteliği taşıdığını ifade etti. Yine o bu meyanda, Ehli Sünnet itikadının genel hatlarını konu alan ders kitabı niteliğindeki çalışmalardan bahsederek, üniversitelerde bir bütün olarak Ehli Sünnet akaidine dair derslerin verildiği hakkında da bilgi verdi.
Matüridî düşüncenin, bazı aşırı fikirler ve itidalden uzak zihniyetlere karşı panzehir niteliği taşıdığını vurgulayan Sayid M. Akilov, günümüzde etkisini arttırmaya başlayan bu tür görüşler karşısında, Matüridî düşünceden daha çok istifade edilmesi gerektiği hususuna özellikle dikkatleri çekti.
Özbekistan şimdiki Cumhurbaşkanı’nın destekleriyle Matüridi kelamının önemli siması olan Ebu’l-Muin Nesefi’nin “Tabsıratü’l-Edille” adlı iki ciltlik eserinin, Özbekçe’ye kendileri tarafından dört cilt halinde çevirisinin gerçekleştirildiğini söyleyen Akilov, Matüridiliğin ve özellikle “Kitabü’t-Tevhid”in anlaşılması noktasında Nesefi’nin bu eserinin önemli olduğunu vurguladı. Tabsıratü’l-Edille hakkında çeşitli değerlendirmelerde bulunan Akilov, bu eserin aynı zamanda “Kitabüt-Tevhid”in bir nevi şerhi niteliğinde kabul edilebileceğini de belirterek, Eş’ari mezhebinde Bakıllânî’nin konumu neyse, Matüridilik’te de Nesefî’nin konumunun öyle olduğunu ifade etti. Zira o, Nesefi’nin, İmam Matüridi’nin vefatından sonra geçen yüzyıllık süre içerisinde etkisini kaybeden Matüridi düşünceye yeniden ivme kazandırdığını, bu yönüyle Matüridi düşüncede söz konusu eserin bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
Akilov son zamanlardaki çalışmaların ise, itikadî konuları içeren nazım türü eserler üzerinde yoğunlaştığını belirtmek suretiyle farklı üsluplarla ortaya konulan bu manzum eserlerin, Marüridi düşüncenin zenginleşmesi için de önem arz edeceğini ifade ederek; bu konuda, Ali Şir Nevayi ve Sofi Allah Yar gibi şairlerin eserlerinin ehemmiyeti üzerine durdu.
Matüridi düşünce üzerinde özgün çalışmalarıyla bilinen Doç. Dr. Said Muhtar Akilov, özellikle yüz bin yazma eseri bünyesinde bulunduran Ebû Reyhân Bîrûnî kütüphanesi başta olmak üzere Özbekistan kütüphanelerinde, ilahiyat alanı ve özellikle İslam düşüncesiyle ilgili birçok yazma eserin araştırmacılarını beklediğini vurguladı. Akilov, bu konularda Türk araştırmacılarla beraber çeşitli çalışmalar yapılabileceğini ifade ederek, akademisyenler başta olmak üzere bu alanlara ilgi duyan öğrencileri ülkesine davet etti. Yoğun bir kalabalığın izlediği program İslami ilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş’ın Doç. Dr. Akilov’a plaket ve hediye takdiminden sonra program sona erdi.







Bakmadan Geçme