Türk futbolunun kanayan yarası: ADAMCILIK
TÜFAD Konya Şube Başkanı İsmet Karababa,Sportmen Dergisi'ne çok konuşulacak bir röportaj verdi.Karababa, Konyaspor'u yönetenlerin Konyalı antrenörlere yeterince güvenmediğini savunurken, Türk futbolunun kanayan yarasının adamcılık yapmak olduğunu söyledi
Tecrübeli teknik direktör İsmet Karabana’nın Veli Özkan’a verdiği röportajın işte ayrıntıları:
Konyalı antrenörleri ilimizin profesyonel takımlarında veya şehir dışındaki profesyonel takımlarda göremiyoruz. Bunun sebebi nedir?
Dışarıdan gelenlere verilen imkan ve şartlar ile duyulan güven bize sağlanmadı. Sorunu bu anlayış içinde aramak gerekir. Geçmişi incelerseniz, kulüplerimizin en zor durumlarında ihtiyaç duydukları Konyalı antrenörler olduğu görülür ve önemli hizmetler verdikleri de anlaşılır. 1990 – 2007 tarihleri arasında Konyalı antrenörler 11 ayrı amatör takımımızı 11 kez profesyonel lige taşıdıklarını, bunu Konyalı antrenörün yetiştirdiği Konyalı futbolcular ile başardıklarını bu örneğin ülkemizde başka bir ilde yaşanmadığı gerçeğini övünerek futbol ailesinin unsurlarının hep vurguladığı dönemlerden sonra 2007 yılında Konya Şekerspor’un şimdiki Anadolu Selçukspor’un profesyonelliğe çıkışı sonrası profesyonel lige takım taşıyamadık. 1990 - 2007 arasında 11 takımı nasıl çıkarttık, çıkarttıklarımızı neden profesyonel liglerde tutamadık, 2007 - 2017 arasındaki dönmede neden hiç bir takımımızı profesyonel lige çıkartamadık sorularını sormak bu iki ayrı dönemi analiz ederek çıkardığımız sonuçlara göre geleceği planlamak gerekir. Sorunuza cevabı dışarıdan sürekli ilimize hangi kanallardan teknik adam tavsiye ve taleplerinin geldiğine bakmak, bizim karar vericilerimiz nasıl bir etkilenme içinde kaldılar? Tercihlerini hangi yönde kullanıyorlar? -Buna bakmak gerekir. Biz Konyalı teknik adamlar olarak o konularda yetersiz ve de sahipsiziz. Dönem dönem dışarıda takım çalıştıran başarılı olan teknik adamlarımız olsa da sürekliliği sağlayacak etkileşimler içine giremedik.
Futbolun lobisinde Konya olarak etkisiziz ve bundan Konya antrenörlüğü dolayısıyla Konya futbolu olumsuz etkileniyor diyebilir miyiz?
Bundan sadece Konya olarak biz değil, Anadolu’nun büyük kesimi olumsuz yönde etkileniyor. Futbol organizasyonun yapılanmasına bakarsanız hakim olan bölge ve şehirlerin hem siyasi hem de bürokratlarının kulüpler üzerindeki etkisini çok açık görürsünüz. Ayrıca futbol ekonomisi büyüdükçe bundan pay alma peşinde olanlar ile menajerlerin varlığı ve yansımalarını bu konudaki etkilerini de yabana atmayalım. Bizim siyasilerimizin, bürokratlarımız etki ve gücünü biliyoruz. Şimdi ben soruyorum size hangisi her hangi bir teknik adamımız için bu güne kadar bir yer için ismini vermiş, referans olmuş mu? Veya bir antrenörümüz kapılarını çalmış mı? Her iki taraf içinde hayır dememiz mümkün. Çok zor şartlarda amatör takımlarımızı profesyonel lige çıkartan Konyalı antrenörlerimiz, profesyonel lige çıkış sonrası yok sayılan yine kendi antrenörümüz… Buralara düşünülen ve dışarıdan getirtilen teknik adamların varlığı içinde profesyonel takımlarımızın teknik adam seçimlerinde kimlerin hangi aktörlerin etkili olduğuna bakarsanız cevabını burada bulursunuz. Bu durumda antrenörümüz nasıl uzun süre bu alanda varlığını sürdürebilsin cevabını siz verin.
Konya futbolunda kalitenin düştüğünü gözlüyor, yetenekli futbolcu çıkartmakta zorlanıyoruz. Bu sorunda antrenörlüğü ek iş olarak gören, hobi amacıyla yapanların etkisi var mı sizce?
Hangi iş kolunda olursa olsun işe duygusallık ve adamcılık karışırsa bu yerde başarıdan hiç kimse söz edemez. Bir toplum, bir camia, bir kulüp başarı ve başarısızlığını önce kendi verdiği kararlarda aramalıdır. Geçmişte dönem dönem önemli sayıda futbolcu da çıkaran, önemli başarılara imza atan Konya antrenörlüğünü birinci derece de sorumlu görmek doğru değil. Futbolcu çıkmıyor, başarı gelmiyorsa karar vericiler, önce kararlarını sorgulamalıdırlar.
Konyalı antrenörler, neden Konyaspor ve Anadolu Selçukspor’da çalışma şansı bulamıyor bulsalar da kalıcı olamıyorlar?
Daha önce de belirttiğim gibi bunun kararını yönetimler veriyor. Aslında bu sorunun muhatabı onlar ancak antrenör cephesinden sorunuza cevap verecek olursam; Konyaspor başta olmak üzere profesyonel takımlarımız ya maddi çıkmaza girdiklerinde ya da kötü sonuçlar içinde çaresiz oldukları dönemlerde Konyalı antrenörlere takımlarını teslim ettiklerini ve bu süreçlerin büyük bölümünde de antrenörlerimizin başarılı olduklarını o süreçler içinde yaşadık. Konya antrenörlerinin yöneticilerine duydukları güven ve inanç, gösterdikleri saygı kadar karşılığını antrenörlerimiz bulabilse şimdi bambaşka konuları konuşuyor olabilirdik. Konya olarak çok büyük bir potansiyele genç bir nüfusa sahibiz, biz kendi değerlerimizi bir fark edip güven duyabilsek tüm Türkiye’nin konuştuğu il oluruz bunu dönem dönem çalışmalarımızla hissettirdik ancak bu topraklarda yabancı birini bizden daha çok seviyorlar ve güveniyorlar bizi üzen bu olgunun içinde yaşamak. Aslında her yöneticimizde dışarıda iken benim bu tespitimi yapıyor özeleştiride bulunuyor bu yanlışa işaret ediyor ama karar verme noktasına gelindiğinde yine bizi üzen kararın içinde oluyorlar.
Konyaspor’u Konyalı olan yöneticiler yönetsin, Konyalı antrenörler mi çalıştırsın mı demek istiyorsunuz?
Kesinlikle hayır. Öyle bir düşünce ve ayrımcılık içinde olmam söz konusu olamaz. Biz dışarılarda görev yapıyor yapmak istiyorsak; Konya dışından bizden daha iyisini yapacak yöneticiler de meslektaşlarımız da burada görev yapabilir elbet. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) “İşi ehline veriniz”, “işlerinizde ve önemli kararlarınızda birbirinizle istişare ediniz” diye buyuruyor. Biz antrenörler de diyoruz ki; hedefe uygun özellikler taşıyan antrenörlere görev verilsin, tavsiye ve talepler kararlarına etki etmesin her yönetici kendi iş alanındaki işçi seçimlerinde aradığı kriterlerindeki hassasiyetlerini kulüp yönetimlerindeki antrenör seçimlerinde de gösterip adamcılıktan uzak durulsun.