Türkiye'nin masa resti oyun bozdu

Musul'u Halep'e çevirmek isteyen güçlerin planını Türkiye'nin kararlı tavrı bozdu. Sınıra yığınak yapan Ankara'nın 'müdahale' sinyali, Şii milisler eliyle oynanan oyunu değiştirdi.

Türkiye'nin masa resti oyun bozdu
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Musul'da operasyon planları yapılırken ana karargaha sokulmayan Türkiye, bölgede sahnelenmek istenen oyunu kararlı duruşuyla bozdu. Rusya'nın da uzaktan dahil olduğu Musul operasyonu son 2 gündür neredeyse durmuş vaziyette. Ankara'nın her ihtimale karşı sınırda yaptığı yığınak ve Moskova'nın “DAEŞ'i Suriye'ye sürmeyin” çıkışı, başta ABD olmak üzere masadaki birçok oyuncuya geri adım attırdı. Musul'da bir mezhep çatışması riskine doğru gidildiği uyarısı yapan Türkiye'ye kulak tıkanırken, daha önce 'operasyona katılmayacaklarını' öne süren Şii Haşdi Şabi unsurları dün bir açıklama yaparak Musul ve Tel Afer'e gireceklerini söyledi. Bu ifadelerle birlikte Sünni katliamı endişeleri artarken, Türkiye'nin haklılığı bir kez daha ortaya çıktı.

DİKKAT ÇEKİLEN 3 RİSK

Türkiye'nin Musul'da '3 risk'e yönelik aldığı aktif önlemler, oyun kuruculara geri adım attırdı. Ankara, olası göç dalgası, sivil sunni yerel halka yönelik saldırı ihtimali ve bölgede demografik yapıda yapılmak istenen değişikliklere karşı sınıra yığınak yaptı. Özellikle Silopi'ye çok sayıda tank ve zırhlı araç sevki gerçekleşti. Başika Üssü'nde de en üst düzey alarm durumuna geçildi. Askeri kaynaklar, üssün kuşatıldığı iddiaları karşısında 'her türlü önlem alınmıştır' bilgisini verdi. Musul operasyonuna ilişkin belirsizlikler üzerine Rusya'dan da 'müdahil oluruz' çıkışı geldi. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, operasyonda DAEŞ unsurlarının Suriye'ye sürülmesinin amaçlanıp amaçlanmadığını sorarken, Suriye'de DAEŞ'li terörist sayısının artması halinde duruma müdahil olup her türlü tedbiri alacaklarını vurguladı.

MASALAR ARDI ARDINA

Musul sürecinin en ilginç yanı ise peşpeşe masaların kurulması oldu. Önce İsviçre-Lozan ve ardından Fransa-Paris'te yapılan toplantılar, Musul'da amaçlanan şeyin 'terörle mücadele' değil 'paylaşım' olduğuna dair endişeleri artırdı. Ancak gerek Türkiye'nin ısrarlı tutumu gerekse Rusya'nın resti üzerine dengeler değişti. Büyük bir şova sahne olan harekât bir anda durdu. DAEŞ'le mücadeleden çok Türkiye karşıtlığının öne çıktığı süreçte dengelerin değiştini gören oyuncular, Türkiye'yi masaya da karargaha da sokmak zorunda kaldı. Lozan'ın ardından Ankara'nın çağırılmasının planlanmadığı Paris toplantısına davet geldi, ardından hava operasyonlarına destek vermek üzere Türk F-16'ları Kuveyt'e gitti.

Başika vuruluyor

Musul'un kuzeydoğusunda bulunan Başika kasabasının DAEŞ'ten geri alınması için stratejik Zerdık Dağı'nda konuşlanan ABD'ye bağlı topçu birlikleri, obüs atışlarıyla kasabayı vurdu. Kasabanın geri alınması için Irak ordusuna bağlı askerlerin de bu bölgeye intikal ettikleri kaydedildi. Bombalama sırasında kasaba merkezinde herhangi bir hareketlilik görülmedi.

YENİ OYUNLAR KURULUYOR

Özellikle zengin petrol kaynakları nedeniyle iştah kabartan Musul konusunda şimdi uluslararası güçler yeni oyunlar kuruyor. Türkiye de bu senaryolara karşı önlemler alarak diplomatik çabalarını sürdürüyor. Ankara'nın elindeki kartlar arasında, daha önce halkının Türkiye'ye katılmak istediğinin net olarak ifade edildiği BM'nin 1925 tarihli Musul Raporu bulunuyor. Türkiye, geçmişte rızası olmamasına karşın kabul etmek zorunda kaldığı uluslararası antlaşmaları da artık tartışmaya açtı.

Böl, parçala yönet...

Musul operasyonunu Ortadoğu'yu yeniden şekillendirmek için planlayan ABD ve batılı güçler, uzmanlara göre nihai hedef olarak şuna ulaşmak istiyor:
* Bölgede mezhepçi kavgalara zemin hazırlamak ve kenti Musul, Kerkük ve Tel Afer olarak (Kürt-Sünni-Şii) 3'e bölmek (böl-parçala-yönet).
* ABD ve batının İran'ı da yanına alarak Türkiye'nin Misak'ı Milli hedefine ulaşmaması hatta gelecekte bir daha Misak-ı Milli'den söz etmemesi için gerekli ortamı sağlamak.
* Daha operasyonun başında masaların kurulmuş olması, Haçlı zihniyetinin yansıması.
Türkiye'nin Musul'a girmesinin, bir maşa olarak kullanılan PKK için de endişe kaynağı olduğunu belirten askeri uzmanlar, şu günlerde sınırda yapılacak bir tatbikatın önemli bir oyun bozucu etki yaratacağını kaydediyor.

200 kişiyi rehin aldılar

Musullular, DAEŞ'li teröristlere karşı direnişe başladı. İddiaya göre kentin güneyinde bulunan Hemam Elil kasabasında örgütlenen siviller, DAEŞ üyesi 15 teröristi öldürdü. Saldırı haberini alan örgüt ise olayla ilişkili olduğunu düşündüğü 200 kişiyi kent merkezinde alıkoyarak misillemede bulundu. Selamiye'de ise 100 aileyi hava saldırılarına karşı kalkan olarak kullanmak için Musul kent merkezine götüren DAEŞ'in, kendilerine direnen 5 kardeşi idam ettiği belirtildi. Musul operasyonunun 3. gününde Irak ordusuna bağlı birlikler, DAEŞ'in Askeri Sorumlusu Abid Davud Fehim ile Musul Ovası Sorumlusu Ahmet Hatib Ömer'i öldürürken, koalisyona bağlı savaş uçaklarının Musul'un batısında düzenlediği saldırılar sonucu 13 militanın da etkisiz hale getirildiği ileri sürüldü. DAEŞ'in, Musul valiliği binasına döşediği çok sayıda patlayıcıyı infilak ettirdiği bildilirken, Şengal'de ise Peşmerge güçlerine saldırı amaçlı kullanılacak bombalı araç, uçaklardan atılan füzelerle imha edildi. Burada çıkan çeşitli çatışmalarda ise 10 DAEŞ'li teröristin öldürüldüğü iddia edildi.

DAEŞ bulunduğu yerde imha edilmeli

Rusya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Valeriy Gerasimov, Musul'daki operasyonu takip etmek için keşif uydusu ve İHA'ların bölgeye yönlendirildiğini söyledi. Rusya'nın DAEŞ'e ait grupların Musul'dan Suriye'ye geçme riskine odaklandığını dile getiren Gerasimov, “Koalisyon ortaklarının, DAEŞ'in bölgede serbestçe dolaşmasının nelere mal olacağınının farkında olduğunu umut ediyoruz. Teröristler bir ülkeden başka bir ülke sürülmemeli, bulundukları yerde imha edilmeli.” ifadelerini kullandı.

Bakmadan Geçme