• Haberler
  • Siyaset
  • Umran Kültür ve Medeniyet Hareketi'nden referandumda 'EVET'

Umran Kültür ve Medeniyet Hareketi'nden referandumda 'EVET'

Umran Kültür ve Medeniyet Hareketi yaptığı basın açıklamasında referandumda 'EVET' oyu kararını açıkladı.

Umran Kültür ve Medeniyet Hareketi'nden referandumda 'EVET'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Türkiye, uzun yıllardan beri bir anayasa sorunu yaşamaktadır. Darbecilerin yaptığı 1961 Anayasası, 12 Mart 1971 muhtırası sürecinde esaslı bir değişikliğe uğramıştı. 12 Eylül 1980 darbesinin sonrasında yapılan 1982 Anayasası ile 1961 Anayasası yürürlükten kaldırılmıştır. Bazı değişikliklere uğramasına rağmen Türkiye yaklaşık son 60 yıldır Darbe Anayasaları ile idare edilegelmiştir.

Türkiye’nin normal dönemlerde Anayasa yapamaması başlı başına bir sorundur. Bu, Türkiye’nin en ciddi tezadı, en ciddi sorunudur. Bu itibarla bu Anayasa düzenlemesini önemli buluyoruz.

Darbe Anayasaları, öncelikle yapanların kendilerini garantiye aldıkları yasalardır. Nitekim, gerek 1961, gerek 1982 Anayasaları parlamenter demokratik sistem olduğu iddia edilen, ancak seçilmiş hükümetlerin iktidar alanının “bürokratik vesayet” lehine daraltıldığı bir sistemi ortaya koymuşlardır. Normalde seçilmiş siyasi iktidarın elinde olması gereken yürütme erki ikiye ayrılarak Cumhurbaşkanlığı, Hükümetin alacağı kararları ve yapacağı işleri frenleyen bir mekanizmaya dönüştürülmüştür. Bürokratik vesayetin temsilcisi olarak kurgulanan Cumhurbaşkanlığı, yetkisi olan ancak sorumluluğu olmayan bir makam olarak iktidarın büyük ortağı haline getirilmiştir. Böylece seçilmiş siyasi iktidar kendi yapmadığı eylemlerin sorumluluğunu da üstlenmek zorunda kalmıştır.

Türkiye bu çarpık yönetim sistemi içinde esas sorunlarını çözmek yerine erteleme yoluna gitmiştir. Bugün ciddi hale gelmiş bu sorunların, sistemin kendi yapısı içinde çözülmesini beklemek doğru bir tutum değildir. Türkiye sorunlarını çözmek zorundadır. Daha fazla erteleyemez. Türkiye’nin yürütmeye istikrar getirecek bürokratik vesayetin her türlüsü ile mücadele edecek, hak, hukuk ve adaleti sağlayacak, insan haklarını koruyacak, yaşatacak bir Hükümet Sistemi kurması ertelenemez bir gerekliliktir.

2007 yılında, daha önceki Cumhurbaşkanlarının seçildiği usulle Abdullah Gül’ün, 367 meselesi icat edilerek seçtirilmemesi, 16 Nisan’da oylayacağımız referandum sürecinin başlangıcını teşkil etmiştir.

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kararından ve 2014 yılında Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra komaya giren sistemin değiştirilmesi zaruri hale gelmiştir. Milletin yarısından fazlasının oyunu almış bir Cumhurbaşkanının sembolik düzeyde kalması beklenemez, beklenmemelidir. Referanduma götürülen Anayasa değişikliği teklifi ile bu çarpık durum düzeltilmeye çalışılmaktadır. Türkiye bu değişikliği her halükarda yapmak durumundadır.

16 Nisan’da değişikliğin kabul edilmesi, ülkeye zaman kazandıracaktır. Aksi durumda zaman ve kaynak israfı olacaktır.

Gezi Olayları/Taksim Kadife Darbe Girişimi, 17–25 Aralık Yargı Darbe Girişimi, Gülen şantaj ve terör örgütünü taşeron olarak kullanan ABD-NATO destekli 15 Temmuz Kanlı Askeri Darbe Girişimi sıradan bir Ülkenin/Devletin dayanma ihtimali olmayan olaylardır. 15 Temmuz’da ülke Sosyolojik Amaçlı bir iç savaşa sürüklenmek istenmiştir. Bu darbe girişiminin Türkiye’yi tıpkı Irak ve Suriye’de olduğu gibi sosyolojik olarak ayrıştırmak ve ayrışanların çatışmasına dönük bir amacı olduğunu görmek gerekir. Türkiye bütün bu ve benzeri badireleri atlatabilmiş bir ülkedir.

Ayrıca dünyanın ve bölgenin yeniden dizayn edilmek istendiği bir dönemi yaşıyoruz. Bu dönemde Türkiye’nin önemi artmış ve bölge dizaynında etkili bölgesel güç haline gelmiş olmasından dolayı dış güçler tarafından duyulan rahatsızlıklar alenen ifade edilmeye başlanmıştır. Bölgenin sadece kendileri tarafından dizayn edilmesini isteyen güçler, Türkiye’nin bölgedeki olaylara müdahale etmesini sağlayacak yapısal siyasi değişiklikleri engellemeye çalışmaktadır.

Hiçbir insanî metin mükemmel değildir. Bu değişikliğin de itiraz edilecek, düzeltilmesi ve başka kanunlarla desteklenmesi gerekecek yönleri olabilir. Özellikle Siyasi Partiler kanununun ve Seçim Kanunundaki aksaklıkların giderilmesi, mevcut düzenleme ile oluşabilecek arızaların bir kısmını ortadan kaldırabilir.

 

Türkiye, milleti devlete emanet eden değil, devleti millete emanet eden; devletin milleti değil, milletin devleti olan bir anlayışın hakim olduğu anayasayı yapmak durumundadır.  

Yaklaşık 150 yıldır önemli problemimiz olan Devlet Millet ayrışmasını gideren kendi kültür ve medeniyet değerlerimize uygun bir anayasa, eninde sonunda yapılmak zorundadır.

Bütün bunların uzantısında Anayasa değişikliği ile ilgili muhalefet şerhimiz saklı kalmak kaydıyla, referandum sonrasında hem anayasa değişikliği hem de ülkenin diğer sorunları ile ilgili görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmak şartıyla Umran Kültür ve Medeniyet Hareketi olarak 16 Nisan Referandumunda yapılacak olan anayasa değişikliği oylamasına Evet diyeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.

Hayır oyu verecek olan kardeşlerimizi ve dostlarımızı kararlarını bir kez daha gözden geçirmeye davet ediyoruz.

Bu süreçte her karşı görüşü, düşmanlık ve hainlik olarak görmek, nitelendirmek ve suçlamak yanlıştır ve de tehlikelidir.

Henüz Vakit varken Yarın Çok Geç Olabilir.

UMRAN KÜLTÜR VE MEDENİYET HAREKETİ
Geleneğin İhyasından Geleceğin İnşasına

Bakmadan Geçme