UNESCO tescilli Selçuklu mirası

Geçmişle bugün arasındaki kültürel bağların güçlenmesine, kültürel kimliğin geleceğe taşınmasına katkıda bulunan çini sanatı, yüksek kuvarslı taş çinisi tekniği ile Çini Sanatçısı Kemal Güler'in elinde hayat buluyor.

Yüzyıllardır sadece bir bezeme olarak değil, aynı zamanda bir sağaltma aracı olarak da kullanılan ve bu nedenle kamusal ve dinî yapıları süsleyen çini sanatı, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi’nde Türkiye adına tescilli. Konya Selçuk Üniversitesi Arkeoloji Sanat Tarihi bölümünde öğrenim görürken hobi olarak seramik çalışmalarına başladığını ifade eden Arkeolog/Çini Sanatçısı Kemal Güler, “Antik eserlerin benzerlerini yapıyordum. Mezun olduktan sonra da bunu atölye bazında devam ettirmek için atölyemi kurdum. Yaklaşık olarak 26 yıldır atölye faaliyet göstermektedir. Üretim tekniği olarak klasik Osmanlı ve Selçuklu çinilerini tercih ettim. Bunlarda da teknik olarak; yüksek kuvarslı taş çinisi ya da İznik çinisi dediğimiz teknikle üretim yapmaktayım” şeklinde konuştu.

5-1-1-004.jpg

“YÜKSEK TEKNİK BİLGİ GEREKTİRİYOR”

Çini sanat dalında, en zor tekniklerden birisinin yüksek kuvarslı taş çinisi olduğunu vurgulayan Güler, “Hali hazırda İznik çinisini ya da yüksek kuvarslı çiniyi çok başarılı yapan sayısı, iki elin parmaklarını geçmez. Sebebi ise İznik çinisinin yüksek teknik bilgi gerektiren bir teknik olmasıdır.  Teknik bilginiz yoksa sadece sanatsal yetenekle bu çiniyi ortaya çıkaramazsınız. Sanatsal yetenek ve teknik bilginin beraber harmanlanması sonucu ortaya çıkan bir çini tekniğidir. Ayrıca atölye haricinde de Kalehan Ecdat Bahçesi’nde yer alan Sanat Sokağı’nda Kaşigar isimli dükkanımı açarak, atölyemde yaptığım ürünleri de sergiliyorum” diye konuştu.

5-1-2-kemal-guler.jpg

“YENİ TEKNİKLER GELİŞTİRİYORUM”

İznik çinisinin temellerinin Büyük Selçuklulardan geldiğine dikkat çeken Güler, “Büyük Selçuklularla başlayan bu gelenek Anadolu Selçuklular ile Anadolu’ya geçmiştir. Osmanlı İznik dönemiyle de devam ederek günümüz Türkiye’sine intikal etmiştir. Tabi bu teknik, gelişim süreci ile bu noktaya gelmiştir. Büyük Selçuklularda bu teknik biraz daha zayıftır. Anadolu Selçuklular ile biraz daha güçleniyor ve yeni şeyler katılıyor. Osmanlı İznik döneminde ise çok daha iyi bir noktaya geliyor. Şuanda çalışmalarımızda elimizden geldiğince yeni teknikler katarak daha da üst seviyeye çıkarmaya çalışıyoruz. Yeni formüller ve teknikler geliştirerek devam ettiriyoruz. Bizden sonraki gelenler de aynı şekilde devam ettirdikleri sürece sanat yürüyerek daha üst noktalara gidecektir” ifadelerini kullandı.

img_1379.jpg

“TOPLUMLARIN KİMLİK KARTLARI GİBİDİR”

Çalışma prensibi gereği temel olarak gelenekselci olduğunu belirten Güler, “Gelenekseli hiç bozmadan çalışırım. Bunun temel sebebi ise geleneksel sanatlardır. Bilhassa geleneksel sanat, toplumların kimlik kartları gibidir. Örneğin; bir kazıda toplumun kimliğini herhangi bir verilerden tespit edemezseniz, kazı alanında kullanılan geleneksel desenlere ve objelere bakarız. Onun için bozmamak ve bozmadan intikal ettirmek gerekir. Bütün çabam bunun üzerine” şeklinde konuştu.

img_1376.jpg

“İZNİK ÇİNİSİ DERİN BİLGİ GEREKTİRİR”

İznik çinisi üzerinde çalışmak isteyenlerin sabırlı, meraklı ve araştırmacı olması gerektiğini aktaran Güler, “Sabır, çok ağır desenler çalışıldığı için çok gerekli. Aynı zamanda bilgi ve deneyim gerektiren bir şey. Kısa sürede çok iyi öğrenilecek bir iş değil. Yani bu işe 25-26 yılımı verdim. Çok şey biliyorum, bilmediğimde çok şey var. Hala öğrenmeye devam ediyorum. İznik çinisi derin bilgi gerektirir. Bu işin kimyasını da bilmek gerekir. Aslında hem sanatsal hem de teknik bir donanımı veya bilgiyi bir araya getirmek gibi zorluğu olan sanat dalı bu. Örneğin resmi bir tuvalin, duvarın ya da bir objenin üstüne yapabilirsiniz. Ama çininin, çini olabilmesi için teknik yönünü beraberinde tamamlaması gerekir. Teknik yönü olmadığı zaman çini, çini olmaz” diye konuştu. 

5-1-4-003.jpg

“SELÇUKLU MOTİFLERİ SEMBOLİZM YÜKLÜ”

Çinilerin üzerinde yer alan her motifin ayrı bir anlamı olduğunu vurgulayan Güler, “Selçuklularda motiflerde özellikle sembolizm yüklüdür. Devlet sembolleri, bereket sembolleri ve yeniden doğuş sembolleri gibi semboller vardır. Klasik Osmanlı İznik döneminde ise genellikle lale, karanfil ve sümbül gibi cennet bahçelerini oluşturma çabası vardır. Klasik Osmanlı döneminde hayat ağacı motifi çok yoğun kullanılmıştır. Bu genellikle iki kökten çıkar. İki kökten çıkması ise Âdem ve Havva’yı temsil eder. Genel olarak hayat ağacını oluşturur. Eğer tek daldan çıkıyorsa bu bahar dalı olarak adlandırılır” dedi.

5-1-3-011.jpg

“KAYBOLMAYA YÜZ TUTUYOR”

Geleneksel İznik çinisinin kaybolmaya yüz tutmuş bir sanat dallarından ve mesleklerinden biri olduğuna dikkat çeken Güler, “Bunun desteklenmesi ve gerekli ilginin artırılması için en büyük dileğimiz yetkililerin çaba göstermesidir. Şuanda benim veya bilgilerimi aktardığım yetiştirdiğim biri yok mesela. Benim bilgilerimin üzerine bilgi koyabilecek birine aktarmak isterim. Yani benim bilgilerimi ezberden kullanıp üzerine hiçbir şey koymayacaksa aktarmak istemem” diyerek sözlerine son verdi. •YİĞİT BERKAY ÇOPUR

Bakmadan Geçme