- Haberler
- Kültür Sanat
- Unutulmaya yüz tutan bir meslek: sipariş usulü takım elbise
Unutulmaya yüz tutan bir meslek: sipariş usulü takım elbise
Sipariş usulü takım elbisenin unutulmaya yüz tutmuş mesleklerden biri olduğunu ifade eden Erdal Altıntaş, bu mesleğin hem kalite hem de e fiyat anlamında hazır elbiselerden çok daha avantajlı olduğunu söyledi.
25 senedir Konaltaş İş Hanı’nda sipariş usulü terzilik yapan ve bu işin yok olmaya yüz tuttuğunu söyleyen Erdal Altıntaş, “Konya’da sipariş usulü terziliği yapan en genç terzi benim. Erkek takım elbisesi, pantolon, yelek, gibi kişiye özel giyecekleri üretiyoruz. Genelde bedenine uygun ürünler bulamayanlar ve birazda kaliteyi tercih geliyorlar. Ürünlerimizde genellikle tek bir marka kumaş kullanıyoruz. Sağlıklı olan yarısı yün yarısı polyester ya da yüzde yüz yün olan kumaşları tercih ediyoruz. İthal ürünleri kesinlikle kullanmıyoruz. Hazır takımlardan farklı olarak işçilik ve astarı telası, pamuğu yanı hazırda olmayan şeyleri kullanıyoruz. Bizim işlerimiz biraz daha emek yoğun işlerdir. Büyük konfeksiyonlardaki makineler gibi olmuyor. Biz daha sağlan ve daha sağlıklı ürünler üretiyoruz. Günümüzde ise bu oldukça azaldı. Azalmaya da devam ediyor. Yani bu meslek yok olmaya yüz tutmuş durumda bulunuyor. Biz olmasak bu meslek de yok. Biz olduğumuz için bir şekilde devam ediyor. Eskisi gibi revaçta bir meslek değil. Bizim burada yaptığımız iş özel bir iştir. Kasaba gidince eti güzel verince kasap tanıdıktı der, fırına gidince kürekçi tanıdıktı güzel pişirdi der. Bizim burada her şeyimiz kişiye özeldir. Biz zaten müşterilerimize de siz ne istiyorsanız onu yaparız diyoruz. Bize geldiğinizde paçası ne olacak, dizi ne olacak, boyu ne olacak belirleriz. Zaten yerine göre iki, üç sefer prova yapıyoruz. Provalar dâhil bir elbisenin dikiminin tamamlanması bir haftayı bulur. Beğenilmezse tekrar düzeltmeler yapıyoruz. Bunun dışında biz diktiğimiz elbisenin eskiyene kadar arkasındayız.” dedi.
“ÖZEL ELBİSE ÖZEL HİSSETTİRİR”
Sipariş usulü takım elbisenin diğer takım elbiselere göre hem daha kaliteli hem de kullanım süresinin daha uzun olduğunu ifade eden Altıntaş, “Piyasada hazır olarak 50 liraya da 3 bin liraya da takım elbise bulabiliyorsunuz. Bizim fiyatlarımıza hem kalitesi hem de kullanım süresi göz önünde bulundurulduğunda oldukça ucuz olduğu görülür. Bugün bizim yaptığımız en kaliteli takım elbise bin liraya mal olur. Bizim diktiğimiz takım elbiseyi de 5 yıl, 10 yıl giyilebiliyor. Hatta elbiseyi siz gittikten sonra başka birine de verebiliyorsunuz. Her yaştan müşterimiz olmasına rağmen genellikle müşterilerimizin yaş aralığı 45-60 arasındadır. Gençler takım elbiselere çok rağbet etmiyor. Zaten şu anda gençlerin bizim takım elbiselerimizi alacak alım gücü de yok. Özel bir elbise diktirmek insana kendini özel de hissettirir. Dünyanın her yerinde bu durum böyledir. İngiltere’de elbise diktirene “sir” diye hitap ederler. Dünyanın farklı bir yerinde bizim yaptığımız işi yapanlar daha çok saygı ve takdir görüyorlar. İşimiz hak ettiği değeri bulamıyor. Ancak insanlar talep edecek ki bizim mesleğimiz değerlenecek. Biraz da bu iş arz talep meselesi ile ilgili oluyor.” şeklinde konuştu.
“ESKİDEN DAHA SEÇKİN GİYİNİLİRDİ”
Yaptıkları işin artık bir nostalji olarak kaldığını ve unutulmaya yüz tuttuğunu aktaran Altıntaş, “Erkekler öncelerden çok seçkin giyiniyorlardı. Şu anda böyle bir durum yok. Eskiden 50-60 yaşında biri kot giymezdi. Ayıplanırdı. Ama şimdi giyebiliyor. İnsanlar artık günü birlik ne bulursa onu giyiyorlar. Günümüz şartları da işlerimizi etkileyen bir başka unsur olarak karşımıza çıkıyor. Zaman günümüz insanının en büyük problemi. İnsanlar artık bir haftasını takım elbise provalarına ayırmıyor. Bizim işimiz artık bir nostalji olarak kaldı. Daha çok da bizi özel günler için tercih ediyorlar. Gideceği yer varsa giyer, gelince çıkarır dolaba koyar. O da çok kıymetlidir. 5 sene sonra o elbise diğerlerinden farklı olarak yine eskir. Daralır, bollaşır güve yer yine de eskir. Zaten müşterilerime de giyseniz de giymeseniz de eskir diyorum. O nedenle de giyerek eskitin diyorum.” ifadelerini kullandı.
“BAZI MESLEKLERİN YAŞATILMASI GEREKİYOR”
Esnaflığı toplumsal ilişkilerin kılcal damarlarına benzeten Altıntaş, “Unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin yaşatılması gerekiyor. Eskiden çırak olarak bir ustanın yanına gittiğimizde bizi toplum da terbiye ederdi. Her şey elbise değil. Benim çırağım iş yerinden çıktığında beni de temsil eder. Dışarda kötü bir şey söyleyemez, sigara içemez, aykırı bir davranışta bulunamaz. Çıraklığın ortadan kalkmasıyla toplum da birbirinden uzaklaşıyor. Aynı apartmanda yaşayan insanlar bile birbirini tanımıyor. Sanattan ziyade esnaflıkta toplumsal ilişkileri kaybediyoruz. Bir ülkede her meslekten esnaflar olmalıdır. Bunlar toplumsal ilişkileri besleyen kılcal damarlardır. Zanaat ve iş bir şekilde öğretilebiliyor ancak toplumsal terbiye ve ahlak başka bir şeydir. Bunun yansımalarını da toplumda görebilmekteyiz.” diye konuştu.
İSMAİL KOÇ / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme