Üyeler tarafsız davranmalı
Başbakan Yardımcısı Arınç, 'RTÜK üyeleri göreve başladıkları andan itibaren tarafsız davranmakla sorumludurlar' dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyelerinin siyasi partiler tarafından aday gösterilmesi, kendilerini 'AK Parti'li üye, CHP'li üye, MHP'li veya BDP'li üye' olarak nitelendirmemizi ya da onların bir partinin sözcüsü gibi davranmalarını doğru kılmaz. Üst Kurul üyeleri, göreve başladıkları andan itibaren tarafsız davranmakla sorumludurlar. RTÜK ile ilgili bakan olarak ben ve diğer siyasi kişiler ne kadar farklı düşünürsek düşünelim, onların tarafsızca aldıkları kararlara saygı göstermek durumundayız" dedi.
Arınç, RTÜK'ün 20'nci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen, "Görsel İşitsel Medyaya Bakış" konulu toplantının açılışındaki konuşmasında, toplantının RTÜK'e 20 yıldır can veren üyeleri bir arada görme fırsatı sağladığını belirterek, tüm üyelere Kurul'a verdikleri katkılardan dolayı teşekkür etti. Kendisine bağlı kurumlardan Anadolu Ajansı, BYEGM ve TRT'nin geçmişlerinin yanında RTÜK'ün 20 yıllık yaşının küçük görülmesi gerektiğini ifade eden Arınç, "Ben ümit ediyorum ki RTÜK başarılarla görevine devam edecek, milyonlarca insanımız için kaliteli bir radyo televizyon yayıncılığı konusunda ellerinden geleni yapacak" dedi.
Medya sektörünün gelenek ile yeniliğin anlık olarak değiştiği bir seyir izlediğini, neye "eski" neye "yeni" denileceğinin şaşırıldığını, bu baş döndürücü bilgi çağında RTÜK'ün 20'nci yılının içerik ve etki bakımından uzun bir dönemi ve alanı kapsadığını vurgulayan Arınç, sözlerine şöyle devam etti:
"Medyanın gelişimini en iyi ifade eden 'yeni medya' kavramı yenilendikçe eskiyi unutturan geniş bir iletişim yelpazesi sunmaktadır. Statükocu bir anlayışla yeni medyadan korkmak ve kaçmak yerine düzenlemeyi ve doğru kullanımı tercih etmeliyiz. Devletler, köklü ve geleneksel yapılar olarak bu değişime ayak uydurdukça gelişir ve büyürler. Yeni sektörler ortaya çıktıkça devletler de yeni fonksiyonlar yüklenir veya yeni kontrol mekanizmaları kurma ihtiyacı duyarlar. Medya ve televizyon da modern çağın bir ihtiyacı olarak büyük bir hızla tüm dünyanın vazgeçilmezi haline geldi. Çağın bu büyük icadına karşı devletler kontrol edici ve düzenleyici kurumlar geliştirdiler. Ülkemizde de dünya örneklerinde olduğu gibi görsel ve işitsel medyanın düzenleyici ve denetleyici kurumu olarak RTÜK kuruldu ve bugüne kadar çalışmalarını yaptı."
-"Türk dizi sektörü ve yapımları önemli bir aşamaya gelmiştir"
RTÜK'ün daha çok müeyyide kararlarıyla gündeme geldiğini söyleyen Arınç, Kurul'un en önemli görevlerinden birisinin sektörün düzenlenmesi olduğuna işaret etti. TRT'nin 1990'lara kadar tek kanal olduğunu, daha sonra Star televizyonunun ilk özel kanal olarak çıktığını, bunun tüm toplumu heyecanlandırdığını anlatan Arınç, "Star televizyonuna karşı o dönem TRT yönetiminin direncini de hatırlatmak isterim. Özel televizyonlarla kızışan rekabet mahkemeye kadar taşınmıştı. Bugün geldiğimiz noktadaysa TRT büyük bir atak yapmış ve rekabetten korkmadan kendince bir başarıyı yakalamıştır" değerlendirmesinde bulundu.
Arınç, o günlerden bugünlere Türkiye'deki görsel ve işitsel medya sektörünün büyük bir hızla geliştiğini söyleyerek, bugün Türkiye'de karasal ortamda bin 59 radyo, 246 televizyon, uydu ortamında 293, kabloda 139 televizyonun yayın yaptığını bildirdi. Ayrıca sekiz kuruluşun altyapı ve platform hizmeti verdiğini, dijital platformların, kablo tv'nin, internet protokollü IP TV'nin abone sayılarının toplam 6,5 milyon olduğunu kaydeden Arınç, bu sayıların her geçen gün arttığına vurgu yaptı.
Görsel ve işitsel medya sektörünün reklam gelirlerinin de düzenli olarak arttığına dikkati çeken Arınç, 2013'te sektörün reklam gelirlerinin toplam 3 milyar liraya yükseldiğini belirtti. Arınç, şöyle konuştu:
"Medya sektöründeki olumlu adımları, ifade özgürlüğü ve gelişmişlik açısından çok önemli buluyorum. Toplumlar arasında en önemli iletişim kanalının özellikle görsel medya olduğunu düşünüyorum. Bu konuda Türk dizi sektörü ve yapımları önemli bir aşamaya gelmiştir. Türk yapımı programlar çevre ülkelerde ilgiyle izlenmektedir. Hatta bazı aktörler dizinin izlendiği ülkede, ülkemizden daha fazla takip edilmektedir. Aslında bu bağların kuruluyor olması sadece medya sektörüne değil özellikle ekonomi, turizm ve kültür alanlarına büyük katkılar yapmaktadır."
-"RTÜK'ü yasaklayan değil danışılan ve özendiren bir kurum olarak düşünebiliriz"
Çin Halk Cumhuriyeti Medya ve Enformasyon Bakanının heyetiyle üç gün önce kendisini ziyaret ettiğini anlatan Arınç, görüşme sırasında medya sektörü konuşulurken kendisinin 1,5 milyar nüfusu olan Çin'den Türkiye'ye gelen 133 bin turistin çok küçük bir rakam olduğunu söylediğini, konuk bakanın da "Bu doğrudur, bunu gidermek için en iyi çare Türkiye'nin belgesellerini, dizilerini, yapımlarını karşılıklı olarak paylaşalım ki Çinliler de Türkiye'yi daha fazla tanısınlar" dediğini aktardı. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Demek ki dizi veya film sektöründe muhataplara düşen bir görev var. Çin ile birlikte sadece yakın coğrafyamıza değil artık tüm dünyaya hitap edecek senaryolar, kurgular ve içeriklerle de hedefimizi büyütmeliyiz. Bir Çinli, bir Rus, bir Avustralyalı neden hoşlanır? Global kültür neden daha fazla izlenir, bunun yollarını bulmalı ve araştırmalıyız. Dizi sektörüne artık yakın coğrafya küçük gelmektedir. Asya, Amerika, Pasifik, Uzak Doğu pazarlarında dizilerimizin ve filmlerimizin en önde olması için stratejiler geliştirmeliyiz.
Bakınız TRT bir zamanların tek televizyonu olarak 70 ve 80'li yıllarda 100'den fazla yabancı diziyi ithal ederek yayınlamıştı. Ekonomik masraf ve ithalat boyutu bir tarafa dizilerin toplum üzerindeki etkisi daha önemlidir. Genelde ABD menşeli olan bu dizilerdeki karakterler, aile meclislerimizde yaşayan ve konuşulan karakterlerdi. Şimdi devran değişti, artık bize bizi anlatan, bizi başkalarına anlatan diziler, yapımlar daha çok yapılıyor. Medya yapımlarımız artık uluslararası bir konuma geldiği için daha hassas, daha kaliteli ve küresel işler yapmak için çabalamalıyız. İşte RTÜK'ü bu anlamda, uluslararası bir marka olan yapımlarımız ve yayınlarımız konusunda yasaklayan değil danışılan ve özendiren bir kurum olarak da düşünebiliriz. Sadece diziler değil şüphesiz. Şimdi televizyonlarımızı herkes takip ediyor. Bir ekonomik yatırım olarak, bir gazeteci dil biliyorsa haberini yapmak için kanallarımızı da izliyor. Yaptığımız yayınları küresel dünyanın beğenisine sunuyorsak RTÜK'ü bir danışman ve otorite gibi dikkate alabiliriz."
-"Karasal sayısal yayıncılıkla ilgili çalışmaları tamamlamak üzereyiz"
Sağlığın önemine ve hükümetin bu alanda yaptığı çalışmalara da dikkati çeken Arınç, son 3-4 yıldır televizyonlarda bazı kozmetik ürünlerin ve ilaçların pazarlandığını, RTÜK'ün bitkisel bir takım ürünlerin "her derde deva" ilaçlar gibi pazarlandığı yayınlarla etkin bir şekilde mücadele ettiğini kaydetti. Arınç, "RTÜK, toplumun genelini ilgilendiren konularda üzerine düşen görevi yapıyor" dedi.
20 yılda pek çok ilerleme ve gelişmenin yaşandığı görsel işitsel medya sektöründe hala çözümlenmemiş sorunlar bulunduğuna işaret eden Arınç, "Bunlardan en önemlisi karasal sayısal yayınlara geçişin düzenlenmesidir. Geçen yıl gerçekleştirilen karasal sayısal yayın lisansı sıralama ihalesi, bildiğiniz gibi bir kısım mahkemeler tarafından durduruldu, bir kısım davalarda da iptal kararı verildi. Ancak bu durum Türkiye'nin karasal sayısal yayıncılığa geçemeyeceği anlamına gelmemektedir. Bu sorunun çözümüne ilişkin çalışmalarımızı tamamlamak üzereyiz" değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti hükümetleri döneminde RTÜK'ün, aralarında akıllı işaretler, koruyucu sembol sistemi, çocuklara medya okuryazarlığı dersi gibi önemli çalışmalara imza attığını belirten Arınç, Türkiye'nin girişimiyle Karadeniz Yayıncılık Düzenleyici Kurullar Forumu ve İslam İşbirliği Teşkilatı Düzenleyici Otoriteler Forumu'nun kurulduğunu anlattı. Yeni yayıncılık mevzuatı, olağanüstü dönemlerde uyulacak yayın ilkeleri, spor programları rehber ilkelerinin son dönemde gerçekleştirilen uygulamalar arasında yer aldığını belirten Arınç, şöyle devam etti:
"Bizler RTÜK'ün tarafsız ve özerk bir şekilde görevini yerine getirmeye çabaladığını düşünüyoruz. Bildiğiniz gibi Üst Kurul, siyasi partiler tarafından aday gösterilen ve TBMM Genel Kurulu tarafından seçilen dokuz üyeden oluşuyor. Üyelerin siyasi partiler tarafından aday gösterilmesi, kendilerini 'AK Parti'li üye, CHP'li üye, MHP'li veya BDP'li üye' olarak nitelendirmemizi ya da onların bir partinin sözcüsü gibi davranmalarını doğru kılmaz. Üst Kurul üyeleri, göreve başladıkları andan itibaren tarafsız davranmakla sorumludurlar. RTÜK ile ilgili bakan olarak ben ve diğer siyasi kişiler ne kadar farklı düşünürsek düşünelim, onların tarafsızca aldıkları kararlara saygı göstermek durumundayız.
Kurumların hayatında 20 yıl çok uzun bir süre olmasa da insan hayatında 20 yıl uzun bir süredir. 1994 yılında doğan çocuklar bugün 20 yaşında ve üniversite çağında. Bütün çocuklarımıza da RTÜK'e de hayırlı ve mutlu bir gelecek temenni ediyorum."
Bakmadan Geçme